İlker Ayrık: İşi kadın bilir!

Pek çok tiyatro oyunu ve sinema filminde oynamasına rağmen, herkes onu “Geniş Aile”nin Kekeme Mürsel’i olarak tanıdı. “Ben Bilmem Eşim Bilir”se kendisini ekranların en sevilen yüzü haline getirdi. Her hafta birbirinden farklı sekiz çiftle başa çıkmaya çalışıyor. Kadın-erkek ilişkilerinde artık ihtisas sahibi diyebileceğimiz İlker Ayrık, “Son sözü kadın söyler” diyecek kadar da rahat ve egosuz biri. İşte bu yüzden “Bu adamda bir şeytan tüyü var” diyerek haftanın iki gününü ona ayırıyoruz. Çünkü her şeyiyle samimi ve doğal bir adamla karşı karşıyayız. “Nasıl bu kadar kendiniz kalabiliyor, doğal olabiliyorsunuz?” sorusuna “Sadece işimi yapıyorum” diyecek kadar da mütevazı biri.
“Ben Bilmem Eşim Bilir”in yanına TRT 1’in popüler dizisi “Seksenler”i de sığdıran İlker Ayrık’ın büyük de bir sürprizi var. Oyuncu hakkında ser verip sır vermediği, kasım ayında sahnelenecek bir komedi oyunu yazıyor.

“Ben Bilmem Eşim Bilir”de pek çok yarışma programının aksine “Acaba yarışmacıları ajanslardan mı topluyorlar?” diye sormuyoruz. Nasıl sağlıyorsunuz bunu?
“Nasıl izleyiciye bunu hissettiririz?” diye yola çıkmadık. Yarışmacıya, bizim eve misafirliğe gelmiş gibi hissettirmek için tüm ekip elimizden gelen her şeyi yapıyoruz. Kameraları unutmalarını istiyoruz. Televizyonda değil de, piknikte çuval oynadıklarını düşünmeleri için çok çabalıyoruz. Ucunda büyük bir ödül var; kabul ediyoruz. Hatta bazen yarışmacının bu rahatlıktan dolayı o büyük ödülü umursamamaya başlamasından şikayetçi oluyorum. Çünkü hediyeyi ıskalamaya başlıyorlar artık. “Aman araba önemli değil, önemli olan eğlenmekti. Ben de çok keyifli vakit geçirdim” dedikleri ana tanık oluyoruz. Ama araba var sonunda. Bu da senin hayatını değiştirecek bir şey. İşin sırrı burada yatıyor.
Bazı yarışmacılarla hâlâ görüşüyoruz. Buradan geçerken tatlılarını alıp bizi ziyarete geliyorlar. Kendileri de birbirleriyle vakit geçiriyorlar, bir grupları var. Aldığım düğün ve sünnet davetiyesinin haddi hesabı yok. Finalde yarışmacıyı gönderirken söylediğim “Şu an stüdyodan gidiyorsunuz; ama ‘Ben Bilmem Eşim Bilir’ ailesine hoşgeldiniz” gerçekten de palavra bir laf değil.

Doğallığınız çok beğeniliyor. İnsanlarla başa çıkarken böyle kalmak zor olmalı.
İşimi yapıyorum. Bu kadar basit. Demirci ustasına; “10 yıldır demir dövüyorsun. Nasıl yapıyorsun bunu?” demiyoruz. Adam her sabah dükkanını açıyor, demiri ısıtıyor ve sonra dövmeye başlıyor. Ben de kanala geliyorum.

Oyunları çok rahat bir şekilde gösteriyorsunuz. Hepsini deniyor musunuz çekimlerden önce?
Hiçbirini denemiyorum. Yayına girmeden yaklaşık 10 dakika önce; hatta bazen yayın sırasında öğreniyorum. Hepsi benim için de sürpriz. Ben böyle seviyorum. Hiçbir oyunu şimdiye kadar denemedim. Şahitlerim var. Zaten böyle bir vaktim yok.

Bütün yarışmacılara “İnşallah siz kazanırsınız. Ben sizi tutuyorum” diyorsunuz. Alışılmışın dışında bir üslup bu. Kimin fikri?
Benim fikrim. Ama bu yıl biraz değiştiriyo-rum. Aksi olacağını bile bile “İnşallah kimse kazanamaz ve araba bize kalır” diyorum.
Yarışmacılarla iletişiminiz nasıl?
Çekimlerden önce ben hiçbir şey sormuyorum onlara. Hatta stüdyoda tanışıyorum. Sistemi iyice ilerlettik, yeni açılışta gerçekten kayıtta görmüş oluyorum. Eskiden kayda girmeden stüdyoda tanışıyordum. Onu da attık, hiç tanışmıyorum.
“Ben Bilmem Eşim Bilir”de bilen taraf hangisi?
Gündelik hayatta bu işi kadın bilir. Tartışmaya açık değil. Ama burada gerçek bilgiyi kastetmiyorum (gülüyor). Onun dediği olur anlamında söylüyorum. Son sözü kadın söyler.
Anneniz Makedonyalı, babanız Arnavut. Arnavutlar biraz dediğim dedik. Siz de öyle misiniz?
Çok nadiren. Ama “dediğim dedik” dediğim anda da dediğim dedik, çaldığım düdüktür yani. Anlatabildim mi? 100 tane şeyden üç tanesinde “Ya, bu böyle olsun” diyorsam, o anlaşılır zaten ve orada çevremdekiler benim sınırımı korurlar.

‘KADINLAR KİMİ ZAMAN ABARTIYOR’

Kadınlar, yarışmayı kaybettikleri an eşlerine yükleniyor ve onlara göre daha fazla sinirleniyor. Onların daha hırslı olduklarını söyleyebilir miyiz?
Tabii daha hırslı diyebiliriz. Bu hırs da onları sinirli yapıyor. Çünkü kimi zaman arabayı kaybettiğine değil, rakibinin kazandığına üzülüyor. “Kadın, erkek için süslenmezmiş ya; kadın kadın için giyinir.” İşte, böyle kıyaslamalar çok. Erkek ise araba için üzülüyor.

Erkekler de eşleri iddiayı yüksek tuttuğunda onlara sinirleniyor. Ama bu göğüs kabartan bir şey değil mi?
Kazanmak istedikleri için sinirleniyorlar. Hanımlar da kimi zaman abartıyorlar. “Eşiniz kaç barfiks çeker?” diye soruyorum. Hiç düşünmeden 50 diyorlar bir anda. 50 barfiksi çeksin, sonra gelsin beraber Boğaz’da balık yiyelim. Kadınların ölçme değerlendirmesi, erkeklerinkiyle aynı değil.
Kadınlarda biraz matematik sıkıntısı var. Ama bununla birlikte değişik bir uzay geometri bilgileri de var. Basit bir toplama işleminde sıkıntı yaşayabilirler, ama aritmetik ve uzay geometride çok iyiler.

‘ÜÇ DAKİKADA KANKA OLDUK’

Reklam filminde oynadığınız Kıvanç Tatlıtuğ’la kendinizi ekranda yan yana gördüğünüzde neler hissettiniz?
Çok güldüm. Ağzımdan çıkan ilk söz “Kadere bak!” oldu. Sırf mizah olsun diye Türkiye’nin en yakışıklı adamlarından biriyle beni ikiz kardeş yaptılar. Reklam ajansı muhtemelen şöyle aramıştır; “Kıvanç’ın ikizi kim olamaz? Kim olamaz? İlker Ayrık! Evet, ya!” Çok güldüm bu duruma; ama yakıştırdım da. Mizah açısından yakıştırdım tabii.

Kıvanç Tatlıtuğ, çoğu insan için ulaşılmaz biri olarak görülür. Çekimlerde sizin aranızdaki enerji nasıldı?
Bu bahsettiğiniz şey hepimize pompalanmış. Tanıştıktan sonra üç dakika içerisinde kanka olduk. Gerçekten çok sevdiğim bir arkadaşım, o da beni çok sever. Ama deyim yerindeyse “deli” bir hayran kitlesi var. Böyle olunca hayatında birtakım mesafeler koymak zorunda hissetmiştir kendini. Bu yüzden de ulaşılmaz gözüküyordur. Yoksa niye ulaşılmaz olsun? Sonuçta Kıvanç’a olan hayranlıkla, bana olan sevgi aynı değil. Ona karşı daha büyük bir hayranlık var. Posterleri asılır duvarlara.

‘EŞİM DAHA MÜKEMMELİYETÇİ’

“Ben Bilmem Eşim Bilir”de hep yarışmacılara soruyorsunuz. Bu sefer biz size soralım. Eşinizin ve sizin en pis huyunuz nedir?
Eşim bana göre çok detaycı ve mükemmeliyetçi. Bu, bence onun kötü bir huyu. O da bunun farkında; fakat tabiatı böyle. Ben de onun aksine çok pratik biriyim, işlerin hemen hallolması gerektiğini düşünürüm. Bu da benim kötü huyum. Dolayısıyla bazı kararları verirken avantaja dönüştürebiliyorsunuz bunu. Tartışmak mümkün değil. Çünkü iki zıt ruh hali. Durum böyle olunca, kararı vermek de konunun ehli kimse ona kalıyor.

Bir tiyaro oyunu kaleme aldığınızı duyduk.
Evet, bir komedi oyunu yazıyorum. Altı kişilik, hepsi yıldız isimler. Çok büyük sürprizler var. Kasım ortası gibi sahnelenecek. Pervasız Tiyatro olarak oynayacağız.

Röportajın tamamını D-Smart dergisinin ekim sayısında okuyabilirsiniz

 

Bir önceki yazımız olan Soframız'da Yeliz Güler var başlıklı makalemizde Soframız, Star Soframız ve Yeliz Güler hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *