Hongqi otomobilleri geri dönüyor

Çin’de “eskiye dönüş” özlemi, bir efsanenin yeniden yaratılmasını sağladı. Ülkenin ilk yerli otomobili Hongqi, artık yabancı lüks markalara kafa tutmayı amaçlıyor…
Her ne kadar dünyanın en büyük otomobil pazarı olsa da küresel markaların cirit attığı ve birbirinden lüks modellerin arz-ı endam ettiği Çin’de, onun adı hâlâ unutulmuyor. Devasa gövdesi, patlak gözleri andıran farları, geniş krom radyatör ızgarası, “binme şerefini elde eden” ünlülerin deyimiyle “uçsuz bucaksız” motor kaputuyla Çinlilerin saygı duyduğu bir otomobil çünkü. Adı Hongqi (hong-çi diye okunurmuş) yani “Kızıl Bayrak” olan otomobil, aslında tamamen devlet büyüklerine özel ve Çin’i temsil etmesi için üretilmişti.
Çin Halk Cumhuriyeti Devlet Başkanı Mao, 1956’da komünist partinin, politikaları belirleyen en üst karar organı olan politbüronun toplantısına yine bir Rus yapımı limuzin (muhtemelen ZIL marka) ile gelmişti. Sinirliydi ve burnundan soluyordu. Toplantıya geçtiklerinde kurmaylarına sert bir şekilde çattı ve “Ne zaman kendi yaptığımız bir otomobille bu toplantıya geleceğim? Bana bunun yanıtını verin!” diye gürledi. İşte bu, iki yıl süren hummalı bir çalışmayı ve 1958’de de ilk prototipi doğurdu. Beğenilen otomobilin ilk üretimi de, 1959 yılının başlarında gerçekleşti. Hemen ardından Mao’nun Ulusal Gün töreninde orduyu selamlaması için bir de üstsüz versiyonu yapıldı. Mao fabrikayı bile ziyaret etti ve sonuçtan memnundu.

Özellikleri değişmeden 20 yıl saltanat sürdü
İngilizlerin Rolls Royce, Rusların ZIL markalarına karşı geliştirilen Hongqi’ler, First Automobile Works (FAW) tarafından üretildi. 6.4 metre uzunluğunda, 2.05 metre genişliğinde ve 1.72 metre yüksekliğinde olan otomobilin radyatör ızgarası, Çinlilerin yelpazeleri örnek alınarak çizilmişti.
O dönem için konfor ve güvenliğin son noktası söz konusuydu. Arka koltuklarının başlıklarında beyaz örtüler, kapı içlerinde kadife döşemeler yer alıyordu. Mao’nun kullandığı araçtaysa, onun kurmaylarıyla birlikte küçük toplantılar yapabilmesi amacıyla üçüncü sıra koltuk da bulunduğu belirtiliyor. 197 HP’lik V8 motoruysa bir hayli sessiz çalışıyordu. Ve elbette “bir tank kadar” zırhlıydı.
Çinliler ülkeyi ziyaret eden dünya liderlerini Hongqi ile karşılıyor ve gezdiriyordu. Çünkü o, ülkenin “ev yapımı, el yapımı” gerçek otomobiliydi. Yaklaşık 20 yıl boyunca farklı versiyonları yapılsa da özü ve temel özellikleri değişmedi. Ta ki o dönemin Devlet Başkanı Deng Şiaoping’in, Hongqi’nin tasarruf ve ekonomik açılımlarıyla birlikte üretimine son verilmesini istemesine kadar. Zira Hongqi, teknolojik “dezavantajı” nedeniyle yakıt konusunda müsrifti. O zamana kadar 1500 adet Hongqi üretilmişti.
Sonraları Audi, Lincoln gibi araçlar üzerine uyarlamalar yapılarak yeniden diriltilmeye çalışıldıysa da, üç girişim de başarısız oldu. Ancak bu kez Çinliler çok ciddi ve kararlı!
Artık halka inecek, işadamları da kullanacak FAW, Hongqi için iki hatta üç model birden hazırlamış. Zaten büyük olan L7, bir süredir görevde. Bu araç, yabancı misafirler ve üst düzey bürokratlara veriliyor. Ondan 40 santim daha uzun olan L9 ise zırhlı. 6.0 lt hacimli 12 silindirli bir motorla donatılmış ve fiyatı 1 milyon doları buluyor.
İkinci ve daha iddialı model ise H7. Bu araç, üstteki iki modelden daha kısa ve özellikle bakanlık düzeyindeki bürokratlarca kullanılıyor. Ancak bu otomobilin artık halka da açılması planlanıyor. Özellikle Audi, Mercedes, BMW kullanmaya alışmış işadamlarının bu otomobile ilgi göstermesi bekleniyor. Yani “modern Çin tarihi” satın almak isteyenlerin… Fiyatıysa yaklaşık 75 bin dolar olacak. Ancak komşunuzun garajında ya da evinin önünde görme şansınız pek olmayacak. Çünkü sadece Çin pazarı için üretilecek.
FAW, Hongqi için bu kadarla kalmayı düşünmüyor. Devletin de desteklediği bir program çerçevesinde, yeni modellerin geliştirilmesi için 2015 yılına kadar
1.5 milyar dolarlık bütçe ayırmış.
Peki neden? Uzmanlara göre Çin, ülkeyi ziyaret edenlere “Biz Batılı mallar ve tatlar kullanan yeni bir Batılı ülke olmayacağız” mesajını vermek istiyor. Aynı zamanda pazarının yüzde 70’i, makam araçlarının da yüzde 80’i yabancı marka araçlardan oluşan ülkede, en azından resmi dairelerdeki yabancı araç saltanatına son vermek amaçlanıyor. Zira bunun için hükümetten birkaç yıl önce “yasaklama” gelmişti. Ne de olsa resmi araçlara yılda 16 milyar dolar harcanıyor.
Bununla beraber “Kızıl Bayrak”ın, diğer yerel markaları da kaliteli ve özgün üretim için teşvik etmesi Çinlilerin bir başka beklentisi.
Anlayacağınız, bu markaya şimdiden birden fazla misyon yüklenmiş durumda. Nur içinde yatasın Devrim ve Anadol!

“Beni beğenmiyor musunuz yoksa?”
Bu haftaki konuğumuz Japonya’dan. Kendisi, şu sıralar yeniden “diriltilme” kararı alınan ve gelişmekte olan pazarlarda satışa sunulacak Datsun markasının bir üyesi. Daha doğrusu markanın “Nissan” olmadan önceki temsilcilerinden. 1951’de piyasaya sunulan, o dönemde Japonya’da tasarım ödülü bile alan Datsun 1000 Sedan, savaş sonrasında tamamen yeniden tasarlanan ve geliştirilen ilk binek otomobildi. Bir ayda
2 bin adet sipariş almış ki, herhalde o dönemdeki Japonya için büyük rakammış.
Otomobil için fiyakalı reklamlar da yapılmış. Tıpkı şekilde görüldüğü gibi. İki geleneksel giyimli genç kadıncağız, minik Datsun’un yanında poz vermiş. Slogan olarak konfor ve ekonomikliğin yanında güvenilirliğin de simgesi olduğuna ilişkin bir mesaj verilmiş… Ama
sevgili kimonolu vatandaşların, bu “güzellik”ten ziyade “taş”, “toprak” veya “piknik yapanlarla” ilgilendikleri gibi bir durum ortaya çıkmış sanki. Bu şirinliğe biraz yazık edilmiş gibi! Zaten onun da duruşu “Beni beğenmiyor musunuz yoksa?” havasında…

LEVENT KÖPRÜLÜ

Bir önceki yazımız olan Dizel hâlâ gözde... başlıklı makalemizde dizel otomobil, hafif ticari araç ve otomobil hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *