Kim kimle konuşuyor hatta öpüşüp koklaşıyor

Cengiz Çetindoğan’ın sahibi olduğu ve bienal için kente gelen ünlü galerici, koleksiyonerleri ağırladığı davetteki misafirlerin elbiselerinin çiçekleriyle yalıdaki koleksiyonda yer alan Feyhaman’ın çiçekleri.
İstiklal caddesine bakan Arter’in önünde dünya müziği yapan sokak çalgıcılarına eşlik ederek göbek atan Türk kızlarına hayranlıkla bakan turistlerle sanat merkezinin dev beyaz duvarında yazılı Anne Ben Barbar Mıyım bienal afişi…
Uluslararası önde gelen birtakım müzelerin danışma kurulları üyesi hanımların leopar desenli lauferları, bileklerine yeni gittikleri Kapalıçarşı’dan alıp doladıkları tespihlerle Azade Köker’in Galeri Zilberman’daki Orman’ları…
Santiago Sierra’nın Jorge Galindo’yla ortaklaşa Madrid sokaklarında çektiği filmi Los Encargados’la Kenan Evren’e ilişkin her türlü kötü hatırat, imge, nesne, ses vesaire… (Evren’in de imgesini başı aşağıda bir arabanın üstünde bir Nispetiye, bir Tunalı Hilmi’de gezdirme isteğiyle birlikte…)
Yine Santiago Sierra’nın Leipzig anıtıyla, Türkiye’de bronz olduğu için hurdacılara satılmak üzere çalınan çoktan eritilmiş dolayısıyla kayıp tüm heykel anıtlar…
Antrepodaki İnci Eviner’in Kırık Manifestoları’yla şehrin üzeri griyle kaplı tüm duvar yazı ve portreleri…
Endonezya’dan gelen çevreci sanat kolektifi Honf Foundation’ın saksıdaki çiçekleriyle Gezi’ye yeni dikilen tüm resmi çiçekler…
Urban kafenin bir ucunu kapatan Çevik Kuvvet aracından inip sigara içen polislerle, her açılış öncesi ve sonrası Urban kafenin önünde sigara içen sanat dünyası insanları…
Hito Steyerl’in boş kovanıyla bu polislerin dolu olan bütün kurşunları…
Yine antrepoda Halil Altındere’nin Toki’ye google earth bakışıyla Gordon Matta Clark’ın apartmanlara attığı kesikler…
Lale Müldür’ün başrolünü oynadığı Azılı Yeşil filmindeki kürküyle Şener Özmen’in bir duvar kağıdı ve takım elbise olarak Filistin poşusu…
Rebecca Horn’un Galeri Artist’te yer alan İstanbul’a özel sergisi Kimyasal Düğün’deki kinetik mavi kelebek heykeli başta olmak üzere tüm hareketli heykelleri ve bir zamanların çılgın Constantinople’undaki partilerde boy gösteren bütün mekanik oyuncaklar…
Rietveld Landscape isimli Hollandalı kolektifin, ışıklandırdığı AKM maketiyle tam bir savaş sonrası kent görünümü manzarası yaratan AKM’nin gerçek cephesi…
Nil Yalter’in 1973 Paris’iyle Mısırlı Basim Magdy’nin Avrupa’sı…
Gülsün Karamustafa’nın buz kaplı Boğaz manzarası hatırası’yla Benera ve Estefan’ın Karadeniz’den aldıkları buz kütlesi…
Cengiz Çekil’in Rampa’daki temizlik bezinden vajinalarıyla Şükran Moral’ın CDA Projects’deki bir İsa olarak kendi portresi…
Yemek davetlerinde verişilen ve masalarda unutulan kartvizitlerle Nilbar Güreş’in Rampa’daki Telefon Kulübesi…
Öğle vakti Karaköy lokantasının güllacı ve taze incirli muhallebisiyle ben…
* İki sanat yapıtının arasında kurduğu ilişkiyi ifade etmek için başta galericilerin ve sanat dünyası insanlarının kullandığı bir deyiş.

Bir önceki yazımız olan Ankara farklı düşünüyor başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *