Koramiralden veda mektubu

30 August 2013 Friday, 21:06

Balyoz davası nedeniyle 18 yıl hapis cezası alan ve Yüksek Askeri Şura kararıyla emekliye sevk edilen Koramiral Abdullah Can Erenoğlu, önümüzdeki hafta tutuklu bulunduğu Hadımköy Askeri Cezaevi’nden Silivri Ceza ve İnfaz Kurumları yerleşkesine sevk edilecek. Erenoğlu, dün itibariyle 46 yıllık üniformasına “Arz-ı Veda” başlığıyla kaleme aldığı bir mektupla veda ederek emekli oldu.  Mektubuna “Yargı eliyle esir alındım” diye başlayan Erenoğlu, sözlerine şöyle devam etti:
“Dini istismar eden, aydınlıktan korkan, basiretsiz ve iğrenç kimselerin iftiraları ve ihaneti sonucunda önce Hasdal sonra Hadımköy’de olmak üzere ülkeme en faydalı olacağım, en birikimli ve değerli iki yılımı özgürlüğümden mahrum bırakılmış durumda doğduğum şehirde geçirdim. Bu yıl Yüksek Askeri Şura tarafından alınan kararla en temel hukuk ilkelerinden biri olan ‘masumiyet karinesi’ hiçe sayılarak yargılama süreci sona ermeden 30 Ağustos 2013 tarihi itibariyle emekli edildim. Sonuçta 15 yaşında giydiğim ve ettiğim askerlik yeminine bağlı kalarak taşıdığım bu üniformayı 46 yıl sonra çıkarmak zorunda bırakıldım.
Hiçbir anından pişman olmadığım ve tekrar dünyaya gelsem yine seçeceğim deniz subaylığı maceramı yanımdaki iftiraya uğramış seçkin Bahriyeliler ve silah arkadaşlarım ile birlikte Hadımköy’de noktalıyor ve üniformamı yüreği vatan, millet ve Atatürk sevgisi dolu genç bahriyeliler ile gönüllere emanet ediyorum.”
“Benim için üzücü olan, bu davanın siyasi bir dava olduğu ve komplo ile Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Atatürkçü, aydın, yurtsever ve saygın personelinin tasfiyesinin hedeflendiği ve delillerin düzmece ve iftira ürünü olduğunun bilinmesine rağmen, sahip çıkması gerekenlerin olmayan yargı ve hukuka güvendiklerini söyleyerek bizleri yalnız bırakması, toplu tutuklamalara ve keyfi yargılamalara, özetle dünyada örneği görülmemiş kin ve nefrete dayalı ‘bir hesaplaşma’ için darbeden nefret eden masum insanlardan intikam alınmasına sessiz ve kayıtsız kalmasıdır.

‘Maske takan hainler’
Daha vahim olan ise Deniz Kuvvetleri’ni iftiralarla cuntacı, terörist, fuhuş, casusluk ve şantaj yapan, amirallerine suikast planlayan suç şebekesi gibi gösteren ve bizleri tasfiye edenlerin içinde silah arkadaşı maskesi takan ve komplocularla işbirliği yapan hainlerin bulunmasıdır. Bir başka bir üzüntü kaynağım da, bildiklerini açıkça ortaya koyamayanlar ile her türlü güçlüğe göğüs gererek sadakatle görev yaptığımızı ve suçsuz olduğumuzu bilenlerin de üniformamızı çıkarmamıza onay vermeleri olmuştur.”

‘Huzurluyum’
“Türkiye Cumhuriyeti’nin önemli sıkıntılara girdiği ve karanlıklara çekilmek istendiği esaret günlerimi de içeren bu süreç bir hukuk katliamı ve insanlık suçu olarak tarihteki yerini alacaktır. Bu süreçte bazı arkadaşlarım aile yakınlarını kaybetti, bazıları kahpelerin iftiralarını onurlarına yediremeyip intihar ettiler.
Esaret günlerimde ruhum ve düşüncelerim hapsedilemedi. Mustafa Kemal’in Cumhuriyet Donanması’nın bir amirali olarak bedenim tutsak olsa da düşüncelerim ve ruhum sonsuza dek hür kalacaktır. Bu sürecin başından itibaren ‘doğru tarafta’ olduğum için huzurluyum. Aziz milletim emin olsun. Vicdanım ve yüreğim tertemiz, alnım ak, başım diktir. Hain bir komplo sonucu iftira ve yalanlarla özgürlüğümden mahrum bırakılmam, devletin birliği ve ülke bütünlüğü için hayatı pahasına görev yapan Türk Deniz Kuvvetleri’nin onurlu bir amirali olarak masum olduğum gerçeğini asla değiştirmeyecektir.”
“Zaman devran üzerindedir. Kader aynasına bugün yansıyan yarın değişir. Bizler zalimlerin bile başlarını öne eğdirecek kadar mert bir ruh büyüklüğüne sahibiz. Bu ruhumuzla bize zulmedenleri de utandıracağız. 30 Ağustos 2013 tarihinden itibaren Bahriye’den resmi olarak ilişiğimi kesiyor ve bu onurlu bayrağı bizlerden devralacak gençlere sesleniyorum: Denizler dostunuz, rüzgârlar kardeşiniz, dalgalar arkadaşınız olsun. Kalpleriniz yaşam, insan ve deniz sevgisiyle dolsun ve pruvanız neta olsun. Dualarım her daim sizlerle olacaktır.

‘Takdir Türk milletinin’
Meslekteki son sözüm, Çanakkale Boğazı Nara mevkiinde 04 Nisan 1953 tarihinde İsveç bandıralı Naboland isimli şileple müsademe sonucu batan TCG Dumlupınar denizaltı gemimizdeki yiğit ve cesur Selami astsubayımın birkaç saat sonra şehit olacağını bile bile son nefesinde söylediği gibi ‘Vatan sağolsun’ olacaktır. Takdir, Yüce Türk milletinindir.”

Bir önceki yazımız olan Palalı medyaya savaş açtı: Düşmanımsınız başlıklı makalemizde birgün, palalı saldırgan ve sabri çelebi hakkında bilgiler verilmektedir.

Yorum yazın...

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz