Karikatüristler Charlie Hebdo için ne dedi?

Ünlü Fransız siyasi hiciv dergisi Charlie Hebdo’ya yapılan baskınla yaşanan katliamı karikatüristlerimizle konuştuk. Hepsi dehşet içindeydi. Tan Oral “Yakıcı bir üzüntü kapladı bedenimi” dedi.  “Büyük şok”, “Arkadaşlarımızı kaybettik”, “Bu saldırı bize yapıldı”, “İnsanın içi yanıyor”… Yedi yıldır yarı zamanlı olarak Paris’te yaşayan, öldürülen karikatüristleri yakından tanıyan Tuncay Akgün ise olayı “karanlıkla aydınlığın çatışması” olarak özetledi

Dokuz yıl önce Türkiye’den 10 karikatüristle buluşmuş, Danimarka kaynaklı karikatür krizini, Müslümanların peygamberi Muhammed’in karikatürlere konu olması nedeniyle İslam dünyasında yaşananları konuşmuştuk. Konu mizahtı. Özü eleştiri, hiciv, güldürü olan… Dokunulmayana dokunan, tabuları yıkmaya çalışan… Aradan neredeyse 10 yıl geçti. Ve gördük ki 10 yıl içinde ileriye, aydınlığa gidileceğine iş ölümcül boyutlara vardı. Geçtiğimiz çarşamba Paris’in göbeğinde, ünlü haftalık siyasi hiciv dergisi Charlie Hebdo’nun sabah toplantısı basıldı, 30 küsur kişi kalaşnikoflarla tarandı, 12 kişi öldü, pek çok yaralı hastanede.
Ölenler arasında derginin yayın yönetmeni Charb yani Stephane Charbonnier, 80 yaşındaki dünyaca ünlü Georges Wolinski, pek çok
genç çizerin örnek aldığı Jean Cabut ve yine derginin çizerlerinden Bernard Verlhac ve Bernard Maris var.
Niçin öldüklerine gelince… Vahşice bir katliama kurban gittiler. Bu kadar. Katillerin bahanesi ise yine İslam dünyasıyla alay edilmesiydi.
Karikatüristlerimizi aradık. Ne hissediyorsunuz diye sorduk. Söyleyecek şeyleri çoktu ama konuşacak halleri yoktu. Yine de bizi kırmadılar, bu olayın “ama”larla tartışıldığı şu günlerde olayla ilgili duygularını, mizahla ilgili düşüncelerini paylaştılar.

Charlie Hebdo

1969’da kurulan Charlie Hebdo’nun her ne kadar Hz. Muhammed’i resmeden karikatürleri çok konuşulsa da dergi Katolikleri, aşırı sağcıları, siyasetçileri de hicveden karikatürler yayımladı. İslam dünyasının tepkisini 2006’da çekti, Danimarkalı karikatürist Kurt Westergaard’ın Hz. Muhammed’i resmeden karikatürlerini tekrar basarak… Kasım 2011’de, özel bir sayısında Hz. Muhammed’i kapağında resmederek onun ağzından “Gülmekten ölmezseniz 100 kırbaç” yazınca tepkiler arttı. 2012’de bazıları Hz. Muhammed’i çıplak resmeden karikatürler yayımlayınca Müslüman ülkelerin bir kısmından büyük protesto gösterileri oldu. Dergi tehditler aldı.

“Bizim ölümle değil yaşamla ilgili bir sıkıntımız var”

EMRE ULAŞ (Yeniçağ)

–  Ne olduğunu anlayamadık. İnsanın içi yanıyor.

–  Kimileri mizahla aşağılandıklarını hissediyor olabilir. Din konusunda fanatik olanlar sanat konusunda bir noktaya gelemiyor. Sanat için başka bir dünyaya açılmanız lazım, her şeyden bahsedebilmeniz gerek. Sanat samimiyet isteyen bir şey.

–  Korkmak diye bir şey yok. Zaten hepimiz ölüp gideceğiz. Tam tersine yaşamayla ilgili bir sıkıntımız var bizim. Özellikle Türkiye’de çizenler için söylüyorum bunu. Sürünüyoruz. Ben din konusunda bir şey çizemiyorum çünkü kazandığım o küçük paraya
ihtiyacım var. Bu başka bir korku.

“Mizah kural tanımaz, tabulara karşıdır”

ERCAN AKYOL (Milliyet)

–  Ailemden birileri gitti gibi hissediyorum. Ahbaplık, akrabalık duygularıyla üzgünüm. Meslektaş duygularıyla üzgünüm. İnsanlık adına üzgünüm. Türkiye, Müslüman bir ülke olarak biliniyor, ülkem adına üzgünüm. Yarın öbür gün Fransız ya da başka ülkeden meslektaşlarımla buluştuğumda biraz utanarak bakacağım yüzlerine.

–  Mizah kural tanımaz. Laik demokrasilerin işlediği ülkelerde bu böyledir. Biz Müslümanız ve daha mutaassıbız, o Hıristiyan ya, onun dini değerleri yok mu? Onlar kendi dini konularını da çiziyor. Mizah tabu olan her şeye karşıdır.

–  Biat kültüründen gelen adam alay edilmekten daha çok korkuyor. Bırak öldürmeyi karikatür nedeniyle dava açmak bile çok saçma.

“Karikatür zekanın ön planda olduğu bir hücum sanatıdır”

HASLET SOYÖZ (Milliyet)

–  Çok büyük bir acı. Ben de hâlâ büyük şoktayım. Bu olay özellikle İslam dünyasına yapılabilecek en büyük kötülük oldu. Ama bütün Müslümanlar böyle mi?

–  Korku olmaz olur mu!
Bizim de başımıza gelebilir
böyle bir şey. Çünkü karikatürün özünde eleştirme var. Hücum sanatı bu bir tür.

–  Çizerken insanların manevi değerlerine fazla girmemek, onları fazla rencide etmemek de gerekiyor. Çünkü karikatür zekanın ön planda olduğu bir güzel sanatlar dalı. Zeka azaldıkça eleştirinin dozu daha küfürsel bir hal alıyor. Fransa’daki bu arkadaşların durumunu biraz buna bağlıyorum. Yazıyla çiziyle sınırsız saldırı, aşağılama, alay etme özgürlüğünü hoş görüyoruz ama bu taraftan gelişmemiş bir insanın böyle korkunç tepki gösterebileceğini görmezlikten geliyoruz. Ama hiçbir şeyin karşılığı can almak olamaz.

“Bir dergi, birkaç kuşak karikatürist imha edildi”

TUNCAY AKGÜN (Leman dergisi yayın yönetmeni)

–  Charb’ı, Cabut’yu tanıyorduk, görüştüğümüz insanlardı. Ama Wolinski yakın dostumuzdu. Arkadaşlarımızı kaybettik. Bir taraftan onun derin
acısını yaşıyoruz.

–  Çok büyük bir şok yaşadım. Bize yapılmış bir saldırıymış gibi de hissettim. Bana, arkadaşlarıma, bütün mizah dünyasına yapılmış bir saldırı… Bundan sonraki tarihi etkileyecek çok ağır bir kayıp. Bir dergi, birkaç kuşak karikatürist imha edildi. Dehşet yaşıyoruz.

“Korku hissetmiyoruz, bizim hayatımız bu”

–  Şu anda bir korku hissetmiyorum. Bizim hayatımız bu. Geç kaldığı için ya da mazereti nedeniyle o toplantıya katılmayan Charlie çizerleri de aynı şeyi söylüyor: “Büyük bir acı içindeyiz ama devam etmek zorundayız”. Bu çatışma çok net bir çatışma. Karanlıkla aydınlık çatışıyor.

–  Mizahın bir masumiyeti var. Ustamız Oğuz Aral’ın söylediği çok güzel bir laf vardı, “Tanrı sarhoşları, çocukları ve mizahçıları korur” diye. Biz de hep tehditler aldık. Ama hayatımızdan ödün vermedik.

–  Ben Wolinski’yle röportaj yapmıştım. O zaman çok anlatmaya çalışmıştı, İslam düşmanlığı gibi bir hedefleri olmadığını. Onlar onun çizilemez olduğunu anlayamıyorlar aslında. Böyle bir şeyden insanların öldürülebileceğini düşünemiyorlar.

–  Bundan ne kadar korunabilirsinizki? Silahlı, gözü kara, vahşi, radikal insanlar bunlar. Organize olabilen… Tavuk gibi adam kesebilen…

–  Türkiye’de İslamofobi olayının abartıldığını düşünüyorum. Her zaman kriz anlarında “öteki” olanlar problem yaşar. Şu anda Avrupa’da böyle bir kriz var ama dendiği kadar derin, abartılı
bir İslamofobi de yok.

“Biz nefreti göğüsleyerek devam edeceğiz”

SALİH MEMECAN (Sabah)

–  Haberi duyduğumda insan olarak, bir karikatürist olarak kahroldum.

–  Meslektaşlarınız öldürülünce haliyle korkuyorsunuz. Size kötülük yapmak için bahane arayan çok. Bunlardan bazıları sosyal medya üzerinde de bu nefret dolu fikirlerini yayıp size tehdit oluşturabiliyor.

–  Ama biz bu tepkileri göğüsleyerek devam edeceğiz. Etrafta bir sürü nefret dolu insan var. Yaptığınız mizahı bahane edip size saldıracak… Mizahçıların bu tür insanlara pabuç bırakmaması lazım. Bırakmazlar da…

–  Eleştiri mizahla sunulduğu zaman daha geniş kitlelere ulaşabiliyor. Şiir gibi, hikaye gibi… O yüzden de en korkulan şeylerden biri.

–  Bu olayda “ama” diyenler oluyor. Bu konuda “ama” olmaz. İslam sevgi ve hoşgörü dinidir. Ama her toplulukta olduğu gibi burada da bunu istismar edecekler çıkıyor. Bu tür insanlara fırsat vermemeli. Hiçbir fikir, karikatür terörü, şiddeti haklı kılamaz.

“Muhalefetsiz mizah gülünç olur”

TAN ORAL (T24)

–  Olayı duyduğum anda yakıcı bir üzüntü kapladı bedenimi.

–  Bu dehşet verici olay hiçbir şekilde kabul edilemez. Olayı, “kınama” ile “bunu yapanların İslamla ilgileri yoktur” parantezi içine hapsetmek konu üzerinde düşünme yollarını tıkar.

–  Mizah, enayiliği ve gücü, etrafa verdiği zarar için tiye alarak eleştiri konusu yapar. Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus, ortada mizaha konu olacak bir nedenin bulunmasıdır, nedensiz mizah olmaz, olursa olan komedi sayılır.

–  Muhalefetsiz, eleştirisiz mizah, karikatür nasıl olur? Gülünç olur!

–  Düşünce sistemleri değişkendir, eleştirilebilir, tartışılabilir. İnanç sistemleri değişmezdir, yanlışlanamazda… Bu gerçek ısrarla yok sayılarak kalem kullanıldığında işin nerelere varacağı belli olmuyor diyecektim ama daha 8-9 yıl önce yaşanan karikatür krizi perşembenin geleceğini çarşambadan gösteriyordu.

ASLI ÇAKIR – Milliyet

Bir önceki yazımız olan Şükran Moral'ın sanat anlayışı üzerine röportaj başlıklı makalemizde Şükran Moral, sukran moral fotoğrafları ve Şükran Moral kimdir hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *