İlk defa ‘yetmez ama evet’

Serin bir Samsun akşamüstü bir masanın etrafında toplanmış akşam yemeği bekliyorduk. Konu nasıl olduysa yetmez ama evete geldi ve ben kendimi birdenbire bir palamar içtimasının ortasında buluverdim. Ne hışım, ne şüphe! O meşum akşamı anımsamamın sebebi demokrasi paketinin açıklanmasıyla aynı cepheleşmeye giriyoruz. Kelimeler kalemtıraşlandı, sözler bilendi, kamplar seçildi. Aynı tasla, aynı hamamda sesler yankılanıp buğulanıyor şimdi.
Hayırcılar, “Uludere’yi püskürten, adaleti paslatan, altı çocuğun ölümünü az görüp katilleri palazlatan, çocuklara pazu, emekçiye pasta uzatan bir odaktan demokrasi bekleyebilir miyiz?” noktasından başlıyor.
“Ayakkabı bile alamayacak çocuklar özel okula mı gidecek?”
“Lütfedilen okul ismi-şekeri mi yetecek?”
“Seçim barajı muamması nasıl çözülecek?”
“Ruhban okulunun akıbetine kim değinecek” minvalinde boşluklara değiniyorlar.
Yani keşkeler sıralanıyor.
Evetçiler, “sanki elimizde başka bir seçenek var” özgüveniyle bardağın dolu tarafını demliyorlar.
Eksikleri görmelerine rağmen, ne olursa olsun olumlu bir adımdır diyorlar.
18 maddelik paketin içinden somut olanları soyut olanlardan ayırıp kazanımların altını çiziyorlar.
Nefret suçlularıyla ilgili ibarenin ehemmiyetini anlatıyorlar.
Kimileri işi biraz abartıyor ama olsun. Nikbinlikten zarar gelmez.
Kısaca, bu daha başlangıç, Başbakan’ın da dediği gibi, arkası gelecek diyorlar.
Kamp seçmeyen biri içinse durum ne hazin- ne üzülebiliyor, ne sevinebiliyorsun.
Bir taraftan belli kazanımlarla avutmak, bir taraftan paketin anatomisini çıkartanların hayal kırıklığını anlamakla kalıyorsun.
Ne acı, demokrasi olmayan bir ülkede uçaktan atılacak yardım kutularına bakan aç Afrikalılar gibi bekliyoruz reformları.
Kimilerinin kucağına düşecek. Kimilerini ıskalayacak.
Ama açlık baki kalacak çünkü üstyapıda, yani uçakta demokrasi olmadığı gibi altlarda da yok. Aşağıda kutuları kimisi palasıyla açacak, kimisi kanıyla ıslatacak.
Bir de işin büyük resmi var.
Sonuçta günlük kavgalarımız dinecek ve kutularımızı zorla da olsa kıracağız.
Kimisi başörtüsü fiilinden istifade edecek, kimisi Mor Gabriel’de ayine gidecek.
Kimileri kızacak, kimileri sevinecek.
Mardinli Süryaniler okul açmak için müracaat etmiş. Aman elinizi çabuk tutun, bu ülkede ne olacağı hiç belli olmaz.
Birkaç gün evvel New York Times’ın yayımladığı teorik yeni Ortadoğu haritasından tutun, Suriye saatli bombasına kadar her şey çok ince bir ipin üzerinde, zemin de çok kaygan.
Bu durumda benim gibi kafası karışıklara hayırlısı demek, unutulan fiilleri ısrarla dillendirmek ve ilk defa:
Evet, az az az
Ama, evet, evet, evet demek düşüyor.

Bir önceki yazımız olan Beşiktaş ve Tuncel Kurtiz başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *