Kültür sanatın kahramanlarına 3 soru

Kültür sanatın kahramanları rüyalarından vazgeçmiyor rüyalarından vazgeçmiyor

Onlar olmasa, Türkiye’de kültür sanat bu kadar gelişmeyecek, renklenmeyecekti. Tıpkı ABD’nin önde gelen sanayi aileleri Rockefeller, Guggenheim veya Vanderbilt’in 20’nci yüzyıl başlarında yaptığı gibi, Cumhuriyet tarihi sanayicilerinin fertleri de bizim kültür ve sanat hayatımıza nefes veriyor. Bugün Eczacıbaşı, Kıraç, Koç aileleri denince sadece iş iştiraklaıi değil, halka açtıkları değerli koleksiyonları, kurdukları vakıflar, düzenledikleri festivaller ve müzeler akla geliyor. Özellikle son beş yılda müthiş bir hareketliliğin yaşandığı güncel sanatın baş aktörlerini, bir araya getirdik. İnan Kıraç, İstanbul Pera’daki ofisinde Bülent Eczacıbaşı ve bize ev sahipliği yaptı. Türk basınına hiç röportaj vermeyen Ömer Koç ise yoğun programı arasında ilk kez sorularımızı yanıtladı.

Sanatın öncülerine üç soru yönelttik.
1. Kültür sanat alanında gelecek 10 yılda nasıl gelişmeleri öngörüyorsunuz?
2. Sizin hayaliniz nedir?
3. Kurumunuzun gerçekleştirmeyi planladığı yeni projeler, ortaklıklar var mı?

İNAN KIRAÇ (Kıraça Holding ve Suna-İnan Kıraç Vakfı Başkanı)

1. Özel sektör, kültür-sanat alanında 1970’lerde başlayan ve 2000’lerde de büyük hız kazanan teşebbüsleriyle, gerek plastik sanatlar, gerek müzecilik, gerekse sahne sanatları gibi alanlarda öncü diyebileceğimiz çalışmalara imza attı.
Biz de Suna’yla ve kızımız İpek’le, kurduğumuz ve destek verdiğimiz vakıfların bünyesindeki müzelerle, enstitülerle ve belki de yakın bir gelecekte, konser salonları ve daha kapsamlı kültür merkezleriyle, ülkemize ve insanımıza bir şeyler vermeye çalışıyoruz.
Bu çalışmaların, şu ana kadar çeşitli nedenlerle bu alana eğilme imkanı bulamamış iş insanları tarafından örnek olarak alınacağını, sermaye sahiplerinin ve kurumların gelecekteki 10 yılda kültüre ve sanata, daha da büyük imkanlı teşebbüslerle daha geniş destek vereceğini düşünüyorum. Diğer taraftan bu teşebbüsler, tek tek bireylerin de heveslenerek bu alana eğilmesini sağlayacak, insanlar bütçelerine göre, sanat eserlerine eğilecek veya ilgi duyduğu objeleri toplayacaktır.
Yani, kültürel, sanatsal mesenliğin ve bu alandaki filantropik teşebbüslerin, toplumun imkanı olan kişi ve kuruluşlarına örnek olacağı ve toplumda ilgi uyandıracağı muhakkaktır. Bu çerçevede açılan müzelerin, kültür merkezlerinin, galerilerin bu alandaki devlet kuruluşlarını da özendireceğine, bütün bu çabalarla, sanatın çok daha geniş kitlelere ulaşacağına inanıyorum. Ayrıca, bu durum, danışmanlık, eleştiri, koleksiyonculuk, müzayedecilik gibi müesseselerin de gelişmesine neden olacaktır.

Bu çerçevede, sanatın, ekonomisini de beraberinde geliştireceği ve yakın gelecekte, bu alanda iyi yetişmiş gençlere yeni iş imkanları doğacağını da ifade etmek isterim.
2. Hayalim, eğitime çok önem veren, bu çerçevede insan kalitesi daha da yükselmiş, sanatı ve kültürel etkinlikleri olabilecek en geniş çerçevede kucaklayan bir Türkiye’dir.

3. Suna ve İpek’le bir hayalimizi daha gerçekleştirmek için çalışıyoruz. Tepebaşı ile ilgili ümidimizi kaybetmedik. Uygun şartlar sağlanırsa İstanbul’a çok kapsamlı bir kültür merkezi armağan etmeyi, yaşadığımız tüm olumsuzluklara rağmen, hâlâ düşünüyoruz…

Kültürel gelişme sadece büyük şehirlerde olmayacak

Bülent Eczacıbaşı:  Eczacıbaşı Holding ve ve İKSV’nin (İstanbul Kültür Sanat Vakfı) Yönetim Kurulu, İstanbul Modern Sanat Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı.

1. Son yıllardaki tüm gelişmeler, Türkiye’de sanat üretiminin hem verimlilik hem de çeşitlilik bakımından, hızlanarak artacağını gösteriyor. Bu süreçte İstanbul’un, Türkiye’nin kültür sanat alanındaki merkezi olmaya devam edeceğini, Avrupa Kültür Başkenti olmasının getirdiği avantajların da etkisiyle, bu konumunun önümüzdeki yıllarda daha da güçleneceğini düşünüyorum. Ancak gelişme sadece İstanbul, Ankara, İzmir’de olmayacak gibi görünüyor; Türkiye’nin başka kentlerinde de, güncel sanatlar alanında hareketlilik yaşanacağını tahmin ediyorum.
Ayrıca, 10 yıla kalmadan, İstanbul’da şimdiye kadar Beyoğlu ve çevresiyle sınırlı kalan kültür ve sanat etkinliklerinin, kentin farklı bölgelerinde açılacak galeriler ve kültür merkezleriyle yaygınlaşacağı anlaşılıyor.
Bence, önümüzdeki 10 yılın önemli bir gelişmesi de ülkemizin sanatçılarının giderek artan sayıda ve nitelikte uluslararası proje oluşturmaları ya da bunların içinde yer almaları olacak.
2. Öncelikle kültür ve sanat eğitiminin, temel eğitimin bir parçası haline gelmesini, çocuklarımıza daha küçük yaşlarda bu duyarlılık ve farkındalığın kazandırılmasını hayal ediyorum. Bir başka hayalim de, kültür sanat alanındaki sergi ve gösteri mekanları ile eğitim kurumlarının sayılarının arttığını görmek.
Katılımcılık ve çeşitlilik içeren bağımsız kültür politikalarının geliştirilmesini de önemli buluyorum. Tabii, bu hayallerin gerçekleşmesi için, yerel yönetim ve merkezi idarenin maddi kaynak ayırması gerekiyor.
3. İKSV olarak, misyonumuz doğrultusunda, kültür ve sanat yaşamına nasıl daha fazla katkımızın olabileceğini, hangi alanlardaki eksikleri gidermek üzerine neler yapabileceğimizi araştırıyoruz. Bu çalışmalar sonucunda aldığımız bir karar, İstanbul Festivalleri olarak anılan beş etkinliğimize bir yenisini eklemek yönünde: 2012’de gerçekleştireceğimiz Uluslararası İstanbul Tasarım Bienali, bu alandaki en geniş kapsamlı etkinlik olacak.
Ayrıca İKSV binasında yer alan performans merkezimiz Salon’da gerçekleştirilecek sosyal sorumluluk projeleriyle ilgili çalışmalarımız da var. Tüm bunlara ek olarak önümüzdeki dönemde gençlere yönelik projelere, şimdiye kadar olduğundan da fazla ağırlık vereceğiz. İstanbul’da gerçekleştireceğimiz etkinliklerin yanı sıra önümüzdeki yıllarda yeni ortaklıklarla yurtdışı etkinliklerimizi çeşitlendirmeyi de sürdüreceğiz. Önümüzdeki yıl İskandinav ülkelerinde gerçekleştireceğimiz bir yurtdışı projemiz için çalışmalara başladık bile.
Ayrıca 2012 yılında Türkiye ve Hollanda arasındaki diplomatik ilişkilerin 400’üncü yılı kutlanacak. Bu konuya da özellikle önem veriyoruz.

Koleksiyonlar zenginleşecek,yeni müzeler açılacak

ÖMER KOÇ: Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve ARTER Yürütme Kurulu Başkanı

1. Geçen 10 yıl içinde ülkemizde gözlemlediğimiz sanatsal gelişmelerin gelecekte daha büyük bir ivmeyle yeni kazanımlara yol açacağını düşünüyorum. Bu bağlamda koleksiyonların daha zenginleşeceğini, yeni koleksiyon ve müzelerin halkın hizmetine sunulacağı düşüncesindeyim. Bu gelişmelerin genelde daha donanımlı bir kültür sanat altyapısının oluşmasına yönelik adımları tetikleyeceğini umuyorum.
2. Ülkemiz sanatsal üretimine ulusal ve uluslararası ilginin giderek artıyor olmasını geleceğe yönelik hayallerimizin gerçekleşen ipuçları olarak değerlendiriyorum. Geleneklerimizi korumak kadar, bugüne ait kültür sanat üretiminin gelecek nesillere aktarılması konusunda daha duyarlı bir toplum olmayı hedeflemeliyiz. Eğitim politikalarında kültür sanata öncelik verilmesi, zengin kültürel mirasımızdan hareketle çağdaş değerleri özümsemiş bireylerin yetiştirilmesi, sanatsal üretimi özendiren ve destekleyen mekanizmaların geniş kitlelere ulaşır bir biçimde örgütlenmesi hayallerim arasında…
3. 8 Mayıs 2010 tarihinde ‘Starter’ sergisiyle açılışını gerçekleştirdiğimiz ‘ARTER – sanat için alan’ çağdaş sanat alanındaki gelecek girişimlerimizin bir habercisi niteliğindedir. Vehbi Koç Vakfı çağdaş sanat koleksiyonunu zenginleştirmeyi sürdürürken, koleksiyonlarımızın sergileneceği bir müze projesi üzerinde çalışmaktayız.

Bir önceki yazımız olan 10. Akbank Kısa Film Festivali başlıyor başlıklı makalemizde 10. akbank kısa film festivali, akbank kısa film festivali ve kısa film hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *