Gezi Parkı şiddetinin sorumlusu polis

Uluslararası Af Örgütü, Gezi Parkı Eylemleri– Türkiye’de Toplanma Özgürlüğü Hakkı Şiddet Kullanılarak Engelleniyor adlı raporda yaşanan olayların genel bir çerçevesini çizerken bugüne kadar ortaya çıkmamış tanıklıklara da yer verdi.
Raporda, “Uluslararası Af Örgütü, şiddet içeren eylemlerin, polisin barışçıl gösterileri engellemek amacıyla müdahale etmesinin ardından yaşanan çatışmalar sonucunda yaşandığına şahit olmuştur. Şiddetin kronolojisi polis tarafından iddia edilenin tam tersiydi. Polisin barışçıl gösterileri şiddet kullanarak dağıtması münferit şiddet vakalarının yaşanmasına neden oldu” denildi.
Raporda, Gezi Parkı odaklı gelişmelerde gösterilerin bastırılması sırasında hükümetin geniş çaplı insan hakları ihlalleri işlediği bildirildi. Raporda, söz konusu ihlaller, barışçıl toplanma ve yaşam hakkının inkarı, kötü muamele ve işkence olarak sıralanırken, yetkililerin, bu ihlallerin sorumlularını adalet önüne çıkarma konusunda şimdiye kadar başarısız olduğu ifade edildi.

‘Her yer kan gölüne döndü’
Olaylar sırasında yetkililerin açıklamaları ve polis şiddetinden etkilenenlerin tanıklıklarına yer verilen raporu hazırlayan Uluslararası Af Örgütü, başına gaz kapsülü isabet etmesi sonucu hayatını kaybeden Abdullah Cömert’in o gün yanında bulunan arkadaşıyla da görüştü. Cömert’in arkadaşı Devran Demircioğlu, o gün yaşananları şöyle anlattı:
“O gün mitinge üç kişi gittik, Abdullah Cömert, ben ve Erdoğan kardeşimle oradaydık. Erdoğan yarım saat bizimle kaldıktan sonra bizden ayrıldı. Olaylar başlamamıştı, kaldırımda göstericilerden uzak bir yerde oturuyorduk. Birden gaz bombalarının sesi gelmeye başladı.
Hemen caddenin aşağısında barikat kurmuş polisler bizim tarafa doğru gaz bombaları atmaya başladı. Kısa bir süre sonra koyu renkli bir akrep sokağın başında durdu. Abdullah ve ben sokağın köşesinden sadece ne yaptığını merakla izliyorduk. Birden akrepten silah sesine benzer ve biber gazının ateş seslerini duydum. Bir biber gazı başımın 20-25 cm yakınından geçti. O anda kaçmak için kafamı çevirdim ve Abdullah kardeşimin yere düştüğünü gördüm. Bir anda her yer kan gölüne döndü.”

‘18 gün çalışamadım’
Raporda yer alan çarpıcı tanıklıklardan biri de spor eğitmeni K.O.’ya (43) ait. K.O. yaşadıklarını şöyle anlattı:
“‘Direnmiyorum, vurmayın’ dedim. Beş altı polis daha üzerime çullandı ve beni dövmeye başladı. Çok sayıda çevik kuvvet polisi vardı. Tekmeleyip, yumrukladılar. Jenital bölgemde kan olduğunu fark ettim. Penisimden kan geliyordu. ‘Darbe nedeniyle idrar yolunda ödem’ teşhisi ile idrar torbasından bir ameliyat yapıldı. 18 gün boyunca stent takıldı ve bu nedenle çalışamadım.”

‘Polis müzakere yolunu kullanmalı’
Uluslararası Af Örgütü, rapor sonunda Türk yetkililere ve Türkiye’ye toplumsal olaylara müdahale ekipmanı sağlayan ülkelere tavsiyelerde bulundu. O tavsiyelerden bazıları şöyle:

Uluslararası insan hakları hukuku uyarınca, Türkiye’nin yetki alanı içinde görüşlerini barışçıl bir şekilde ifade etmek isteyen herkesin barışçıl toplanma hakkını güvence altına alın.
– Hiç kimsenin barışçıl toplanma özgürlüğü hakkı kapsamında olan eylemler nedeniyle gözaltına alınmamasını ya da yargılanmamasını sağlayın.
Polis, güç kullanmadan önce çatışmayı önlemek için arabuluculuk ve müzakere yollarını kullanmalı.
– Eğer başkalarının güvenliğini sağlamak gibi durumlar nedeniyle güç kullanmak kaçınılmazsa, BM Kolluk Kuvvetleri Tarafından Kuvvet ve Ateşli Silah Kullanılması Hakkında Temel İlkeler’e uygun bir şekilde gerekli en asgari oranda kullanılmasını sağlayın.
– Gazetecilerin haber amacıyla eylem alanlarında bulundukları sırada herhangi bir engelle karşılaşmadan ve güvenli bir şekilde görevlerini yapmalarını sağlayın.

Bir önceki yazımız olan Türkiye'de Tanık Koruma sistemi nasıl yapılacak? başlıklı makalemizde gizli tanık, Gizli Tanık uygulaması ve tanık koruma hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *