‘Halkım için ağlıyorum’

02 September 2013 Monday, 23:44

Ülkesi için ağlayıp dua eden, güzel günlerin yakında olduğuna inanan Mısır’ın son kralı Fuad, “Büyükbabam babama, ‘Bir tek Mısırlının kanı akarsa bunun tek sorumlusu sen olursun’ dermiş hep. Halk sokaklara dökülüp ‘haklarımız’ diye bağırdığında onları dinlemek zorundasınız” diyor

Son Mısır Kralı 2. Fuad İstanbul’daydı. Oğlu Prens Ali’yi önceki akşam İstanbul’da evlendirdi. 1952 doğumlu… Mısır kralı I. Faruk’un oğlu… Temmuz 1952’de Nasır liderliğinde gerçekleşen Hür Subaylar Hareketi sonunda babası I. Faruk’un görevinden uzaklaştırılması üzerine daha 6 aylıkken kral ilan ediliyor. Bir yıl sonra da Mısır’da Cumhuriyet ilan ediliyor. Krallığının birinci yılında ve daha bir yaşındayken aile sürgüne gönderiliyor.
Kraliyet yatıyla ülkeyi terk ediyorlar. Enver Sedat döneminde milli kimliği geri verilip Mısır pasaportunu alıyor. Babası Kral Faruk ile önce İtalya’ya gidiyorlar. Kral Faruk 43 yaşında, İtalya’da, birçok insanın inandığı şekilde Nasır’ın adamları tarafından zehirlenerek öldürüldüğünde Fuad 13 yaşındaydı..

Önce Cenevre, ardından Paris, sonra tekrar Cenevre’de yaşıyor. Danışmanlık ve emlakçılık yaparak hayatını kazanıyor. Evinin taksitini ödeyemediği zamanlar oluyor. Fransız bir kadınla evlenip ayrılıyor. Üç çocuğu oluyor. Eşinden ayrılınca Paris’ten ayrılıyor, Cenevre’de yaşamaya başlıyor. Hali hazırda Cenevre yakınlarında küçük bir köy evinde kirada oturuyor. Kokteyl, parti gibi sosyal ortamlara gitmiyor. Utangaç bir kral o…
Böyle bir geçmişle büyüyen yalnız bir çocukluğun izlerini düşünün. Ülkeyi kral olarak terk ettiği ve babası şüpheli bir şekilde öldüğü için korku içinde geçen çocukluk yıllarını tahmin etmek güç değil.

Utangaç, naif, saygılı
Çocukluk yıllarında babası İtalya’da, kendisi ise güvenlik nedeniyle İsviçre’de yaşıyor. Annesi, babasını terk edip, boşandığından dadıların elinde büyüyor. İlerleyen yıllarda üvey üç kız kardeşi de ölünce yalnızlığı daha da koyulaşıyor. Çok kral tanımadım. Ancak bu kadar mütevazı bir yabancıyla dahi tanışmadım desem yeridir. Naif kişilik dedikleri türden…
Çok hassas, size kraliçeymişsiniz gibi davranan, utangaç biri. Çırağan’da fotoğraf çekimi için poz vermekten utandığını görünce, kendisini zorladığım için bu kez ben utandım. Annesinin, üzerinde 20 bin elmasın olduğu bir gelinlikle evlendiği, özlemle beklenen doğumundan sonra ismi birçok Müslüman ülkede binlerce erkek çocuğa verilen, fotoğrafı çekilirken saygıdan ayaklarını birleştiren bir kral duygulandırıyor insanı haliyle.

‘Ben, hayata çok geç doğdum’
Kral olsa da o bir baba. Kuveyt, İtalyan Prensesi, Arnavutluk, Romanya Fas Prensi, Afgan Kraliyet Ailesi, Kont Orlov gibi isimlerin katıldığı düğünde giyeceği frak için çok sevmesine rağmen ısmarlamak istediğim baklavayı yemedi.
Düğünden önce verdiği birkaç kiloyu geri almak istemiyordu. Hayattaki en büyük acısı anne ve babasından uzak yaşaması. Geçmişini anlatmaya çalışırken söylediği, “Ben hayata çok geç doğdum” cümlesi çarptı beni. İnsan bir yaşında kral olup sürgün yerse krallığı hissedemez tabii. Sürgün, geç kalmış krallık ve yalnız geçen çocukluk yıllarının etkisiyle olsa gerek çok hassas olduğunu hemen anlıyorsunuz. Sürgündeki kralla, kralların dünyasını da, Ortadoğu’nun bugünkü halini de konuştuk.

Düğünü neden İstanbul’da yaptınız?

Büyük dedem Fuad Türkçe konuşurdu. Paris’te yaşayan oğlum ve gelinim İstanbul’da tanışıp birbirlerini sevmişler. İstanbul’u aile olarak çok seviyoruz.
Kapalıçarşı’da günler geçirebilirim. Dün Afgan Prenses’i Fatima ile birlikte, Halil İbrahim Paşa’nın konağını ziyaret ettik.
Kökenlerimiz İstanbul’a dayanıyor. Kavalalı Mehmet Ali Paşa Mısır’da kraliyet ailesinin kurulmasını sağlayan kişidir. Ailem, Mısır’ı 150 yıl yönetti.
Babam Mısır için en iyisini yapmaya çalıştı. Çok hizmet etti. Bu gerçekler şimdi görülüyor. Eğitim ve ekonomi olarak babamın zamanı Mısır’ın en parlak zamanlarıydı. Mısır, Ortadoğu’nun en önemli ülkesiydi. İnsanlar mutluydu. Babamın devrilmesini halk istemedi, Nasır istedi. Babam askeri darbeye direnmedi. Çünkü bir tek Mısırlının dahi tek damla kanının dökülmesini istemiyordu

Mısır’ın bugünkü durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Mısır’ın yaşadıklarına çok üzülüyorum. Mısır’ı hissediyor, Mısır’la yaşıyorum. Mısır’da olanlardan çok etkileniyorum. Politik bağımız yok Mısır’la. Biz politik hiçbir duruş sergilemiyoruz. Ben ve ailem Mısır’a yakın olmak istiyoruz.
Politik bir duruş sergilemeden Mısır’ın yanındayız. Politik konuşmalar yapmak istemiyorum. Ülkemde barış olması için dua ediyorum. Halkım için ağlıyor, her gece huzur için dua ediyorum. Mısırlılar çok sofistikedir. O topraklarda müthiş bir tarih var. Bunu da atlatacaktır.

Mısır neden bu duruma geldi sizce?

Yönetim ve lider sorunundan… Gelişmenin olmaması, eğitimsizlik, ekonominin kötü yönetilmesi. Doğru liderler çıkmadı. Önceki yönetim kötü kanunlar getirdi. Sınırlar koydular.
Bundan önceki hükümetin yaptıklarının sonucu olarak ekonomi de kötüleşti. O kadar kötü yönetim sergilendi ki, Mısır özgürlüğünü kaybedebilecek duruma geldi. Durum o kadar kötüydü ki milyonlarca insan sokağa döküldü. Ve devrim istedi. Ordu bu insanların çağrısını duydu ve yönetime el koydu.
İnsanlar sistemden bıkmıştı. Halk sokaklara dökülüp haklarımız diye bağırdığında onları dinlemek zorundasınız. Eğer ülke halkının yarısı sokağa dökülüp haklarımızı istiyoruz diye bağırıyorsa onları dinlemek zorundasınız. Ancak başta da konuştuğumuz gibi politika sormayın lütfen. Politika konuşmaktan hoşlanmıyorum.
Tek arzum Mısır halkının mutlu olması. Biliyorum ki, Mısır gelecekte çok iyi olacak. Kanunlara, halkın haklarına saygı duyulması gerek…
Büyükbabam, babam Faruk’a, ‘Birtek Mısırlının kanı akarsa bunun tek sorumlusu sen olursun’ dermiş hep. Allah Mısır’ı seviyor. Mısır toprakları dünyanın en verimli topraklarıdır.

Ülkem bu haldeyken…

Sürgündeki Mısır Kralı 2. Fuad’ın oğlu Prens Muhammed Ali, Afgan Kralı Zahir Şah’ın torunu Prenses Noal Zaher’le, Çırağan Sarayı’nda evlendi. Kısa bir semah gösterisinin de yapıldığı düğün, dünyanın dört bir yanından gelmiş kraliyet konuklarına karşın gösterişten uzaktı. İstanbul’a gelen 200 kraliyet mensubu, Topkapı Sarayı’ndan, Halil İbrahim Paşa türbesine kadar bir çok tarihi mekanı ziyaret ettiler. Kral’ın kızı Prenses Fevziye konuklarını teknede ağırladı. Boğaz turuna, dizileri Ortadoğu ülkelerinde izlenme rekorları kıran oyuncu Murat Yıldırım, Prenses Fevziye’nin arkadaşı Selma Türkeş de katıldı. Kral Fuad düğünle ilgili soruları mı da yanıtladı.

Gösterişli bir dügün yapmadınız?

Yapamazdık. Güzel bir düğün olması için elimden gelenin en iyisini yaptım. Ancak bir kraliyet düğünü yapmadık. Mısır bu durumdayken olmazdı. Dini seromani de İstanbul’da yapıldı. Sade bir düğün yapmak istedik. Küçük, samimi bir düğün oldu. Ailemiz, kraliyet üyeleri ve çok samimi dostlarımızdan oluşan 200 kişilik bir düğün oldu.

Suudi Kralı’ndan destek gördük

Mısır’dan ayrıldığınızda nasıl geçindiniz?

Babam için ülkeyi büyük bir hazine ve yabancı banka hesaplarıyla terk etti denildi yıllar boyunca. Ancak durumumuz öyle değildi. Babam hiçbirşey almadan, parmağındaki altın yüzükle ülkeyi terk etti. Çok zorlandık. Suudi Kraliyet ailesi babamı destekledi. Babamla çok yakınlardı çünkü.
Arap ligini babam yarattı. Arap Birliği için çok faydalı şeyler yaptı babam. Nasır değildi bunu yapan.
Mısır’ın son kralıyım. Ben ise hep babamı kral olarak gördüm. Kral gibi yetiştirilmedim. Basit bir hayatımız vardı.

Sürgün yıllarını hatırlıyor musunuz?

Sürgüne gönderildiğimizde çok küçüktüm. Bir yaşındaydım. Önce İtalya’ya gittik. Roma’da yaşadık bir müddet. Sonra beni İsviçre’ye gönderdiler. Annem babamı terk edip Mısıra geri döndü. Mısırda yeniden evlendi.
Annem gitmişti. Babam harika bir adamdı. Yılda iki kez görebiliyordum onu sadece. 1965’te babam öldüğünde 13 yaşındaydım. Yanlız bir çocuktum. İngiliz dadım 18 yaşına kadar benimle birlikteydi. Dadım, Arnavut korumam ve Fransız yardımcıyla birlikte yaşıyorduk.
Annemin tek çocuğuyum. Babam bir erkek çocuk istemiş. Ama ben hayata çok geç kaldım. Daha erken doğsaydım herşey daha farklı olabilirdi.

Politikadan uzağım

Mısır’a gittiğinizde ne hissediyorsunuz?

Mısır’a her gidişim çok duygusal bir karşılaşma oluyor. Enver Sedat milli kimliğimi geri verdi. Böylece Mısır’ı ziyarete başlayabildim. Oraya gittiğimde beni hatırlamaları çok güzeldi. Mısır halkı çok duygusal. Halkın sevgisini görünce çok mutlu oluyorum. Bize karşı fikirleri değişti. Anladılar ki biz, zamanında ülke için en iyisini yaptık. Mısır’da o dönemde olanlar babamın suçu değildi. Ben onların son kralıyım. 6 aylıkken krallığım ilan edildi. Bundan 6 ay sonra da cumhuriyet ilan edildi. Yaşlı Mısır halkı bizim yasalara, insan haklarına saygılı olduğumuzu biliyor. Mısır’a özgürce girip çıkabiliyorum. Ama problem yaratmamak için dikkatlı davranıyorum. Politik bir amacımın olduğunun düşünülmesini istemem. Politikadan uzak duruyorum.

SONGÜL HATISARU

Bir önceki yazımız olan Yasa çıktı, ‘iş’ bölündü başlıklı makalemizde Eyüp Alemdar, Koop-İş Başkanı ve Koop-İş Başkanı Eyüp Alemdar hakkında bilgiler verilmektedir.

Yorum yazın...

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz