Müjde

Resmi makamlarda da bulunmuş emekli hukukçularla, barolara kayıtlı hukukçular, Bektaşi Babası’na rastlamışlar, soruyorlardı:
– T.C.’de hukuk var mı?
***
Bektaşi Babası, içini çekti:
– Kendimi bildim bileli bu sorudan kurtulamadık; en iyi formül galiba “Yazı-Tura” atmak. “Yazı” gelirse var, “Tura” gelirse yok. “Yazı”yı muhalefet tutar, “Tura”yı da iktidar. Tartışmalar da bitmiş olur. Tartışmaları sürdürmek isteyenlere de:
“Yazı-Tura”nın sonucunu unutma, denir. Böylece evrensel bir şöhret de kazanmış oluruz. “Hukuksal olup olmadığını ‘Yazı-Tura’ atarak saptamış tek ülke!” diye…
***
Bektaşi Babası’na:
– Yazı-Tura’yı kim atacak, diye sorulduğunda da şu yanıtı aldılar:
– O sırada acil işi olmayan Meclis Başkan Vekillerinden biri atar; olur biter.
***
En iyisi galiba, hukuksal gerçekler aramak yerine; güncel hayatta çıkartılan derslere göre davranmak.
***
Geçen yüzyılın başlarında Sirkeci’de bir “Han” yaptıran bir emlak sahibi, yeni yaptırdığı hanının “Cümle Kapısı” üstüne şöyle yazdırmıştı:
Sakla samanı, gelir zamanı;
Sakladım samanı geldi zamanı,
Bir kar yağdı kiraz zamanı,
Sattım samanı,
Yaptırdım bu hanı.
***
Eski “Han”ların, “otel”lere dönmesi, çok da eski değil. 1940-50 arasında, hâlâ daha “ortaokul okuma kitaplarında” Faruk Nafiz Çamlıbel’in en uzun şiiri “Han duvarları” vardı.
***
O şiirin aklımda kaldığı kadarıyla ilk mısraları:
Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı,
Bir dakika araba yerinde durakladı.
Neden sonra sarsıldı altımda demir yaylar,
Gözlerimin önünden geçti kervansaraylar…
***
İnşallah yanlış bir şey yazmamışımdır.
22.9.1977 tarihli Hürriyet gazetesinde yayımlanmış imzasız bir küçük fıkra:
“Vaadi mukaddes
Artan fiyat artışlarıyla ortalık cehenneme döndü ya, şimdi yeniden vaat furyası başladı:
– Alınacak önlemlerle dar gelirliler korunacaktır.
– Sıkıntı içinde olanlar unutulmayacaktır.
– Tabandakilerin geçim düzeyi yükseltilecektir.
Ancak bunlara büsbütün de omuz silkmemek gerekir. Biliyorsunuz aynı sözleri Kutsal Kitap da yazar:
– Sıkıntı çeken Âdem rahata kavuşacaktır…
Sonra da ekler:
– Öteki dünyada…”
***
Müjdelere gelince…
Uzay’la ilişkilerin yoğunlaşması nedeniyle, Dünya’daki deniz ve okyanusların diplerinde yüzlerce, hatta binlerce yıl önce batmış gemiler saptanmaya başlanmış. Onların macunlaşmış durumları, “uzay füzeleri”nin bakımında çok işe yarıyormuş.
***
Bizim iç düzenlemelerde de epey batık tekne bulunduğunu tahmin ettiğimizde; uzmanlar onları çıkarıp bize verdiklerinde, biz de NASA’ya elbet bedava devretmeyeceğiz.
***
O batık teknelerin o kadar uzun süre denizlerin dibinde kalması, saklanan samanlara benzemiş.
***
Başka bir müjde aklımıza gelmedi, kimse kusura kalmaya.

Bir önceki yazımız olan Keremcem'in yeni imajı başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *