Genelkurmay’ın köstebeği

28 Şubat Davası’nda savunmasını yapan emekli Orgeneral Çetin Doğan, Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde önceki gün başladığı savunmasını dün tamamladı. Doğan savunmasında 18 Haziran 1997 tarihinde 54. Hükümetin istifasından sonra kurulan bütün hükümetlerin irtica ile etkin mücadele için ilave genelge ve talimatlar yayınladığını belirterek, bunlara ilişkin örnekler verdi ve içeriklerini okudu. Orgeneral Doğan özetle şunları söyledi:
“AKP’nin iktidara geldiğinde irticai faaliyetlerle mücadele konusuna pek sıcak bakmadığını, bununla birlikte Başbakanlıkta kurulan ‘Takip ve Koordinasyon Kurulunun rutin işleyişine başlangıçta müdahalede bulunmadığını” söyleyen Doğan, kurulun, 2005’e kadar yılda 11 kez toplandığını, sonraki yıllarda toplantı sayılarının azaldığını, son toplantının ise Ekim 2009’da yapıldığını anlattı. Doğan şöyle devam etti:

‘EMASYA’yı ben imzaladım’
“28 Şubat sürecinde, 54. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ne yönelik atılı suça dayanak yapılabilecek, ne bir terör veya terör eylemi ne de terör suçu işleyen bir terör örgütü var olmuştur. Suç, kişinin, uymakla zorunlu olduğu ceza hukuku kuralının ihlalidir. Batı Çalışma Grubu’nun kuruluş amacı ve faaliyeti, hükümetin 14 Mart 1997’de yayınladığı talimat doğrultusunda, Genelkurmay Başkanlığı’nın yayınladığı 10 Nisan 1997 tarihli emirde belirtilmiştir. Bu emirde, ‘irticai olaylar hakkında ilgilileri ve yetkilileri uygun ve yasal platformlarda bilgilendirmek’ ifadesi, emrin amacının irtica ile yasal zeminde mücadele olduğunu açıkça belirtmektedir. Bu grubu terör örgütü saymak, Türk Silahlı Kuvvetlerini terör örgütü saymakla eş anlamlıdır.”

Doğan, Genelkurmay Başkanlığı ile İçişleri Bakanlığı arasında 5442 sayılı İl İdareleri Yasası’nda asayişin temin edilmesi ve bununla ilgili valiliğin görevlerini açıklamak üzere hazırlanan ve EMASYA olarak adlandırılan protokole iddianamede yer verildiğini belirtti. Protokolü Genelkurmay adına kendisinin imzaladığını bildiren Doğan, şöyle devam etti: “İşin aslı şudur, etkin şekilde terörle mücadele için bazı yeni düzenlemelere ihtiyaç duyulmuştur. Protokolün bir tek maddesinde, Silahlı Kuvvetler’in valiliğin izni olmadan da harekat yapacağı ifade edilerek, bunun darbelerin kılıfı olduğu iddia edilmiştir. Protokol okunmadan, havadan yazılan şey… İşin aslı şu: Gecikmesinde sakınca olan durumlarda, garnizon komutanı duruma müdahale eder. Ama ne zaman? Toplu katliamlar olacağı zaman. Maraş, Madımak gibi durumların bir daha olmaması için. Protokol, valiliğin durumdan derhal haberdar edileceğini söylüyor. İlde devleti vali temsil eder. Maalesef 2010’da Balyoz davasıyla çok istismar edilmiş, hükümet de kalan baskılar karşısında bunu iptal etmiştir.”
Mağdur ve müştekilerin dilekçelerindeki hususların hiçbirinin cebir, şiddet ve atılı suçla ilintili olmadığını savunan Doğan, dosyada yer verilen bazı belgelerin sahte olduğunu savundu. Doğan, “Genelkurmayın göndermediği” belgenin dosyada olduğunu iddia ederek, belgenin nerede bulunduğunu sordu. Doğan, “Bu, bir sümen altına konulmuş. Kimin tarafından? Bu mutlaka bulunmalıdır. Peki nerede buldunuz? BÇG’nin mekanından mı çıktı? Yoksa birisinin sümeninin altından mı çıktı? Bunu niçin sorguluyorum? Çünkü Genelkurmay Başkanlığı içinde bir köstebek vardır” dedi.

Demirel’e suç duyurusu
Müşteki Avukatı Mustafa Polat, eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel hakkında suç duyurusunda bulundu. Polat, 28 Şubat Davası’na bakan Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdiği suç duyurusu dilekçesinde, “Dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in, Batı Çalışma Grubu (BÇG) ile ittifak kurduğunu” iddia etti.

Bir önceki yazımız olan PKK'lılar kaçmak için kazı yapmış başlıklı makalemizde Bingöl, Bingöl Cezaevi ve cezaevinden kaçan PKK'lılar hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *