Hayat 40’ında bitmiyor

16 August 2013 Friday, 14:39

Marco Rissi’nin “Cha Cha Cha” filmindeki ilk büyük rolüyle vamp kadın olarak karşımıza çıkıyor Eva Herzigova. Tıpkı Campbell, Schiffer ve Crawford gibi Herzigova da yeni koşullara ayak uydurabildi. Geride kalmadı hiçbir zaman. Ama ne bir gürültüyle ne de bir skandalla yaptı bunu. Disiplin ve komünist bir rejimde geçen çocukluktan kalan mirastı ona yardım eden. Her şeye başladığından 20 yıl sonra bile, iş kadını, bir iç çamışırı markasının yaratıcısı, oyuncu, evli ve 3 çocuk annesi olarak hala karşımızda… Eva Herzigova, “Paris Match” dergisine, “Eğer yaşlanmak bana yardım ediyorsa, buyursun gelsin!” diyor.

“Oyunculuk, uçmak gibi…”
Hollywood’da şansını denediğini ama hayal kırıklıklarıyla geri döndüğünü söyleyen Herzigova, “Oyuncu olma isteğim, İtalya’da uyanmak üzere Hollywood’da uykuya daldı. Marco Risi, ‘Cha Cha Cha’ filmindeki ‘Michelle’ karakterinin ben olduğumu söylediğinde, bu kesin tavır bana güven kattı, güven de oynama isteği haliyle” diyor Herzigova. Oyunculuğu, sahnede olmayı, deri değiştirmeyi ve hikayeleri seviyor Herzigova. “Oyunculuk bağımlısı oldum. Uçma hissi gibi bir şey çünkü. Ve bu uçuşu sen yönlendirebiliyorsun. Orada durmak istemiyorum” diyor.

Onları 11 Eylül trajedisi bir araya getirdi
Hayatının aşkı; 11 Eylül 2001’de tanıştığı İtalyan işadamı Gregorio Marsiaj. ABD’de yaşanan korkunç trajedide tanıştılar ve aşık oldular. O gün Eva, Milano’da defiledeydi. New York’a dönmesi gerekiyordu ama havalimanı kapalıydı. Uçuşlar ertelendi. Deniz kıyısında evi olan italyan arkadaşının teklifini kabul etti ve birkaç gün onda kalmaya gitti. İşte o gün, o plajda, altı sularında, Eva’nın bakışları Gregorio’nunkilerle buluştu. “Gregorio’yla her şey çok hoş ve kolay görünüyor. Benim oyunculuk hayatım onu hiç ürkütmüyor. Kendinden ve bizden çok emin. Bu arada dikkatinizi çekerim; kendisi tüm görkemiyle bir İtalyan’dır” diyor Herzigova.

“Aşk dolu ve mutlu bir ailenin annesiyim”
Bon Jovi davulcusu, eski kocası Tico Torres’le kopuk geçmişi, bozuşmaları, umutsuz buluşmaları geçmişte kaldı. “Hayatım sakin ve sıradan” diyor ve ekliyor Eva, “Aşk dolu ve mutlu bir ailenin annesiyim. Sahip olduğum her şeyi, çalışarak, direnerek ve arzulayarak kazandım. Ve aşk sayesinde hiç süphesiz… Gregorio ve çocuklarla, sıradan huzurun ne olduğunu öğrendim. Bir ailenizin olması sizi daha makul ama daha canlı biri yapıyor.”

“Sadece anne ve eş olamam”
Eskiden olsa, evliliğin aşk demek olduğunu duyardık Eva Herzigova’dan. Bugünse, Gregorio’yla tüm kavramlarının değiştiğini söylüyor ama “Hiçbir zaman sadece anne ve eş olamam. Eksik kalırım. Beni iyi ve gelişmiş hissettirecek başka şeyleri yaşamaya ihtiyacım var” demeyi de ihmal etmiyor Herzigova. Hayatının bu kısmı; çalışmaya ama hiç durmadan çalışmaya ait. Paris’e oyunculuk için geldiğinden beri defileleri, poz vermeyi ve de bunlar için bir şeyler üretmeyi hiç bırakmadı ki geldiğinde sadece 16 yaşındaydı.
Kendi adını taşıyan mayo koleksiyonu hazırlayan Herzigova, modellik hayatını anlatan senaryoyla ilgili, “Bu hayatı olduğu gibi gerçekleriyle anlatan bir senaryo. Kalıcı olmayı uman kızlar ve daha en başından yıkılan kızlar… Bugün top model, moda etkisinden başka bir şey değil. Benimse gelecek tasarlama ve uzun süreli bir kariyer yaratma şansım vardı. O zamanlar başkaydı ve ben bunu film yapmak istiyorum” diyor Herzigova.

“Komünizm hayat tarzıydı”
Çalışma aşkı ona, güzelliğin öncelik olmadığı, çocukluğunun geçtiği Çekoslovakya’dan miras. “Çocukken, sabırdan ve güçten bahsederdik hep. Komünizm hayat tarzıydı. Öncelikli olan; iş ve yardımlaşmaydı. Güzellik ve hayaller, Latinler’in işiydi“ diyor Herzigova. Bu özelliğini çocuklarına da geçirmek isteyen Herzigova, “Onları hayatın kolay olduğuna inandırmaktan uzak duruyorum. Onlara girişim isteği ve sorumluluk aşılamak istiyorum” diyor.

“Yaşlılık mı? Buyursun gelsin!”
Geçip giden zaman onu hiç de endişelendirmiyor; aksine günbegün ehlileştiriyor. Eva, henüz 40 oldu. Yaşını sevdiğini söylüyor ve kendisini çok mutlu hissediyor Herzigova. Ve de özgür… “Anneliğimden beri, olduğum kişiyle uyumsuz şeyleri yapmayı reddediyorum. Çocuklarım, aşkım ve yaşım sayesinde ‘Hayır’ demeyi öğrendim. Eğer yaşlanmak bana yardım ediyorsa, buyursun gelsin!” diyor.

Bir önceki yazımız olan 'Kadınların ilgisi özgüvenimi arttırıyor' başlıklı makalemizde büyük sürgün, Cadde ve lale devri hakkında bilgiler verilmektedir.

Yorum yazın...

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz