İyi niyet her zaman ‘iyi’ midir?

“İyi Niyetin Arsızlığı”, izleyiciyi iyi niyet kavramı ve varabileceği boyutlar üzerine düşünmeye çağırıyor.

ARTSÜMER, Karaköy’deki yeni mekânında bir karma sergiyle açtığı sezonu, yine bir karma sergiyle kapatıyor. Küratörlüğünü Nihan Çetinkaya’nın üstlendiği “İyi Niyetin Arsızlığı”nda Serra Behar, Zeynep Beler, Elif Boyner, Hera Büyüktaşçıyan, Özgür Erkök, Erol Eskici, Ahmet Doğu İpek, Kaan Kuley, Can Kurucu, Gümüş Özdeş ve Ozan Türkkan’ın işleri yer alıyor. Sanatçılar, yapıtlarıyla yaşamın farklı katmanlarındaki -kimi zaman dayatmaya varabilen- iyi niyet kavramını sorguluyor.

Küratör Nihan Çetinkaya, dikenlerle dolu iyi niyet yolunu aralamaya çalışan bu serginin amacını “Niyetimizin iyiye ya da kötüye ihtiyaç duymadığı bir akıl ve ruh birlikteliğinin hayali” olarak olarak tanımlıyor. Galeri alanına girildiğinde, Kaan Kuley’in “Dandy” adlı heykeli karşılıyor bizi. Yazar Hande Demircioğlu’nun sergi için oluşturulan blog’da yer alan satırları, “Dandy”yi şöyle tanımlıyor: “İnsanlığın iyi niyet üzerinden geliştirdiği, müdahaleci dili kıran, soylu bir karşı duruş ‘Dandy’. Kentlerin azametli gözlemcisi. Savaşçı ve şair. Modernliğin, ilerleme fikrinin ve her türlü iktidarın dışında. Estetiğin sonsuz uyumunda, bakışından yansıyan kesin bir red ve alay var.

Hareketli melek

Serra Behar’ın “Kendini Kandırma(k)” adlı hareketli melek heykeli, inanç ve iman kavramlarının etrafında dönen sorular soruyor izleyiciye. Bireyin kendini kandırması ve kendisine karşı olan samimiyetsizliğini sorguluyor. Para atılan bir makinadan bir kaidenin üzerinde yer alan heykel, makinaya para atılmasıyla hareket etmeye başlıyor. Pilot’taki ilk solo sergisi 14 Temmuz’a dek devam edecek olan Can Kurucu ise “Göz”adlı video yerleştirmesini “O, adaleti, huzuru sağlar. O’ndan korkarız. Bazen, O’nu da kandırırız” sözleriyle anlatıyor. Dinden politikaya, toplumsal her alandaki ‘sessiz şahitlik’ üzerine kurguladığı yerleştirmesinde, Hera Büyüktaşçıyan, dekompoze edilmiş bir masa üzerine, tüm geçmiş ve gelecek olaylardaki negativiteyi üzerine almak istemeyen, sessiz kalmayı tercih eden bir ikona figürü ve onun gözlerini, kulaklarını ve ağzını kapatan ışık dolu yüksek benliğin ellerini yansıtıyor. Bu işteki hareket noktasını toplumda yaşanan sessiz tanıklık ve onun negatif ve pozitif etkileri üzerinden ortaya çıkan sonuçlar olarak belirtiyor sanatçı. Masa, toplumsal hayatlarımızda kullandığımız, ‘dayandığımız’, neredeyse tüm hayatlarımızı üzerine kurduğumuz değerlerin sembolü olarak, burada sessiz tanıklığın (üç maymun) beraberinde getirdikleriyle dönüşmüş olarak çıkıyor karşımıza. İkona ise kendi olarak orada tanıklık etmeye devam ediyor. Zeynep Beler, vernaküler fotoğrafa odaklanmış bir sanatçı. Gündelik hayattan enstantaneleri konu edinen ve sanatsal bir gayeyle çekilmemiş olan anonim ve amatör fotoğraflar olarak tanımlanabilecek olan vernaküler fotoğraf, bu kez bir tuvale aktarılıp sanat nesnesine dönüştürülüyor sanatçı tarafından. Bir babaoğul arasındaki ilişkinin izlendiği bu ufak pentürde iki bedenin birleşip amorf bir beden yarattığını görüyoruz. “İsimsiz (photobomb no. 1)”, ailenin dayattığı iyi niyetin kendi içinde barındırdığı gizli yönlere dair bir okumaya açık. “Aile Portreleri” adlı işiyle, yine aile kavramı üzerinden giden bir diğer sanatçı da Özgür Erkök. Erkök, kağıdı karışık bir teknikle ‘yıpratarak’ bu portreleri oluşturmuş.

Sonsuz görüntü

Elif Boyner, sergideki işi için “Hayatın içindeki sonsuz görüntü, ses, konuşma bombardımanı, bu durumun içindeki bireyi aynı zamanda tepkisizleştiriyor ben de yeniden tepki arayışına geçiyorum” diyor. Ahmet Doğu İpek ise modern hayatın dayatmalarından biri olan kentlerin durmaksızın büyümesi, binalardan çıkıyor yola. İpek’in Italo Calvino’nun “Görünmez Kentler” kitabındaki Tecla kentinden referanslar yarattığı “Tecla“, tuval üzerine suluboyayla, arsız bir şekilde durmaksızın eklemlenerek yükselmekte olan bir kenti betimliyor.

Ozan TürkkanSüreksiz Süreklilik” adlı fotoğraf ve interaktif video yerleştirmesiyle izleyiciyi de işe dahil ediyor ve sorular soruyor: “İnsan bilinci için her adımı bir puzzle olan bu süreksiz süreklilik, kendini her açtığında yaşanan mutluluk ve egonun coşkusu, süreci unutup sonucu kutsadığımız bir arsızlaşma anı mıdır? Her çözdüğümüz puzzle’dan sonra bir yenisini aramayacak mıyız?”

Erol Eskici’nin bakan ve bakılan / işaret edilen arasındaki ilişkiyi ele aldığı işi “Pozisyon Sendromu“ ve Gümüş Özdeş’in, karşısındaki kişiye kusana kadar yoğurt yediren biri ve tüm masumiyetiyle yoğurdu yiyen kişinin görüntüleri ile izleyiciyi karşı karşıya bıraktığı “Simplify Democracy” isimli video çalışması da iyi niyetin farklı mecralardaki tezahürlerini araştıran işlerden. “İyi Niyetin Arsızlığı”, farklı bireylerin iyi niyetin kibre, borçlu bırakmaya, tahakküme gebeliğini, farklı disiplinlerle sorguladıkları bir sergi. Din, toplum, devlet, aile hatta sergi izleyicisi olabilir bu sorgulayışın hedefi.

Bir önceki yazımız olan Renk ve formun birlikteliği başlıklı makalemizde 4to2floors, borusan ve Borusan Contemporary hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *