Katharina Grosse kimdir?

Katharina Grosse kimdir diye soruyorsanız ve Katharina Grosse hakkında detaylı bilgi almak istiyorsanız bu yazıyı okumanızı tavsiye ediyoruz.

2012 yılında Milliyet Sanat’ta yayınlanan Özlem Ünsal’ın yazısı…

Alman. Lezbiyen. İnovatif soyut ressam. Sanatsal üretimde üç türe hakim: Enstalasyon, heykel, tuval resmi… Katharina Grosse, ilk kez Dirimart’daki solo sergisiyle İstanbullu izleyicilerin karşısına çıkıyor. Kendisiyle yaptığımız söyleşiyi kariyerine ve sergisine ilişkin notlarla bir araya getirdik.

Katharina Grosse, deyince akla sprey boyalar, parlak fosforik renkler, tuvalden mekana taşan ve uzamda devam eden yapıtlar geliyor. Grosse’nin en ilgi çeken işlerinden biri MASS MoCA’da geçtiğimiz yıl gerçekleşen “One Floor Up More Highly” adlı sergisindeki yerleştirmesiydi. Sergide sanatçı, kum ve toprak yığınlarının yanı sıra straforlar ve tabii ki sprey boyalarıyla yeniden bir atmosfer yaratıyordu. Kum tepecikleri mimaride yeni yüzeyler yaratarak form algısına müdahalede bulunurken, bu durumu renklerle pekiştiriyor sanatçı.

Grosse’nin renkleri can alıcı, dikkat çekici! Renklerin sıralanışı ve sprey boyanın beraberinde getirdiği rastlantısallık bu kum tepelerine yeni bir hacim kazandırmayı da ihmal etmiyor. Enstalasyonun mekana olan müdahalesi, beyaz kübik strafor bloklarıyla organik bir form kazanıyor. Sanatçının enstalasyonlarında karşımıza çıkan bu beyaz kübik kitleler, kimi zaman bizi Grosse’nin tuvallerinde beyaz alanlar olarak yakalıyor.

Sanatçının MASS MoCA’daki enstalasyon görsellerini görünce, zihniniz 19. YY. Alman romantizminin önde gelen manzara ressamı Caspar David Frederick’in “Buz Denizi” adlı 97×127 cm boyutlarındaki tuval üzerine yağlı boya yapıtını hatırlayacaktır.

Onu ayrıcalıklı kılan

Hamburg’da Kunsthalle’nin koleksiyonunda olan bu resim şüphesiz ki sanatçının görsel hafızasında kayıtlı bir imge. Caspar David Frederick’in “Buz Denizi” adlı yapıtındaki buz kırıklarının resme kazandırdığı ışık, Grosse’nin enstalasyonlarında adeta bir ‘kristal’ rolü üstleniyor; renklerin ışığını arttırıyor, etkisini pekiştiriyor. Katharina Grosse’ye, işlerinde yer verdiği straforların Frederick’in resmine referans verip vermediğini sorduğumda şöyle diyor: “İşlerimde sanat tarihinde görebileceğiniz birçok esere ve döneme gönderme var…

Özellikle Caspar David Frederick’e referans verme çabasında değilim.” Sanatçıya bu soruyla beraber Jackson Pollock’un sanatıyla olan ilişkisini sordum.

Çünkü Grosse’nin kendine has tekniği, kullandığı malzeme ve üretim biçimi hızlı bir çalışmayı, performatif bir süreçi doğuruyor.

Bu noktada Pollock’un ‘action painting’ini anmamak olmaz… Sanatçının bu soruya da cevabı bir öncekini tekrar eder vaziyette.

Grosse’nin tekniği ve kullandığı malzemeler de onu farklı kılıyor. Kompresör ve sprey boya (spraygun) ile boyadığı mekanlar ya da tuval yüzeyleri, kullanılan boya ve aletlerin doğasının izin verdiği ölçüde bir kontrol imkanı tanıyor. Rastlantısallığın söz konusu olduğu bu üretim sürecini ‘kaotik’ veya ‘şans’ın rol oynaması olarak değerlendirmek mümkün. Sanatçıyla bu süreci nasıl yönettiğini ve kaosun, şansın işlerinde ne kadar etkisi olduğunu konuştuğumuzda, Grosse tekniğe hakim olmanın öneminin altını çiziyor. İşlerinde kaosun, şansın etkisini ve egemenliğini ayırt etmediğini belirtiyor.

Katharina Grosse’nin üç farklı tekniğe hakim olması onu ‘ayrıcalıklı’ kılan yanlarından biri kuşkusuz. Enstalasyon, heykel ve tuval resimleri arasında bir hiyerarşi var mı sorusuna sanatçı, çok net bir biçimde “Hayır” diyor ve ekliyor: “Ben resim, heykel ve mimari düzenlemelerin birbiriyle olan ilişkisiyle çok ilgiliyim. Bu üç teknik farklı ölçeklerde üretim yapmamı ve alanı geniş kullanmamı veya sıkıştırmamı sağlıyor.” Grosse’nin enstalasyonları arasında ‘mimari’ ana öge olarak karşımıza çıkıyor. Bunun en belirgin örneklerinden biri de sanatçının New Orleans Bienali’nde 2008 yılında gerçekleştirdiği “Prospect 1” adını taşıyan eserinde terk edilmiş bir evi sprey boyalarıyla boyayarak yapıta dönüştürmesiydi.

Katrina Kasırgası sonucu ortaya çıkan tabloya, Grosse turuncu ve sarı renkli sprey boyalarıyla müdahil olmuştu. Grosse’nin bir evi sanat eserine dönüştürme süreci tek bir örnekle sınırlı değil. Sanatçı, Vara Travel Center binasını ultramarin mavisine boyayarak üzerine kendine özgü heykellerini yerleştirdi.

Yüksek bir titreşime sahip olan ultramarin mavisinin üzerinde, binanın çatı bölgesinde beş neon renkli heykel yer alırken, arka cephede çatıdan aşağıda yer alan tren yoluna doğru inen altı heykel binayı sürreal bir imgeye dönüştürüyor. Binanın üzerıne meteor düşmüş etkisi yaratıyor… Binayı sanat eserine dönüştürme deyince sanat tarihi bize Gordon Matta Clark’ı referans veriyor.

Fakat Grosse, binaları bölmek, parçalamak yerine renklendirmeyi tercih ediyor.

Tuvallerdeki farklı hacimler

Katharina Grosse, enstalasyon konusunda bu kadar güçlü bir isimken maalesef Dirimart’daki sergisinde sadece tuvallerini izleyebileceğiz. “Can You Spell Mixing” adını taşıyan sergide sanatçının son üç yılda ürettiği sekiz resmi var. Sanatçının tuvallerine bakacak olursak; onun mimariye ve forma bağlı olarak geliştirdiği sanat anlayışı tuvallerinde de farklı hacimler yaratmak üzerine şekilleniyor. Sanatçı sprey boyalarla tuvalin iki boyutlu yüzeyinde hacim yaratmak için yüzeyi katbekat boyuyor.

Kimi zaman bu üstüste boyanmış parlak renklere tuval yüzeyinin beyazlığı veya siyahın nötrlüğü eşlik ediyor ki bu durumu mimarideki boşluk-doluluk ve mekan algısının tuvale yansıması olarak yorumlamak mümkün. Bulunduğu mekanla ilişkiye giren bu tabloların, boyama şeklinin izleyicinin algısında yarattığı imge ise sonsuzluk.

Resim, tuvalin sınırlarıyla sonlansa da izleyicinin zihninde sonsuz bir uzamda devam ediyor. Grosse’nin resimlerinde kullandığı parlak renklere eşlik eden beyaz-siyah gibi nötr renkler resmin sonsuza yayılan algısını pekiştiren ögeler olarak karşımıza çıkıyor, bu nötr renkler işin bulunduğu mekanla ilk önce ilişkiye giren renkler. Onun resimlerindeki katmanlı boyalar kimi zaman yırtılmış hissi verecek şekilde kompoze edilmiş. Bu tuvalin yüzeyindeki yırtılma hissi alttaki rengin farklılığıyla ön plana çıkıyor ve yüzeye derinlik veriyor.

Sanatçının malzeme tercihinin beraberinde getirdiği rastlantısallığın, sprey boyanın anarşist tavrının, yarattığı kaosun Grosse tarafından nasıl kontrol altına alındığının bir göstergesi bu tuvaldeki hacimlendirmeler…

Grosse’nin renkleri ve renklendirme üslubu, onu gelenekselin ötesine taşırken, sanatçının hakimiyetini ön plana çıkartıyor.

Bu arada ekleyelim: Sanatçının herhangi bir Türk kolleksiyonunda henüz bir eseri yer almıyor. Bu konuyu Grosse de teyit ediyor.

O yüzden bu serginin sanatçı için ayrı bir önemi olsa gerek… Bu noktada Türk koleksiyonerler için bazı müzayede sonuçları ve notlar: Geçtiğimiz günlerde düzenlenen Art Basel’43’ de Katharina Grosse’nin 2011-2012 tarihli tuval ve heykelleri satılıyordu.

Fuarda, Galeria Helga de Alvear (Madrid), Johann Köning (Berlin), Galerie naechst St Stephen Rosmerie Schwarzwalder (Viyana) ve Galerie Mark Müller (Zürih) Grosse’nin 214×147 cm, 244×204 cm ve 229×161 cm boyutlarındaki tuvallerini sergiliyordu. Eser fiyatları 35 bin ile 45 bin euro aralığında yer alıyordu. Galeri çalışanları bu fiyatların ‘liste fiyatı’ olduğunu belirtiyordu.

Öte yandan Christie’s’in 14 Eylül 2011 tarihinde Londra’da gerçekleştirdiği ‘Post-War & Contemporary Art’ müzayedesinde Grosse’nin 2002 tarihli ve imzalı 57.7×39.4 cm boyutlarındaki neon ve metalik sprey boya tekniğindeki resmi 2 bin 450 dolara alıcı buldu. Sanatçının bir diğer işi ise Sotheby’s’ in 14 Ekim 2011’de gerçekleştirdiği Çağdaş Sanat Müzayedesi’nde 12 bin 500 pounda satıldı.

Bir önceki yazımız olan Bedenlerin tekinsiz doğası başlıklı makalemizde Berlinde de Bruyckere, Bruyckere ve plastik sanat hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *