iPhone’lar dünyayı nasıl değiştirdi?

Apple ilki 2007’de tanıtılan iPhone’un yeni versiyonunu 9 Eylül’de görücüye çıkarmaya hazırlanıyor. Yedi sene içinde hayatımızı değiştiren bu cihaz hâlâ büyük bir potansiyele sahip. Öyle ki yeni iPhone hayatımızı bir kez daha değiştirebilir

iPhone’un ilk söylentileri 2004 yılının son günlerinde duyuldu.
O zamanlar iPod ve iPod Photo gibi ürünlerle adından söz ettiren Apple’ın cep telefonu üreteceği haberi teknoloji meraklılarını çok şaşırtmamıştı. Çünkü şirket 1990’lı yılların ortasında Newton adlı sistemi kullanan MessegePad adlı dokunmatik bir ürün geliştirmişti. Ürün 2 Ağustos 1993’te Boston’daki Macworld Fuarı’nda satışa çıkmıştı. Apple yeni telefonu için bu tecrübesinden yararlanacaktı.

“Apple telefonu yeniden icat etti”

9 Ocak 2007’de yine bir Macworld Fuarı’nda şirketin CEO’su Steve Jobs ilk iPhone’u tanıttı. Jobs “Bu günü 2.5 yıldır bekliyorum” diyor, “Telefonu yeniden icat ettik” diye devam ediyordu… Bu tanıtımı izleyenlerin iştahını daha da kabarttı. Çığlıklar, alkışlar yükseldi. Ardından Jobs, Apple’ın üç büyük yeniliği olduğunu söyledi: “Dokunmatik bir iPod, devrim yaratacak bir telefon ve mobil bir internet
bağlantısı”. Salondan yükselen uğultu, bu lansmanı tekrar seyrettiğinizde bile sizi şaşırtabilir. Özellikle Jobs’un bu üç yeniliğin tek bir cihazda olduğunu açıkladığı anda çıkan sesler…
9 Ocak 2007’deki tanıtımının ardından ilk iPhone’lar 29 Haziran’da satışa çıkarıldı. Amerika’nın birçok kentindeki Apple mağazalarının önünde
uzun kuyruklar oluşmuştu. Bu durum her yeni model piyasaya sürülmeden önce tekrarlandı. Apple
29 Haziran’dan iPhone’un ikinci versiyonu 3G’nin satışa çıkarıldığı 10 Haziran 2008’e kadar yaklaşık 6 milyon iPhone sattı ve büyük bir başarıya imza attı.

Sosyal medyaya evrim geçirtti
iPhone 3G’yi 3Gs, 4, 4s, 5, 5s ve 5c modelleri takip etti. 7 sene içinde iPhone’un tasarımı üç kez değişti. Fakat iPhone’u “devrim yaratacak bir telefon” yapan sadece tasarımı değil. iPhone’un alametifarikası 10-15 sene önce ancak bir çantada taşıyabildiğimiz video kamera, cep telefonu, taşınabilir oyun konsolu, dizüstü bilgisayar, müzikçalar, pusula gibi cihazların yaptıklarını tek başına yapabilmesi oldu.
Peki iPhone ile birlikte hayatımızda neler değişti? Belki de cevap “her şey” olmalı. Çünkü iPhone akıllı telefonların öncüsü oldu ve onu takip eden Android işletim sistemli telefonlarla dünya üzerindeki birçok insan mobil internetle tanıştı. Daha önce sadece evlerimizde, iş yerlerimizde kullanabildiğimiz internetin ceplerimize girmesi “sosyal medya”nın da evrim geçirmesi anlamına geliyordu.
Facebook ile Twitter bir anda insanların sürekli ihtiyaç duydukları mecralara dönüştü. Bir düşünün, Twitter ya da Facebook’u sadece insanlarla iletişim halinde kalmak için mi kullanıyorsunuz artık? Yoksa bu sosyal medya siteleri sizin için cebinizdeki bir bilgi kaynağı haline mi geldi?

Sırrı uygulamalarda
iPhone’un tarihinden bahsederken “uygulamalar”a değinmeden olmaz. Apple CEO’su Steve Jobs, 2007’de iPhone’un ilk lansmanını yaparken cihazın kullanıcı arayüzüne özellikle vurgu yapmış, bu arayüzün evlerimizde kullandığımız bilgisayarların işletim sistemlerinden
bir farkının olmadığını anlatmıştı.
2008 yılında Apple’ın AppStore’u açmasıyla Jobs’un söyledikleri daha büyük anlam kazandı. Artık her ihtiyaç için bir uygulama yaratılabilecek ve Apple’dan onay alan her uygulama ücretli ya da ücretsiz olarak iPhone’larımıza yüklenebilecekti. Öyle de oldu. Sosyal medya uygulamalarını anlık mesajlaşma uygulamaları izledi, anlık mesajlaşma uygulamalarını oyunlar, oyunları fotoğraf paylaşım uygulamaları…
Bunların arkasından ise bizi şaşırtan uygulamalar çıktı ortaya; sinekkovarlar, uyku düzenleyen, tansiyon ölçen sağlık uygulamaları ve daha nicesi…

Kaç oyuna bağlandık…
Hayatımıza WhatsApp girmişti artık. SMS kullanılmaz oldu. Hatta kimse telefonunu elinden bırakamaz hale geldi. Bu uygulamalar internet üzerinden çalıştıklarından ekstra bir ücret ödememiz de gerekmiyordu. iPhone mobil oyun anlayışımızı da değiştirdi. Şimdi geriye dönüp baktığımızda kaç oyuna bağımlılık geliştirdiğimizi hatırlayamayız bile; Angry Birds, Candy Crush, Temple Run, 2048…
Fotoğraf paylaşım uygulaması Instagram başlı başına bir efsaneydi. İlk başlarda sadece iPhone’larda kullanıldı. Ancak birkaç yıl sonra diğer telefonlarda kullanılabilir oldu. Bu nedenle ilk başlarda Instagram kullanmak, iPhone sahibi olmak anlamına geldiğinden bir statü göstergesi gibi de görülüyordu.
Yedi sene içinde iPhone’suz (ya da muadilleri) bir hayat düşünemez hale geldik. Telefonumuzu evde unutunca günü bitiremiyoruz. Çünkü bizi sürekli e-postalarımızı kontrol etmeye, otobüste, serviste film-dizi izlemeye, yeni oyunlara merak salmaya alıştıran iPhone oldu.

Peki ya şimdi ne olacak?

Sadece yedi sene içinde tüm hayatımızı değiştiren iPhone’u tasarlayan Apple birkaç gün sonra, tam olarak 9 Eylül’de, bu cihazın yeni sürümünü tanıtacak. Her yeni iPhone’dan önce olduğu gibi yine internet sitelerinde birkaç tasarım boy gösterdi, yeni iPhone’da hangi özelliklerin yer alacağına dair tahminler yapıldı. Fakat Apple yine herkesi ters köşeye yatırabilir. Özellikle giyilebilir teknoloji konusunda Apple’dan beklentiler çok büyük. Apple nasıl 2007’de akıllı telefon algısını değiştirdiyse şimdi de giyilebilir teknoloji algımızı değiştirebilir. Eğer söylentiler doğru çıkar ve Apple, yeni iPhone’la birlikte bir “akıllı saat” tanıtırsa yeni bir dönemin başlangıcında olduğumuzu düşünebiliriz. Çünkü gelen haberler bu giyilebilir teknolojilerin sağlık uygulamalarıyla direkt bağlantılı olacağı yönünde. En iyisi birkaç gün daha bekleyip görmek.

Bir nesil akıllı telefonlarla yetişti

Yeni çıkan bir teknolojinin çocukları etkilememesi beklenemez. Özellikle bu teknolojiyi kullanmak dokunmak kadar basitse… Yapılan araştırmalar çocukların ayakkabılarını bağlamayı öğrenmeden, iPhone kullanabildiğini söylüyordu. Okuma-yazma bilmeyen çocuklarımızın cihazın bizim bilmediğimiz özelliklerini kullandıklarını, dergilere iPhone muamelesi yaparak, yazıları büyütmeye çalıştıklarını bile gördük.
Çocuklar gibi gençleri de değiştirdi iPhone. Sosyal medya sayesinde birbirleriyle sürekli iletişim halinde olan gençler güçlerinin farkına vardı. Ortadoğu’ya birkaç yıl önce gelen “Arap Baharı”nda sosyal medyanın etkisi büyüktü. Tabii iPhone’un da… Ülkemizde ise bu durumun etkilerini Gezi ile gördük. Bilginin hızlanması “bilgi kirliliği” gibi olumsuz sonuçlarla birlikte olumlu sonuçlar da doğurdu. Vatandaş gazeteciliği yükseliyordu. Habere ilk elden ulaşmak iPhone’un açtığı yol sayesinde mümkündü.

Bir önceki yazımız olan Arka Sokaklar'ın Ece'si Müge Boz'dan samimi röportaj başlıklı makalemizde arka sokaklar, Müge Boz ve Müge Boz spor hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *