Irving’in ayısı varsa…

Yazarların birçoğunun takıntıları vardır. Evire çevire aynı konulardan bahseden yazarlar olduğu gibi, başka başka mevzuları işlerken aynı imajları, objeleri, kavramları kullananlara da rastlanır. Onların kitaplarını okurken dur bakalım dersiniz, şu meşhur konudan ne zaman bahsedecek.
John Irving belki bunun bir numaralı örneğidir. Amerikalı romancı, her romanında bir kez olsun ayılardan bahsetmezse olmaz. Güreş de favori konularından biridir. Bu spor dalını ne yapar ne eder hikayenin içine sokar. Hatta Amerikan edebiyatında Irving’in ayıları diye bir kavram oluşmuştur. Misal, bir editör bir yazara senin ayın ne diye sorar. Senin yazdıklarında sürekli belirip duran takıntın nedir manasındadır bu.
Türk okurun daha yakından tanıdığı Paul Auster’da da vardır aynı durum. Onun takıntısı ise romanlarında karşımıza çıkıp duran takıntılı yazarlardır. Haruki Murakami’nin kuyuları, iyi pişmiş omletleri de onun eserlerinde tekrarlananlardır.

Irving’in ayısı varsa…
Muhakkak şu an aklıma gelmeyen ya da bilmediğim, buna benzer pek çok örnek vardır. Ben de bir edebiyat yazarı olarak takıntılarımın olduğunun farkındayım. Aynı isimlerin döne dolaşa kendilerine hikayelerde yer bulmaları gibi. Ya da intihar meselesinin nedense sürekli bir şekilde, ben istemesem bile satırlara sızması gibi.
Bunlar bir yana, bir baktım yeni bir takıntı geliştirmişim; buradaki yazılarımda bir sinek mevzudur gidiyor. Ancak kendime engel olamıyorum. Olamıyorum, zira korkmaya başladım; zannederim Türkiye’de bir gün sinek problemi yüzünden büyük bir epidemik, yani tüm halka yayılmış bir salgın yaşanacak. Somali’ye falan yardım ediyoruz ama o meşhur sinekli Somali fotoğraflarını aratmayacak görüntülerle karşı karşıyayız. Bırakın köyleri, kasabaları, kent içlerinde bile çözemediğimiz, muhtemelen aşırı çöpten kaynaklanan bir sinek problemimiz var. En ucuz etin tavuk olması nedeniyle her tarafta pıtrak gibi biten tavuk çiftliklerinin de sorunda katkısı olduğunu söylemek yanlış olmaz. Kesilen tavukların artıklarının gelişigüzel etrafa atıldığına ben gözlerimle şahidim, ama ne belediyelerin ne de il sağlık müdürlüklerinin bir şey yaptığı yok.

Sarıgül buraya yumruk havaya
Daha önce de yazmıştım, Şişli Belediyesi’ne bağlı mahallemizde sinekten geçilmiyor. Esnafı, sakini, herkes şikayetçi; eğer hava ayaza kesmezse pencere açmaya gelmiyor.
Geçen gün mahallemizin en sevdiğim kasabına alışverişe girmiştim. Meğer o gün yeni dükkanlarına geçtikleri için açılış varmış. Etraf tıklım tıklım, balonlar, bayraklar, tatlılar, börekler çörekler. Bir de baktım Mustafa Sarıgül. Kasabın açılışını yapmaya gelmiş. Burun buruna geldik, ama etrafındaki adam yığınından elbet meramımı anlatamadım. Bir de dedim, hadi kasaba ayıp olmasın, bu mutlu anlarını sinek konusu açarak bozmayayım. Ama madem kendisi halkıyla yakın temas halinde, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olmaya aday sayın Sarıgül’ü mahallemize bir de sinek teftişine beklediğimizi, Sağlık Bakanlığı’ndan da ülke genelindeki sinek sorununu ciddiye almasını dilediğimizi buradan duyurayım.

Aslı Perker

Bir önceki yazımız olan Erdoğan 'Dar Bölge' dedi ama başlıklı makalemizde Beşir Atalay, Dar bölge ve daraltılmış bölge nedir hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *