Her kent ‘urban’ değil

Azade Köker’in ‘Hareketli Mekanlar’ başlıklı sergisi CDA Projects’te açıldı. Sergisinde, kırsalla şehir mekanını karşı karşıya getirdiğini söyleyen Azade Köker’in resim, enstalasyon ve videoları 26 Ekim’e kadar görülebilir

Azade Köker’in “Hareketli Mekanlar” adını verdiği yeni sergisi önceki gün CDA Projects’te başladı. 26 Ekim’e kadar sürecek sergide, sanatçının kent kültürü ve kentlilerin yaşamlarını anlattığı resim, enstalasyon ve videolardan oluşan çalışmaları sergilenecek.
Sergide, sanatçının dört ayrı çalışması dikkat çekiyor. İstiklal Caddesi’nden yönlendirilen bir kameradan yansıtılan görüntülerle Berlin’deki bir parkta çekilen görüntü arasındaki gerilim “City Trailer (Şehir Fragmanı)” adlı çalışmanın gövdesini oluşturuyor. “Tempo in Forest (Ormanda Tempo)” adlı çalışma da yemyeşil bir orman içerisinde akan bir otoyol görüntüsünü sanatseverlerle buluşuyor. “Füg” adlı eserinde de sanatçı bir sahili temsil eden yüzeyin arkasında Japonya’da yaşanan Tsunami felaketinin görüntülerini paylaşıyor. Köker son olarak, “Ecstasy”de ise doğa ve kent ilişkisini bir arada ele alıyor.

Her kent ‘urban’ değil
Çalışmalarında kırsal mekanla şehir mekanını karşı karşıya getirdiğini söyleyen Köker, çıkış noktasının “Kentler, kentlileşirken ne kadar “urban” oluyor?” sorusu olduğunu söylüyor. “Urban” olayının ve “kentleşmenin” ayrı şeyler olduğuna dikkat çeken sanatçı, her “kentleşen” kentin “urban olmadığını”; bir kentin “urban olabilmesi” için demokratik katılımların çoğalması, siyasi meselelerin hallolması ve farklılıkların bağlandığı projeler yaratılması gerektiğinin altını çiziyor.
Almanya’da yaşayan, çalışmalarını Berlin ve İstanbul’da yürüten sanatçı, kent tanımının Avrupa’da da çok önemli bir konu olduğunu ve bununla ilgili üniversitelerde araştırmalar yapıldığını belirtiyor, her büyüyen kentin “urban” olmadığına da dikkat çekiyor. “Urban” olayının Atina’dan günümüze uzandığına değinen sanatçı, “Urban olayına herkes sahip çıkamıyor; çünkü göçler var. Göçler dolayısıyla şehir, onu tanımayan insanlardan oluşuyor. Bu kişilerin şehir hayatına dahil edilmesi gerek. Bu projeler Almanya’da var.

‘Farkındalık artışı önemli’
Türkiye’nin problemi Almanya ile mukayese edilecek gibi değil. Türkiye, çok büyük bir göç olayıyla karşı karşıya. Almanya, bu işlere 30 yıl önce başladı. Rantçılarla, projeler yaratarak mücadele ettiler. İş sadece sokakları boyamakla olmuyor,” diyor.
İstanbul’da son dönemde yaşanan kentsel dönüşüm farkındalığının artmasıyla ilgili de konuşan Köker, bu hareketleri çok önemli bulduğunu söyleyip ekliyor: “Çevre bilinçlenmesi Gezi Parkı’yla başladı. Bu açıdan bakacak olursak, Gezi Parkı’na çok iyi projelerin gelmesi lazım, bu projelerin halka sunulması lazım. Gezi olayı çok güzel; ama bundan sonra ne olacak meselesi de konuşulmalı. Mesela hiçbirimiz aslında Gültepe’de ne oluyor bilmiyoruz. Gezi gençliği acaba o tarafları da tanıyor mu, onlarla ilişkiye geçiyor mu? Onu da merak ediyorum.”

 

Bir önceki yazımız olan Egemen güç Diyanet başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *