Küçük Mutfak Sırları’nın sunucusu Ece Zaim

Türkmax Gurme’de hafta içi hergün “Küçük Mutfak Sırları” adlı program yapan Ece Zaim, 9 aylık oğlunun sadece hayata değil, yemeğe bakışını da değiştirdiğini söyledi…

“Küçük Mutfak Sırları”nda her güne özel tarifler yapıyorsunuz. Neden?
Farklı malzemeler kullanarak pratik ama bir o kadar da lezzetli yemekler yapmaya çalışıyorum. Haftanın beş günü olduğu için programın sıkıcı olmaması adına her günü böldüm.
Pazartesi gününü tatlı günü yapıyorum. Zaten bir tatlı geçmişim var, pastanem vardı.
Salı günü ev yemeklerini biraz daha modernleştirip, kendi yorumumu katıyorum. “Ev Yemekleri Sıkıcı Olmak Zorunda Değil” başlığı altında yemekler yapıyorum.
Çarşamba günü 1,5 yaşında bir oğlum var, onunla bir ek gıda maceramız oldu. Hâlâ her gün o ne yiyecek diye düşünüyorum. Annelerin de böyle dertleri olduğunu bildiğim için çocuk ve bebek yemekleri günü yapıyorum. Çarşamba günleri şekersiz, katkısız, tuz koymadan nasıl yemekler yapabiliriz bunun peşindeyim.
Perşembe günü benim en sevdiğim öğün olan kahvaltı günü yapıyorum.
Cuma günü de programda restoran kalitesinde ama evde yapabileceğiniz yemekler hazırlıyorum.

Kanalla yollarınız nasıl kesişti ?
Çok sürpriz bir proje oldu. Yemek ve ailem benim tutkum. Ama oğlum Demir Yiğit doğduktan sonra bu tutkum daha da arttı. Programdan önce yemek üzerine danışmanlık ve yazarlık yapıyordum ama daha yavaş bir iş hayatım vardı. Bu işleri birlikte yaptığım kişi beni referans olarak kanala göstermiş. Aklımda hiç olmayan bir işti. Bir arkadaşım beni kanala önerdi ve demo çekimine çağırıldım.

Siyasal bilimler ve uluslararası ilişkiler okumuşsunuz. Neden öncesinde gastronomi okumayı düşünmediniz?
Gastronomi okumak istiyordum. O yüzden üniversite sınavına çalışmadım diyebilirim. Gastronomi olan üniversiteler o zamanlar yeniydi ve bana “İstersen işletme, iktisat, uluslararası ilişkiler oku üzerine gastronomi okuyup yurt ışında bunu yapabilirsin” gibi tavsiyeler geldi. Ben de bunlardan birini okudum ama hiçbir zaman yapmayı düşünmedim. Aşçılık okuluna gittim, restoranlarda çalıştım ve zaten kopamayacağımı anladım.

‘9 aylık oğluma hiç çikolata yedirmedim’

Restoranda şef olarak çalışırken pastane açma fikri         nasıl doğdu?
Çok erken yaşta çalışmaya başladım. Üniversiteden mezun olur olmaz aşçılık okuluna gittim ve ardından stajımı yaptım. Çok yoğun bir staj dönemi geçirdim. Sonra o restoranda çalışmaya başladım ve makarna şefi olarak başka bir yere geçiş yaptım. Orada birlikte çalıştığımız kişinin taahhütleri bana uymadı. Restoran işi gecedir, düzenli bir hayatı olan kişiye uygun değil. Ben de evliyim. Eşim beni destekliyordu ama her gece 02.00’de eve gelmek de hoşuma gitmiyordu. Bu nasıl düzenli hale getirebilirim diye düşünüp pastane işine odaklandım. Yurtdışında geziler yaptım, ünlü pastanelerin neleri var onlardan yedim. Türkiye’ye hangi konsept uyar, ikisini nasıl birleştirebilirim diye düşündüm. Bir ortağım vardı, başta aynı hislerle yola çıkmış olsak da oğlum doğduktan sonra o farklı bir iş yapmak istediğini söyledi. Böylece oğlum bir aylıkken pastaneyi devrettik.

Yaptığınz tarifleri bir kitapta toplamayı düşünüyor musunuz?
Amacım çok güzel bir yemek kitabı yazmak. Hani herkesin kariyerinde çok istediği bir şey vardır ya benimki de kitap yazmak. Öyle bir kitap olsun ki,  alan kişilerin “Bu kitabı iyi ki aldım. Sayfa sayfa yaptığım tariflerin hepsi çok iyi sonuç veriyor” diyebileceği baş ucu kitabı olsun istiyorum. O yüzden asla onu hızlandırmak gibi bir niyetim yok.  Amacım çok güzel bir yemek kitabı yazmak.

Annelik mutfağa nasıl yansıdı?
Öncelikle çok daha bilinçliyim. Özellikle malzemelerin nereden geldiğine, üretim yerlerine, nasıl bir toprakta yetiştiğine kadar daha derin düşünmeye başladım. Oğlum şu an     9 aylık, onu emzirdikten 6 ay sonra ek gıdalarla beslemem gerektiğinde organik ve şekersiz tariflere merak saldım. Oğlumu en azında 2-3 yaşına kadar maksimum derecede çikolatadan, şekerden ve işlenmiş gıdalardan nasıl korurum gibi bir kafa yapısına büründüm. Mesela şu ana kadar hiç çikolata yemedi. Paketli ve dışarıdan alınmış hiçbir şey yedirmedim. Aslında anneler bir tık daha efor sarf ederek meyveyi kutulu almasınlar, meyve suyunu pakette almasınlar. Özellikle tavuk, yumurta ve pirincin organik alınmasını tavsiye ederim.

Severek yapılan yemek güzeldir!

Size göre yemek yapmanın bir formülü var mı ?
Temiz ve hijyenik olmak çok önemli. Temiz olmadan mutfakta olmanın hiçbir manası yok. Malzemeye saygılı olunmalı, israf edilmemeli ve iyi işlenmeli. En önemlisi ise yemeğinizi severek ve gönülden yapmaktır. Severek yapılan yemek kesinlikle güzel oluyor. Sevmenin yanında da kesinlikle o yemeği tadın. Her yemek, her aşamada tadılır ve böylece mükemmel sonuç elde edilir.

Damak tadımız değişiyor mu?
Bu tarz kanal ve programların olması çok iyi bir şey.  İnsanlar artık yeme içmeye daha çok meraklı. Eskiden patlıcan sadece bir şekilde yapılır, bu yemeğe domates katiyen konulmaz düşüncesi vardı. Artık modada olduğu gibi hiçbir sınır yok.

MELİS GÜVENÇ – Milliyet TV

Bir önceki yazımız olan Gül Gölge Saygı sunuculuğa dönmek istiyor başlıklı makalemizde Gül Gölge Saygı, Gül Gölge Saygı röportaj ve Love my Body hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *