Karaköy’ün yeni sakini Ferahfeza

16 August 2013 Friday, 16:58

Karaköy’de gidilecek mekanlar … Ferahfeza Karaköy adres… Ferahfeza’nın menüleri …

Karaköy’ün yeni sakini Ferahfeza ismiyle müsemma bir mekan. Yüksek tavanlı, iki tarafında da terası olan, insanın içini açan bir restoran. Öndeki “dining” kısmında bulunan teras İstanbul’un en güzel yerini, Tarihi Yarımada’yı selamlıyor. Arkadaki daha küçük teras ise Galata Kulesi manzaralı. Bu iki teras arasında öyle güzel bir rüzgar esiyor ki “Yandım Allah” diye şehirde dolaşanlara ilaç gibi geliyor. Öndeki terasta yemek yerken Topkapı Sarayı’nı izleyerek son günlerde dillerden düşmeyen ecdadımız hakkında sohbet edebilir, her vapur geçişinde daha da güzel görünen Boğaz’dan ilham alarak İstanbul güzellemeleri yapabilirsiniz.

Şimdilik alıştırma turlarında olan Ferahfeza 15 Eylül itibariyle asıl açılışını yapacak. Bu tarihten sonra tüm günü dolu dolu olan bir mekana dönüşecek: Hafta sonu kahvaltıları, öğle yemeği servisi, yemek sonrası fırından taze çıkan ürünlerle çay saati, akşam yemeği öncesi birer “drink almak” isteyenler için sürahi saatleri, yemek sonrası DJ eşliğinde barda yudumlanan içkiler… Ferahfezayı Beyoğlu’nun klasiklerinden Leb-i derya’dan tanıdığımız Handan Özbek, Ahmet Özbek ve Gamze İneceli’den dinledik.

-Leb-i Derya’dan sonra Karaköy’e gelip burayı açmanız nasıl oldu?
Ahmet Özbek: Farklı bir marka yaratma arayışına girdik, Karaköy de çok uzun süredir var olmak istediğimiz bir bölgeydi. Liman özelliği, zanaat ruhunun hâlâ korunduğu bir bölge olması, eski İstanbul’un merkezinde olması bizi çok cezbediyordu. Beş-altı aylık bir arayıştan sonra bu mekanı bulduk. İstanbul’un iki yüzünü bir arada görebileceğiniz iki ayrı terası olması, yüksek tavanlı, ferah bir mekan olmasından bizi gerçekten çok etkiledi.

“Ahtapot Babakale’den”

-Nasıl bir menünüz var?
Gamze İneceli: Akdeniz mutfağı deyince hep İtalyan’a kaçılıyor. Biz bunu yapmaktansa Lübnan kıyılarından Portekiz’e kadar giderek, değişik Akdeniz lezzetlerinden yola çıkıp kendimize ait bir mutfak yaptık. Bunu yaparken bu coğrafyanın yöresel lezzetlerini kullandık. Türkiye’deki peynirleri, etleri, tavukları, balıkları Akdeniz’in değişik teknikleri ile sunalım istedik ve ortaya böyle bir mutfak çıktı. Trakya’dan kuzular, Babakale’den ahtapotlar, karidesler, Bodrum’dan lagoslar geliyor. Çanakkale mücverimiz var mesela, Çanakkale’den gelen domatesleri, Ayvalık keçi peyniri ile karıştırıp pofidik pofidik mücverler yapıyoruz.

-Mevsimsel olarak değişecek o halde menü?
Gamze İ
.: Tabii. Yakında yer elması, pırasa, bal kabağı gibi kök sebzelere odaklanacağız. Menü dışında günlük lezzet koyduk bir de. Elimize bir yerden çok güzel bir kalkan geçti diyelim, o akşam onu kullanacağız. Öğlen için salata ve zeytinyağlılardan, ızgaralardan oluşan menüler olacak.

-İçki menüsünde neler var?

Handan Özbek: Geniş bir şarap listemiz var. Kokteyllerle de öne çıkalım istiyoruz. Akşamüstü sürahilerle kokteyl servisimiz
olacak. Sürahi saatleri gibi bir konsept düşünüyoruz.
Ahmet Ö.: Barı da mutfak gibi görüyoruz. Sürekli bir şeyler deniyoruz orada da.

“Umarım doku bozulmaz”

-Karaköy’ü nasıl buldunuz?
Gamze İ.:
Dokusu da çok güzel Karaköy’ün. O bozulmamışlığı hissediyorsunuz. İstanbul o kadar hızlı değişiyor ki böyle yerlere sahip çıkmak çok önemli. Bir de çok güzel insanlar geliyor buraya; açılan kafeler, butikler herkes Karaköy’ün hakkını veriyor.
Handan Ö.: Oteller de yapılıyor buraya, Galata Port konuşuluyor. Umarım dokusu bozulmadan gelişir.
Ahmet Ö.: Ama gidişat iyi görünüyor. Güzel işletmeler açıldıkça güzel bir rekabet oluyor burada. Rekabet olarak da görmüyoruz aslında. İşbirliği gibi daha çok…
Handan Ö.: Karaköy Lokantası, Maya, her zaman gittiğimiz yerler, çok seviyoruz. Arkadaşlarımız zaten hepsi.

İsim Ece Temelkuran’dan

-Mekanın ismi Ece Temelkuran’dan.
Handan Ö
.: Cihangir’de Susam kafede arkadaşlarla otururken mekana isim arıyoruz diye konuşuyorduk. Ece de “Nasıl bir mekan?” diye sordu. Ben anlattım; ferah, yüksek tavanlı, arkası açık… “Ferahfeza yani” dedi. Sonra çok beğendik o ismi. Cuk oturdu.
Gamze İ.: Bir de sonradan öğrendik ki ferahfeza aynı zamanda Türk müziğinde en fazla coşku ve neşe barındıran makammış. O anlamda da çok uydu isim olarak, biz de buranın çok coşkulu ve neşeli bir mekan olmasını istiyorduk.

-Müzik nasıl olacak?
Ahmet Ö
.: DJ performansı ve haftada bir gün canlı performans olacak, caz.
Handan Ö.: Müziğin yemek yiyen insanları rahatsız etmemesi çok önemli. Ama bar kısmında oturanlar da sıkılmayacak.

Bir önceki yazımız olan Gezi, İstanbul’un akciğeri olacaktı başlıklı makalemizde atlas dergisi, atlas tarih dergisi ve eski gezi parkı hakkında bilgiler verilmektedir.

Yorum yazın...

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz