Hayvanların yaşama hakkı

24 August 2013 Saturday, 19:51

Tam da kimin yaşamaya hakkı var, kimin yok, kimin ölümüne ağlamalı, kiminkini umursamamalı tartışmalarının yaşandığı bugünlerde çarpıcı bir yazıyla karşılaştım. Hayvanların Kurtuluşu Cephesi (ALF TR) Facebook ve Twitter hesaplarından paylaşmış. Bazı kısımlarını aktarmaya karar verdim. Ama siz tamamını okuyun. Hatta www.hayvanozgurlugucevirileri.com adresine göz atın.
Mira Fong’a ait yazı gezegenin hayatta kalabilmesi için insanın diğer dünya sakinlerine yönelik bilincini değiştirmesi gerektiği üzerine.
Birçok insan hayvan haklarını, alışkanlıklarına, çıkarlarına ters düştüğü için tehdit olarak görür. Ama her toplumsal hareket, ahlaki bir krize verilmiş yanıttır. 200 yıl önce kölelik normaldi, artık değil. Şimdi sıra hayvanların köleliğini sona erdirmekte.

Güçlü olan haklı mı?
Bugün artık hayvanların akıl yürütebildiklerini, duyguları olduğunu, acı çektiklerini biliyoruz. Aramızda çok fark olmadığı bilimle kanıtlandı. Oysa türcülük insanın diğerlerinde üstün olduğu iddiasında. Irkçılık, cinsiyet ayrımcılığı gibi ahlaken bağlayıcı olmayan fiziksel farklılıklara dayanarak “Güçlü olan haklıdır” sözünü meşrulaştırıyor. Buna inanmak da işimize geliyor.
Televizyonda bir hayvanın kurtarıldığını görünce seviniyoruz. Ama sıra laboratuar ya da gıda hayvanlarının koşullarını tartışmaya gelince gözlerimizi yumuyoruz. Medya et ve süt endüstrileri ardındaki korkunç gerçeği gizliyor. Yaşayan canlılara burger, peynir, pirzola gibi isimler veriliyor. Böylece onlara dair hislerimiz önleniyor. Sosyal kuramcı Theodore Adorno bu konudaki yorumu çarpıcı: “Auschwitz, bir insan mezbahaya bakıp ‘Ama onlar hayvan’ diye düşündüğü zaman başlar.“
O yüzden yiyecek seçimlerimiz büyük önem taşıyor; şefkati mi seçeceğiz zulmü mü? Etobur muyuz değil miyiz hala tartışılıyor ama fabrika çiftçiliğinin iklim değişikliğine etkileri belli. En yakın akrabamız goriller, büyük oranda vejetaryen ve obezite gibi sorunları yok.

Kurtuluş içimizdeki hayvanda
İtalyan düşünür Giorgio Agamben’e göre kendimizi hayvandan ayırarak riske atıyoruz. Türümüzün, içindeki boşluğu doldurmak için başka şeylere doyumsuz bir iştah beslemesi bu yüzden. Çözüm, kendi hayvanlığımızı yeniden keşfetmemizde. İnsanın diğer hayvanlara davranışı kim olduğunun bir yansıması. Hayvan hakları aslında bizi “İnsan olmak nedir?” sorusu üzerine düşünmeye çağırıyor.

YAVRU KÖPEKLER ÖLMESiN
Ümraniye Barınağı gönüllülerinden bir ihbar geldi. Yavru köpeklerin yok olduğunu bildiriyorlar. Malum yakalanan yavrular kısırlaştırılmadan salınmıyor. Ama o arada da barınak ortamına dayanamıyorlar.
change.org’ta bir kampanya başlatılmış, “Umraniye Belediyesi Bakımevi: Yavru Köpekler Ölmesin” diye. Siz de bir imza atın, ölmeden sahiplendirilsinler.
Genelde barınaklarda gönüllülerden hoşlanılmaz. Ama en son bayram tatilinde Bağcılar Barınağı’nda açlık ve susuzluktan ölen hayvanları duyduk. Ne o, personel izindeydi. Oysa gönüllülere haber verilseydi o hayvanlar en mutlu bayramlarını geçirirdi.

Bir önceki yazımız olan 'Kadınlar daha iyi kupon yapabilir' başlıklı makalemizde doğan öncel, eyüp yıldız ve radyo spor dinle hakkında bilgiler verilmektedir.

Yorum yazın...

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz