İstanbul’da bir garip eğlence

Eğlence adına ne varsa İstanbul’da var. Anadolu’yu keşfe çıkmaya gerek yok. Önce İstanbul’u çözelim yeter. Geçen pazar sabah saat 05.00’te öyle bir eğlenceye şahit oldum ki, şaka gibi

Geceler her şeyi açığa çıkarır, bir an gelir gerçek kimliğiniz ortaya çıkar. Savunmasız kalıverirsiniz. Tamamen çıplak, en doğal halinizle, halbuki gündüz kimse yanınıza yaklaşamaz. Büyük işler bitirirsiniz, ciddisinizdir. Büyük sorumluluk sırtınızdadır. Ama gece olmaya görsün, bir anda tüm kalıplardan çıkıp kendinizi bulursunuz. İşte bu yüzden sosyal hayattan kimse kolay kolay vazgeçemiyor. Herkes özüne dönmek istiyor, birkaç saatliğine de olsa. En baba işadamından en ünlüsüne kadar gönlünce rahat hissetmek istiyor. Kısa bir gece tahlilinden sonra, şaka gibi olaya dalalım.
Geçen pazar günü… Malum İstanbul ahalisi cumartesi eğlenir. Hem de ne eğlenmek, bütün mekanlar dolar, herkes kendinden geçer. Ya pazar oldu mu? Baş ağrısıyla uyanılır, sonra “Acaba gece ne yaptım?” diye hatırlanmaya çalışılır. Geceyi birlikte geçirdiğin eş dost aranmaz. Telefona el gitmez. Vicdan muhasebesi yapılır durur. Ama pazar günü bunların hiçbirini yaşamayan bir kitle var İstanbul’da.

Gece başlıyor
Erken bir saatte balıkçıda buluşulur. Pazar gecesinin startı verilir. Hoş beş muhabbet, kakara kikiri. Vakit geçer. Sonra plan yapılır, geceye devam için. Öyle bir programa dahil oldum ki, eve gitmek için dua ettim. İşte pazar gecesi çılgınlığı.

Arabesk trendi
Balıkçı sonrası ilk durak Albüm oldu. Arabesk müziğin en ağırına maruz kaldım. Daha önce hiç duymadığım şarkılar peşpeşe geldi. Ne olduğunu anlamadım. İmdada bilindik şarkılar yetişti. Gece 03.00’e kadar içim dışım arabesk oldu. Arabesk müzikten R&B’ye geçiş yapıldı. Ardından Masquerade’in yolu tutuldu. Yine hiç anlamadığım bir müziğin ve eğlencenin içine daldım. Binlerce insan sabahın köründe dans ediyor, sosyalleşiyor. Sabah 05.00’te Masquerade kapandı. Ahali durmak bilmiyor. “Tamam, herkes evlere dağılacak şükür” derken ne mümkün…

Yatak hayali kurarken Bedroom’dayız
Meğer daha gidilecek başka bir kulüp varmış. “Yok, şaka olmalı” derken Bedroom’a gittik. Sabah saat 05.15, başka bir kulüpteyiz, bizim dışımızda 15-20 kişi daha var. Esnemekten ağzım yırtılmak üzere. “Neyse, kimsecikler yok, çok takılmayız tüyeriz buradan” diyorum kendi kendime. Ne mümkün? Sabah saat 06.00, yüzlerce kişi mekanı doldurdu. Gün ağırdı, bu nasıl bir eğlence hem de pazar günü, işiniz gücünüz yok mu Allah aşkına? Saat 07.00’de tükendim. Ben çıkarken hâlâ insanlar eğleniyordu. Bildiğiniz sabah olmuş, insanlar işine gücüne gidiyor. Otobüs durakları insanlarla dolu, bendenizse daha yeni eve gidiyorum. İstanbul gerçekten tuhafsın, şaka gibi bir şehirsin. Ne eğlencen bitiyor, ne trafiğin, ne stresin ne de aşkın…

ARABESK SAVAŞLARI

Sakın yanlış anlamayın dilime dolamış değilim ama bu kış bir arabesk furyasıyla karşı karşıya kaldı İstanbul geceleri. Şimdilik sadece pazar geceleriyle sınırlı. Dün gece Beyoğlu’ndaki HittPera, arabesk partilerini hafta içine taşıdı. Durum böyle olunca pazar partileri yapanlar telaşlandı. İlk başta Cenk Çöteli, “Taklit etmeyin” diye eleştiri yağmuruna tuttu HittPera’yı. Yahu Cenk rahat ol, müziğin her türü kimsenin tekelinde değil. Sen ilk yaptın diye, sahip çıkmaya kalkma müziği, özgür bırak. Her mekan dilediğini yapar. Lütfen.

PARK FORA’DAN KABUK HAREKATI

Nihayet oldu. Boğaz’daki balıkçılar, sadece meze ve balık servis etmenin yanında, vizyonlarını genişletmeyi başardı. Geçen gün Park Fora’daydım. 17 yıllık balık restoranı… Ortaklardan İlhan Çulha’yla tanıştım. Doğma büyüme İstanbullu, kibar mı kibar, tam bir İstanbul beyefendisi. İlk kez bu kadar kibar bir balık restoranı sahibiyle tanıştım. İlhan Bey, dünyayı geziyor. Gezmekle kalmıyor, bunu işine yansıtıyor. Bugünlerde deniz kabuklularıyla haşır neşir. Hatta Rusya’daki bir restoranda gördüğü kabuklu deniz ürünleri teşhirini Park Fora’ya taşımaya karar vermiş. Park Fora, çok değil, bir ay sonra taptaze kabuklu deniz ürünleri servis edecek. Hem de dünyanın dört bir tarafından çıkan kabukluları. Tebrikler. Sanırım artık balık restoranları sınıf atlayarak deniz ürünleri restoranı sıfatını alacak. Sevindirici bir haber.

Bir önceki yazımız olan Nasıl 'Çevre mühendisi' olunur? başlıklı makalemizde Çevre görevlisi ve Çevre mühendisi hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *