Gender Party nedir?

Bir bu kalmıştı o da oldu! Sosyeteye ‘Gender Party’ geldi.
Efendim. ‘Gender Party’ yani ‘Cinsiyet Partisi’ yurt dışında son yıllarda “O da bitti, bu da bitti… Ne yapsak, ne uydursak” diye kafa yoran organizatörlerin icadı olan bir tüketim harikası.
Şöyle ki… Anne-baba adayı, çocuklarının cinsiyetini kendileri öğrenmek yerine, bu işi organizatörlerine bırakıyor. Sonra onlar için mavi ve pembe renklerinin eşit kullanıldığı bir eğlence hazırlanıyor.
50-100 kişi neyse işte, anne adayının davetlisi akraba ve arkadaşlar bir mekanda toplanıyor. Önce birbirinden şık giyinmiş, kuaförde saatlerini harcamış, yarısı çocuklu, yarısı da hamile davetliler ikiye ayrılıyor.
“Çocuk erkek olacak” diyenler mavi, “Kız olacak” diyenler pembe takıma geçiyor. Halka atmaktan tutun da, ‘Çocuk kime benzeyecek’e kadar acayip oyunlar oynanıyor. ‘Kaşı, gözü kime benzeyecek?’ kısmını anlarım da ‘Uyku düzeni kime benzeyecek’ sorusunda babayı bilen anne arkadaşı olursa, işte ona pes derim!
Neyse, günün sonunda konuya baba adayı da dahil oluyor ve sıra bebeğin cinsiyetin açıklanmasına geliyor ki; o da gökyüzüne atılan yüzlerce balonla gerçekleşiyor. Bebek kızsa pembe, erkekse mavi…
Çift birbirlerine sarılmak ve bol gözyaşı dökmek suretiyle bebeklerinin cinsiyetini öğrenip ardından da, davetlilere mini bir konuşma yaparak alkışlar eşliğinde eğlenceyi bitiriyor.
Henüz bir elin parmağını geçmeyecek kadar ailenin verdiği bu ithal ve hayli pahalı partiyi tıpkı Amerikan icadı ‘Baby shower’ gibi pek yakında sıkça duyacaksınız…

12 AY HAYAL Mİ?

Baktım İstanbul’a yaz gelmiyor, ben de Bodrum’a gittim. Oraya yaz gelmiş gelmesine ama tatilciler gelmemiş.
Şunun şurası üç, bilemedin dört ay sezonu olan Bodrum’un hâlâ 12 ay turizm yapamıyor olması kimin hatası?
Bireysel çabalar var tabii. Örneğin The Marmara Otel’in Bayk (Bodrum Açık Deniz Yelken Klübü) Yarışlarının sponsoru olması gibi.
Kış trofesinde 50’ye yakın tekne yarıştı, haliyle 400 yarışçı… Bunların eşi-dostu, arkadaşı derken küçücük de olsa bir hareket oluyor.
The Marmara’nın İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Ata Eremsoy ile tanıştık. Ana sponsoru oldukları yarışları çok ciddiye alıyorlar. Ben de merak ettim, bu kadar masraf edilen yarışların aynı oranda bir getirisi oluyor mu diye… Pek tabii maddi olarak yokmuş ama Ata Bey’in de derdi aynı. Bodrum’un yaz dışında da turizmini canlı tutabilmek…
“Yarış zamanları Bodrum’a nereden baksanız 1000 kişinin üzerinde sporcu ve yakını geliyor ki bu iyi bir rakam” dedi.
Bir otel koydu elini taşın altına hadi ikincisi de üçüncüsü de…
Devamı yok ki!
Bodrum’da sadece sahil otelleri değil, The Marmara gibi 12 ay çalışmak üzere kurulu çok sayıda otel var. Ancak pek azı, sezon dışında ayakta durabiliyor. “Siz de yaz aylarında fiyatları üçe beşe katlanan otellerden misiniz?” diye sordum. Tam aksiymiş…
Belli bir kalite standartları olduğunu ve hatta o standardı tutturabilen otellerin kabul edildiği Small Luxury Hotels of the World (SLH)’e üye olduklarını söyledi. SLH’ye 70 ülkeden 500 civarı otel kabul edilmiş şimdiye kadar. Chris de Burgh mesela SLH aracılığıyla rezervasyonunu yaptırıp gelmiş otele.
Konu yine dönüyor dolaşıyor kalitede kilitleniyor. Kalite ve stardart dediğimiz şey de öyle büyük paralarla değil; işi bilmek, emek vermek, sabretmek, sadece ve sadece kâr etmeye kilitlenmemek ve bu ülkeyi sevmekle oluyor…
Aksi takdirde pek tabii üç ayda, bir lahmacunu 50 liraya satıp, oda fiyatlarını sekize katlayıp, her sezon yeni baştan işi öğretmek zorunda kalacağın mevsimlik personelle çalışıp, kalan dokuz ayı da yatarak geçirirsiniz…

İPEK DURKAL

Bir önceki yazımız olan Hastanelerdeki sorunlar ve çözümleri başlıklı makalemizde hastane problemleri, hastane sorunları ve sağlık hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *