Liseli Gençler ve Şiddet Algısı Araştırması

Liseli Gençler ve Şiddet Algısı Araştırması’na göre gençler sıklıkla şiddete başvuruyor ve bu şiddetin mağduru da daha  çok kızlar oluyor.  Genç kızların en çok  maruz kaldığı ise  “flört şiddeti”

Genç Hayat Vakfı bir araştırma yaptı: Liseli Gençler ve Şiddet Algısı Araştırması. İstanbul’un farklı bölgelerinde yer alan 50 liseden 9’uncu sınıf düzeyinde 1.714 öğrencinin katıldığı bu araştırmanın sonuçları gösteriyor ki gençler sıklıkla şiddete başvuruyor ve bu şiddetin mağduru da daha çok kızlar oluyor. Araştırmanın sonuçlarını yorumlayan İstanbul Bilgi Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Travma Çalışmaları Programı Direktörü Ayten Zara flört şiddetine dikkat çekiyor.

–  Flört şiddeti nedir?

Flört şiddeti, duygusal birliktelik yaşayan iki kişiden birinin, genelde bu erkek olur, diğerini kontrol etmek, cezalandırmak, korkutmak ve baskı kurmak amacıyla sözel ya da fiziksel
şiddet uygulamasıdır. Erkeğin cinsel istek ve fantezilerini kız arkadaşına empoze etmesi flört şiddetine bir örnektir.
Ya da erkeğin genç kızın ne giyeceğine, nereye gideceğine, kimlerle buluşacağına karar vermesi, mahremini fotoğraflayıp sonra onu bunlarla tehdit etmesi de
flört şiddetine girer.

“Genç kızlar erkekten gelen şiddeti kabul edilebilir buluyor”

–  Türkiye’de çok yaygın görülen bir şey mi flört şiddeti?

Evet, giderek de artıyor aslında ama pek fark edilmiyor. Çünkü Türkiye’de kızlar şiddeti bir sevgi göstergesi olarak görüyor, “Erkeğin zaten böyle olması gerekir” diye düşünüyor. Erkek arkadaşından ya da kocasından dayak yediği zaman bunu hak ettiğini düşünen kadın sayısı düşündüğümüzden daha fazla. “Ben kadın olarak dik başlı davrandım, isyan ettim, hak ettim” diye düşünüyor. Yani yediği dayağı meşrulaştırıyor. Şiddetin yaygınlaşmasında en tehlikeli olan şey de zaten şiddete alışmak ve
bunu normalize etmek.

–  Kızlar neden “Erkeğin zaten böyle olması gerekir” diye düşünüyor, bu algıyı şekillendiren nedir?

Bunu şekillendiren pek çok şey var. Cinsiyet ayrımcılığı bunlardan biri,
belki de en temeli. Çocuklar çok fazla erkek egemen ve kadın edilgen bir bakış açısıyla yetiştiriliyor. Erkek egemen anlayışta erkek; baskı uygulayan, kontrol eden, başat ve buyurgan olandır. Toplumda böyle bir anlayış olduğu için kız çocuklar da erkekliğin böyle bir şey olduğunu düşünüyor, erkekten gelen şiddeti kabul edilebilir buluyor. Hatta böyle olmayan erkeğin de çok sıkıcı ve pasif olduğunu düşünüyor.

“Şiddet babadan oğla, mağduriyet anneden kıza geçer”

–  Beraber olduğu erkek de böylece kendinde sevgililik hakkıyla onun her şeyine müdahale edebilme gücünü görüyor…

“Sevgili olarak bana düşen bu kadını kontrol altında tutmak, gerektiğinde onu yola getirmek” diyor. Yakın çevremde
20 yaşında bir genç kız var, erkek arkadaşının talebiyle bütün gün evde oturuyor. Erkek arkadaşının izniyle, onun belirlediği kıyafetlerle dışarı çıkabiliyor. Yine erkek arkadaşının belirlediği insanlarla, onun belirlediği yere gidebiliyor ve bu durumdan gayet memnun! Çünkü ona göre bunlar sevgi ve ilgi göstergesi. Sahiplenilmesi, sevgilisinin ona önem verdiğine, onu çok arzuladığına dair bir işaret. Çocuklar şiddeti, bir çeşit stresle başa çıkma yöntemi olarak gözlemleyerek, model alarak, ebeveyni arasında yaşanan şiddete tanık olarak ya da şiddetin bire bir hedefi olarak öğrenir. Dolayısıyla şiddet babadan oğula geçer, mağduriyet de anneden kıza… Haberlerde, filmlerde ve dizilerde başat, buyurgan ve baskın erkeğin romantikleştirilmesi de şiddeti normalleştirir.

–  Şiddet eğilimi olan, baskıcı ama bir o kadar da romantik, yakışıklı dizi karakterlerini mi kastediyorsunuz?

Evet. Sanki sadece başat, buyurgan, baskın erkeğe âşık olunur, böyle bir erkekle evlenilir, onunla çocuk sahibi olunur, aşk ancak böyle bir erkekle yaşanır… Evet, hayatta böyle durumlar olabilir ama bu durumların kadını ezici, çok yıkıcı, ilişkiyi yok edici, aşkı öldürücü yanlarını dizilerde, filmlerde pek görmeyiz. Bize zarar veren masallarla büyüdük. Ve sandık ki bir gün biri çıkacak karşımıza ve biz onunla ömrümüzün sonuna kadar mutlu mesut yaşayacağız… Ama aslında aşk çok sınırlı bir zamanda yaşanan bir duygu. Ömrünün sonuna kadar âşık, mutlu yaşayacağını düşündüğün zaman aşkın bitmesine, sorunların çıkmasına hazır değilsin demektir. İnsanlar çoğu zaman mutlu yaşayamıyor çünkü ilişki sorunları var, çocukların, hayatın sorunları var. Diziler bizi bu gerçeklerden uzak tutuyor.

“Erkek arkadaşın kıyafete karışması bir çeşit şiddet”

–  Flört şiddetini önlemek için ne yapmak lazım?

Gençlere flört şiddetinin ne olduğunu anlatmak lazım. “Erkek arkadaşının kıyafetine karışması şiddetin bir çeşidi. Böyle yaparak seni küçük düşürüyor; sana, kendinle olan algını zedeleyen bir şey yapıyor” demeliyiz. Onlara sağlıklı ve şiddet içermeyen ilişki becerileri kazandırmalıyız. Sağlıklı ilişkilerle ilgili bilinmesi gereken üç şey vardır. Bir; ilişki karşılıklı olarak beslemelidir. Sevgi, saygı, ilgi anlamında… İki; hayatın zor ve sıkıntılı durumlarında iki tarafın da birbirini desteklemesi gerekir. Üç; ilişki her iki tarafı da geliştirmelidir. Bir de flört şiddetine maruz kalanların yardım alabilecekleri kaynakları çoğaltmak lazım. Şiddete başvuranların alacakları cezaları ve tedavi şekillerini belirlemek gerekir. –

Güliz Arslan

 

Bir önceki yazımız olan Ölünün külünden elmas yapmak! başlıklı makalemizde algordanza, İsviçre ve kremasyon hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *