Hiphoplife Organize Oluyoruz ve Ulaş Demiröz

Hiphoplife yalnızca hip hop ve alt türleri adına çevrede olup bitenleri değerlendiren bir yayın değil, aynı zamanda birçok organizasyonu da tasarlayan bir örgüt.

Bu kolektif, düzenlediği etkinlikler bir yana, internet sitesi üzerinden bir dolu müzik ve grafiti işini de görünür kılıyor, belgeliyor ve motive ediyor. Hiphoplife’ın Organize Oluyoruz olarak adlandırdığı projesi geçtiğimiz birkaç yıl öncebir toplama albüm formatında ilk meyvesini vermişti. Organize Oluyoruz 1, ülkeden 20 farklı rap sanatçısının parçasını bir araya getiren bir toplama albüm ve Pasaj Müzik etiketiyle basılarak yayınlandı. İşin güzeli bu albümün bünyesinde Ceza gibi ünlü bir deve de, underground isimlere de bir arada durabilecekleri kadar yer vardı. Tüm bunları incelerken hip hop sahnesini memleketin en organize sahnelerinden biri kılan Hiphoplife portalı ile konuşmak, gelecek planlarını öğrenmek istedik. Konu memlekette hip hop, hattın diğer ucunda ise Hiphoplife’ın kurucusu Ulaş Demiröz var.

Hiphoplife’ta nasıl bir işbölümü var? Nasıl bir ekipsiniz? Kaç kişisiniz?

Sitemizde birçok bölüm var ve her bölümün birer sorumlusu var. Ekibimizin ana kadrosu sekiz kişi, projelere göre bu rakam çok daha artabiliyor. Video, röportaj, içerik yönetimi ve sosyal medya departmanlarımız var. Ekibimiz 18-30 yaş arası kişilerden oluşuyor. Bunlar dışında bizim çekirdek kadromuzda yer almayan ancak proje bazlı bizimle çalışan arkadaşlarımız da oluyor zaman zaman. Tamamen iş yoğunluğu ve proje ile alâkalı bir ekibimiz var.

Portalı nasıl yürütüyorsun? Ne kadar vaktini alıyor?

Elimizdeki işlere göre, site güncellemeleri, konser organizasyonlarımız, albüm projelerimiz ya da yeni bir proje üzerinde çalışıyorsak, iş paylaşımında ekibimizde yer alan herkes nerede ne yapacağı nerede duracağını gayet iyi biliyor, sitemizin bu kadar dinamik olmasının da sebebi aslında bu. Oldukça disiplinli bir şekilde çalışıyoruz.

Hiphoplife’ın bir ofis ortamı henüz yok, hepimiz kendi evlerimizden çalışıyoruz. Benimle beraber Ankara’dan ortağım Arda ile tam gün mesaimizi sitemize harcıyoruz diyebilirim. Ekibin diğer üyeleriyse kısmen yarı zamanlı çalışıyorlar. İşbölümünün büyük kısmı ve koordinesini Arda ile yaptığımız için, günün yorucu kısmını biz üstleniyoruz. Sabah kahvaltısından gece yarısına kadar işin başındayız. Yaz aylarına oranla kış ayları daha üretken ve yoğun geçiyor. Gün içinde gelen e-postaları yönlendirmek, içerikleri düzenlemek, içerikler oluşturmak, bunları yayına hazırlamak… Bilirsiniz işte, yayıncılık.

Hiphoplife sitesi elinde olmadan kendi camiasında bir tekel olmuş durumda. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsun?

Evet, Hiphoplife hitap ettiği ortama göre oldukça tekel bir durumda. Bunun sebebi kimsenin bu işi bizim kadar ciddîye almaması, projeler üretememesi ve yatırım yapmaması diyebilirim.

Hiphoplife genel olarak “reklam” konusundaki geri dönüşlerini tekrar kendi içinde çeviren bir sistem olarak işliyor. Bireysel kazanımlardan çok, biz hâlâ öz sermayemizi büyütmeye çalışıyoruz. Bizimle çalışmak isteyen veya dikkatini çektiğimiz bir şirket/kurum varsa hemen bir proje oluşturmaya başlıyoruz. Hem o firmanın bu işten maksimum fayda sağlaması hem de bizim bu yatırımı maksimum değerlendirebilmemiz için “beyin fırtınaları” yaratıyoruz. Bu zamana kadar bireysel danışmanlıkların dışında birçok tekstil, basın yayın, sprey boya (grafiti), içecek, ev aleti gibi çeşitli alanlarda hizmet veren firmayla çalıştık ve hepsi bu çalışmalardan çok memnun kaldı. Özetlemek istediğim “tekel” olmak bize bir rahatlıktan ziyade, çalışma azmi sağlıyor. İnsanların “tekel olmasa daha çok rekabet olur” teorisini tamamen çürütüyoruz aslında. Biz her durumda en iyisini yapıyoruz, yapmaya çalışıyoruz.

Ayrıca bunun bir sebebi de sitemizde yer verdiğimiz birçok sanatçıya birçok konuda danışmanlık yapmamız. Bu zamana kadar birçok isim Hiphoplife sayesinde piyasada ciddî yer edinmiş durumda. Bu işi biz bırakana kadar da kimsenin bizimle aynı kalitede bir iş çıkartabileceğini düşünmüyorum.

Hip hop dinleyenler medya tarafından tektipleştiriliyor ve belirli kalıplara göre değerlendiriliyor. Reklamlarda ve filmlerde sık sık bunu görebiliyoruz. Bu imajı kırmak mümkün mü sence?

Türkiye’de rap müzik ne kadar göz önünde olursa olsun, ön yargıyı parçalamak atomu parçalamaktan daha zor. İnsanların hâlâ ve hâlâ bu müziği alt kültür olarak algılaması işleri bu formata getiriyor. Hala “rap dinliyorum!” diyenlere bakış açısı üçüncü sınıf. Zira genel yargı bu şekilde olunca medyada bunu bu şekilde kalıplaştırdı ve böyle devam ediyor. Bu imaj muhtemelen şimdi ve sonra da değişmeyecektir.

Hip hop sahnesinin organize olmak ya da olmamak konusunda sözgelimi bir metal sahnesine göre farklılıkları var mı? Türkiye’deki hip hop sahnesinin dinamiklerinden biraz bahsedebilir misin?

Rap sahnesine baktığımızda yurtdışında olay çok değişik boyutlarda. Ancak Türkiye için konuşmak gerekirse, organizasyonlar büyük isimlerin konserleri dışında, birçok MC’nin sırayla sahneye çıktığı konserlerden ibaret. Rap, söze ve söyleyen kişiye endeksli bir tür olduğu için sahnede ön plana çıkan her zaman MC olur. Elektronik müziğe daha yakın olan rap müzik sahnelerinde, rock, caz, metal sahnelerindeki gibi enstrüman kullanımı pek yaygın değil. Sahnede MC’ye, pikapların başında bir DJ ve en az bir kişi geri vokalde eşlik eder. Geri vokal kullanmayıp kendi başına sahneye çıkan MC’ler de mevcut tabiî. Buna karşın son dönemde “Live Band” denemeleri de yaygınlaşmaya başladı. Birkaç isim yanlarına gitar, bas gitar, klavye çalan isimler alarak kendi sahne grubunu kurmaya başladı. Geçtiğimiz günlerde bu konseptli birkaç organizasyonun organizatörlüğünü de yine hiphoplife.com.tr olarak biz üstlenmiştik.

Hip hop anadille oldukça bağlantılı bir müzik. Dil yabancı dinleyicilere ulaşmak konusunda bir bariyer oluşturuyor mu? Türkiye’den hip hop Türkçe bilmeyen yabancı dinleyicilerde nasıl karşılık buluyor?

Açıkçası ben dilin herhangi bir engel teşkil ettiğini düşünmüyorum. Hip hop anadille ne kadar bağlantılı olsa da müziğin evrenselliği kuralı bu tür için de geçerli. Enstrümana, nağmeye dayalı herhangi bir müzik türü nasıl ki sanatçının verdiği duyguyu, dili bilmeyen dinleyiciye aksettiriyorsa Rap yapan MC’nin de flow’undaki tonlamayı, duyguyu dinleyiciye aktarıyor. Örneğin bu yıl içerisinde Ceza, Amerika underground rap’inin bir numaralı ismi TechN9ne’nın “Worldwide Choppers” parçasında yer aldı ve insanların Ceza hakkındaki yorumları görülmeye değerdi. Bunun yanısıra yurtdışında en çok konser veren isimlerden biri de yine Ceza. Birçok ülkede sahne aldı ve bazen bir araya geldiğimizde bizlere oradaki atmosferi insanların bakışlarını anlatıyor, insanların anlamadıkları bir müziğe eşlik etmeye çalıştıklarını söylüyor. En son Almanya’nın en büyük caz festivali “Jazzhead”de tek Türk konuk olarak sahne aldı ve söylenenlere göre festivalin en ilgi gören ismi olmuş.

Sitenizde 500’ün üzerinde albüm bulunuyor. Size gelen demolardan bir ön eleme yapıyor musunuz? Yayınlama süreci nasıl oluyor? Demosu reddedilenlerle sorun yaşıyor musun?

Sitemizde arşiv tutmuyoruz, aslında bu zamana kadar yayınladığımız albüm sayısı 2-3 binin üzerinde, zamanla arşivimizde temizlik yapıyoruz. Bize gelen demoları Hiphoplife kriterlerine göre ben ve içerik editörlerimiz eliyoruz. Vokal tekniği, kayıt ve prodüksiyonun kalitesi gibi kriterlerimiz var. Çalışmalarına olumsuz cevap alan insanlar bizi dakikasında kötü niyetli olarak gördüğü için ve biz de buna artık alıştığımızdan dolayı pek sorun olmuyor. Aksine eksiklerini tamamlayıp kendilerini geliştirmeye kafa yorsalar çok daha sağlıklı olacak.

Organize Oluyoruz 1 dijital bir toplama olarak da yayınlanabilirdi ama basılı bir albüm yaptınız. Somut bir baskı olması senin için ne ifade ediyor?

Organize Oluyoruz’u sıradan bir toplama albüm olarak görseydik, evet, dediğiniz gibi dijital ortam üzerinden de yayınlayabilirdik. Öncelikle albümü basmamızın sebebi Türkçe rap tarihine elle tutulur bir eser bırakmaktı. Çünkü Türkçe rap albümleri için genel ve özel şöyle bir durum söz konusu, bütün albümler “Limited Edition” dediğimiz “Sınırlı Sayıda” üretim olarak çıkıyor zira albümler 1000-2000 gibi rakamlarda basılıyor. Hâliyle her Türkçe rap CD’si aslında özel bir parça. Bizde bunu bildiğimiz için Organize Oluyoruz’un elle tutulur bir albüm olarak arşivlerde yer almasını istedik.

Ayrıca Organize Oluyoruz bir proje, sadece bir toplama albüm değil. Bu projenin içerisinde her sene düzenli olarak yayınlanacak bir albüm, bunun yanısıra Türkiye’nin en büyük hip hop festivali ve televizyon programı projemiz var. İnsanların her sene bu albümü beklemelerini istiyoruz, ülkemizde her sene düzenlenen birçok büyük konser ya da festival gibi Organize Oluyoruz’u da bu kalıplar içinde marka hâline getirme hedefimiz var.

Organize Oluyoruz 2 toplaması için start verildi sanırım. 1’den farkı ne olacak? İlki hiç kadın MC olmadığı için eleştirilmişti galiba. Bunun sebebi neydi?

Organize Oluyoruz 2’nin kadrosu geçtiğimiz günlerde belli oldu. İlkinden farkı hemen hemen yeni bir kadro ve daha çok düet çalışmaları olacak. Ayrıca Avrupa’dan sürpriz iki isim de albümde yer alacak. Organize Oluyoruz 1 tanınmış, ana akım tavrını benimsemiş MC’lerin yanısıra yıllarca kendi imkânlarıyla çalışmalarını dinleyicilere ulaştırmaya çalışmış, underground tavrını benimsemiş isimlerin de kendini duyurması amacıyla gerçekleştirilmiş bir projenin ilk ayağıydı.

Hiphoplife, kuruluş amacı ve şu anki faaliyeti itibariyle Underground tavır içerisinde olan bir kurum. İlk toplamada kadın MC olmayışından ötürü özellikle medya tarafından eleştirildiğimiz doğru, fakat ben albüm için isimleri belirlemeye başladığım zaman piyasada aktif olarak rap yapan kadın MC yoktu. Kısıtlı parça sayısı –veya daha doğrusu kısıtlı dakika– olduğu için bu albümde yer almayı hak eden en doğru isimleri seçmem gerekiyordu. Aslında vurgulamaya gerek yok fakat underground tavır içerisinde herhangi bir cinsiyet ayrımcılığı yoktur. Buna paralel olarak, her ne kadar yeni albümün içeriğinden bahsetmek istemesem de serinin devam albümünde bir ya da iki kadın rap vokalinin yer alacağını şu an gönül rahatlığıyla size söyleyebilirim.

Türkiye’de hip hop kültürü nereye gidiyor sence? Son 10 yıla göre neler olumlu/olumsuz?

Eskiye göre Türkiye’de hip hop kültürü daha bilinçli bir şekilde büyüyor. Kaliteli üretim yapan kişi sayısı eskiye göre oldukça fazla durumda. Piyasada ufak da olsa bir büyüme var. Hem yaptıkları işlere yatırım yapmaları hem de şirketlerin biraz daha bu işe sıcak bakmalarıyla, sektörü yavaş yavaş olsa da geliştiriyoruz. Gelecek 10 yılı değerlendirmek çok zor aslında çünkü çok hızlı hareketler ya da aksine yavaşlamalar da olabiliyor. Şirketler kadar bireysel yatırım yaparsa ve harcamalar da bu raddede önem kazanıyor çünkü şirket yatırımları haricinde kişisel, kendi sermayeleriyle de ortaya bir ürün koyabiliyorlar.

Pasaj Müzik’le bu yılın son çeyreğinden itibaren Hiphoplife.PRO isimli yeni bir projeye başladık. Pasaj Müzik’in alt plak şirketi olarak, dijital platformda hip hop albümleri satışa sunacağız. Böylece yeraltında emek veren sanatçıların, işlerinin karşılığını biraz da olsa almasını sağlayacağız.

EKİN SANAÇ – KORAY KANTARCIOĞLU

Bir önceki yazımız olan Pamela Spence nerelerde, ne iş yapıyor? başlıklı makalemizde Pamela, Pamela Spence ve röportaj hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *