İstanbul Deniz Müzesi’ni görmelisiniz

Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı İstanbul Deniz Müzesi’nde yenileme bitti. 20 bin parça eser ve 20 milyon belge bulunan müzede dünyanın en eski gemisi, saltanat kayığı koleksiyonu ve en önemlisi 1222 tarihli denizcilik ölçüm aletiyle Piri Reis’in 500 yıllık Kitab-ı Bahriye’si bulunuyor

Denizcilik tarihimizin en önemli eserlerini barındıran İstanbul Deniz Müzesi yeni haliyle kapılarını açmaya hazırlanıyor. 2008’den beri süren yenileme çalışmaları kapsamında oluşturulan 15 bin 600 metrekare alana kurulan İstanbul Deniz Müzesi’nde 20 bin parça eser ve 20 milyon belge bulunuyor. Müzede, günümüze kadar gelen dünyanın en eski gemisi, en geniş saltanat kayığı koleksiyonu, en büyük gemi arması bulunuyor. Ayrıca 1222 tarihli bir denizcilik ölçüm aleti ile Piri Reis’in “Kitab-ı Bahriye”sinin 500 yıllık 4 kopyası müzeyi özel kılıyor. Deniz Müzesi kapılarını ilk kez açtı.

Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı İstanbul Deniz Müzesi’nde 5 yıldır sürdürülen yenileme çalışmalarını tamamlandı. 4 Ekim’de Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel ve kuvvet komutanlarının katılımıyla ziyarete açılması planlanan müze, dünyadaki örneklerinden çok daha güzel ve donanımlı haliyle dikkat çekiyor. 15 bin 600 metrekare alana kurulan İstanbul Deniz Müzesi, Türkiye’nin denizcilik alanında en büyük ve içerdiği koleksiyon çeşitliliği açısından dünyanın sayılı müzeleri arasına girdi. Türk denizcilik tarihini açıkça ortaya koymasının yanı sıra Osmanlı İmparatorluğu’nun ihtişamını ve görkemini yansıtan tarihi kadırga ve saltanat kayıklarıyla zenginleşiyor.

Dünyanın en eski gemisi
Dünyanın en eski yaşan gemisi olan kadırga, müzenin en özel parçası. Bilim adamlarının halen üzerinde çalıştığı ve yapıldığı dönem halen tam olarak belirlenemeyen kadırganın üzerinde askerler için bölüm ve top yuvalarının bulunmaması savaş için kullanılmadığını ortaya çıkartıyor. Osmanlı İmparatorluğu’nun müzecilik anlayışıyla koruduğu kürekli kadırganın Bizans ya da Osmanlı İmparatorluğu’na ait olup olmadığı henüz belirlenemedi.
Padişahın gezinti teknesi olduğu düşünülen kadırganın Bizans İmparatorluğu döneminden kaldığı ve İstanbul’un fethinin ardından Fatih Sultan Mehmet tarafından gezinti teknesi olarak kullanıldığı düşünülüyor.
Baş tarafındaki ejderha arması Bizans dönemi ihtimalini kuvvetlendirirken Fatih Sultan Mehmet için yazılan kasideler de bu düşüncesi artırıyor. Fakat Prof. Dr. Cemal Pulak tarafından ABD’de yaptırılan karbon 14 testi kadırgayı 1500’lü yıllara tarihliyor. Bazı kaynaklarda ise teknenin Sultan Avcı Mehmet (1648-1687) devrinde, Venedik Doçu tarafından yapılarak, hediye edildiği bildiriliyor. Her yönüyle dünyanın en eski yaşayan gemisi olan çektiri kadırga, 39,64 metre uzunluğunda, 5,72 metre genişliğinde. 57.4 ton ağırlığındaki kadırga 24 çifte küreğiyle 144 kürekçi tarafından yürütülüyordu. Padişahın Boğaziçi gezilerinde ve donanmayı sefere uğurlaması sırasında kullanıldığı bilinen kadırga müzenin en özel eserleri arasında yer alıyor. Kadırganın gövdesinde Türk meşesi, sedir, karaağaç, kayın, çınar, dişbudak, şimşir, karaçam ve ceviz gibi 9 ayrı ağaç bulunuyor.

Altın varaklı kayıklar
Müzede yer alan, padişah ve yakınlarının Bogaziçi’nde ve Marmara adaları çevresinde gezmek için kullandığı saltanat kayıkları Osmanlı İmparatorluğu’nun gücünü ve ihtişamını temsil ediyor. Dünyada 40 tane buluna saltanat kayıklarından 14 tanesi Deniz Müzesi’nde yer alıyor.
Hepsinin baş kısmındaki kuş figürleri saltanatın gücünü temsil ediyor. 15,32 metre uzunluğundaki kayıkların tüm gövdesi süslemelerle dikkat çekiyor. Fildişi, sedef, bağa, abanoz ve sedefle süslü olan köşklerin tavanları ve iç kısımları değerli taşlarla bezeli.
Altın varakla yapılan köşklerin üstüne sultanların armaları, içine ise minderli, yastıklı koltuk ve kanepeler konuluyordu. Hareme ait kayıklarda ise yaprak ve çiçek motifleri bulunuyor. 19. yüzyıla tarihlenen saltanat kayıkları dünyanın en geniş koleksiyonu.

Atatürk’ün 3 kayığı

Atatürk’ün Florya Köşkü’nde ve Ankara Gazi Çiftliği’nde kullandığı 3 kayık da müzenin eserleri arasında. Maun ağacından bindirme tekniğiyle yapılan kayıklar, Osmanlı İmparatorluğu’nun görkemli saltanat kayıklarına karşın Cumhuriyet’in sadeliğini ortaya koyuyor.

Müzenin tarihçesi

İstanbul Deniz Müzesi, 1897 yılında, II. Abdülhamit’in izni ile Bahriye Nazırı Bozcaadalı Hasan Hüsnü Paşa’nın emriyle kuruldu. Amiral Hikmet Paşa ile Binbaşı Süleyman Nutki’nin çabaları sonucu oluşturulan müze, önceleri Kasımpaşa’daki Tersane-i Amire’de yer aldı. II.Dünya Savaşı’yla eserler Anadolu’ya götürülürken, 1946’da geri getirildi. Dolmabahçe Camii’nde bekletilen eserler Haluk Şehsuvaroğlu idaresinde 2 yıllık bir çalışmadan sonra 1948’de ziyarete açıldı. 1961’de ise Beşiktaş’taki yerine taşınan müze, 2008’de yenilenmeye başlandı. 15 bin 600 metrekare kapalı alanda kurulan müzenin eski binayla birleşmesi içinde tüp geçit yapıldı. Eski bina ile birleştiğinde dünyanın en büyük denizcilik müzelerinden biri haline gelmesi planlanan Deniz Müzesi, 4 Ekim’de kapılarını ziyaretçilere açacak. Müzenin açılışını Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel ve kuvvet komutanlarının katılımıyla
yapılması bekleniyor.

800 yıllık usturlap

İstanbul Deniz Müzesi’nde Kurtuluş Savaşı’nda Anadolu’ya cephane taşıyan İnebolu kayıklarından biri, tarihi piyade kayıkları, 1941’de batırılan Refah Şilebi’ne ait kurtarma filikası, Atatürk’ün Ertuğrul yatına ait filika, Savarona’nın piyanosu, Mabeyn ve Tenezzüh kayıkları müzenin ilgi çeken parçalarından.
Ayrıca 1222 yılına tarihlenen usturlap (astronomi ve yön aleti) dünyanın en eski denizcilik aletleri arasında yer alıyor. Büyük Türk amirali Barbaros Hayreddin Paşa’nın savaş sancağı ile dünya denizcilik tarihine geçen Piri Reis’in “Kitab-ı Bahriye”sinin 500 yıla dayanan orijinal baskıları müzede bulunuyor. Dünyanın en büyük gemi arması olan Orhaniye fırkateyninin arması da müzenin ilgi çeken eserleri arasında. 14,50 metre uzunluğundaki arma kadar Osmanlı İmparatorluğu’nun ahşap ve oyma sanatı örnekleri de müzenin zenginliğini artırıyor.

GÖKHAN KARAKAŞ

Bir önceki yazımız olan Gül Gölge'den modaya sihirli dokunuş başlıklı makalemizde Gül gölge, Lara Sayılgan ve Love my Body hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

1 Response

  1. January 30, 2014

    […] İstanbul Deniz Müzesi’ni görmelisiniz […]

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *