Genç yaşta unutkanlık sorunu olanlar dikkat!

Amerikan US News&World Report dergisi Baltimore’daki Johns Hopkins Hastanesi’ni bu yıl yine yaşlı bakımında ülkenin en iyisi seçti. Hastane özellikle Hatıra ve Alzheimer Tedavisi Merkezi’yle tanınıyor. Burada ilk önce hastadaki bunamanın nedeni tespit ediliyor.

Demans (bunama) hafıza ve fonksiyonalite kaybı ile bağlantılı belirtilere verilen genel isim. Ancak bu belirtilerin görüldüğü herkes Alzheimer olmayabiliyor. Hatıra ve Alzheimer Tedavisi Merkezi’nin direktörü psikiyatr Kostas Lyketsos, bazen depresyonun, kazaların ya da bazı ilaçların yan etkilerinin de demansa neden olduğunu hatırlatarak teşhisi doğru koymanın önemini hatırlatıyor. Eğer demansın nedeni bunlardan biriyse tedavi ediliyor, eğer Alzheimer ise hastalığın yavaşlaması için çalışmalar başlıyor.
Doktor Lyketsos hasta ile ailesinin yaşam kalitesini yükseltmenin merkezin en önemli önceliği olduğunu ifade ediyor. Doktor Lyketsos ile demansı, Alzheimer hastalığını ve tedavi umudunu konuştuk.

Alzheimer en erken kaç yaşında görülüyor?
Çok nadir olmakla birlikte en erken 30’lu yaşlarda. Genelde 40’lı, 50’li yaşları erken vaka olarak değerlendiriyoruz.

Anahtarlarını sürekli unutan, kaybeden biri endişelenmeli mi?
Anahtarınızı nereye koyduğunuzu unutursanız önemli değil ama anahtarın ne işe yaradığını unutursanız endişelenmelisiniz. 30’lu yaşlarda hafızanın zayıflaması alkol, stres, uykusuzluk gibi etkenlere bağlı olabiliyor. Aynı şekilde 70 yaşında biri bazı şeyleri unutuyorsa ve zaman içinde durum kötüye gitmiyorsa yine sorun yok demektir. Biz, hafızadaki zayıflama fonksiyonaliteyi etkilemeye başladığında endişeleniyoruz.

Sevdiğimiz birinde Alzheimer’dan şüpheleniyorsak doktora gitmek için ne kadar beklemeliyiz?
Olabildiğince erken. Bunların nedeni düşük tiroid ya da bir ilacın yan etkisi olabilir. O zaman çözüm kolay. Eğer Alzheimer ise erken öğrenmek hastalığın ilerletmesini yavaşlatmak için çok önemli…

70 yaşında teşhis konan birinde de hastalığı yavaşlatmak mümkün mü?
Evet. Utah’da bununla ilgili araştırmalar yaptık. İlaçları sınırlamak, genel sağlığa dikkat etmek, tansiyonu kontrol altında tutma, aile bireyleriyle yakın ilişkide olmak katkı sağlıyor.

Alzheimer hastaları neden en eski hatıralarına dönüyor?
Hafıza beyinde olay ve yerlerle bağlantılı olarak depolanıyor. Ayrıca ne zaman yaşandıklarına bağlı olarak farklı katmanları var. Alzheimer’da ilk önce yeni hatıralar yok oluyor, onlar giderken bağlantılı oldukları diğer yeni anıları da siliyorlar. Geriye en eski hatıralar kalıyor. Mesela Alzheimer hastası olan dedeniz bayramda 30 yıl önceki bayramı hatırlayacaktır. Eğer 5 gün sonra sizin doğum gününüzse 30 yaşına girdiğinizi fark etmeyecek ama o gün doğduğunuzu düşünerek doğumgününüzü hatırlayacaktır.

Alzheimer olan insanlar ne hissediyor?
Erken aşamalarda, evet, durumlarının farkında oluyorlar. Ama daha sonra bir sorun olduğunu hissetmiyorlar. Aksine iyi hissediyorlar.

Unuttuklarını fark etmiyorlar yani?
Genelde hayır. Kısa süreli sıkıntı yaşıyorlar belki ama mutsuz olacak kadar değil.

Alzheimer öldürüyor mu?
Nadir de olsa evet. Çünkü hastalık beyinde yayılıyor. Erken aşamada hafızayı etkiliyor ama daha sonra hareket merkezlerine ilerliyor. Konuşamaz, yutamaz hale geliyorlar.

Dünya Sağlık Örgütü, 2050 yılına kadar 65 yaş üzerinde Alzheimer ile yaşayan hastalarını sayısının üç katına çıkacağını tahmin ediyor. Doktor Lyketsos, Alzheimer’ın artık daha sık rastlanır hale geldiğini söylüyor.

Mutluların hastalık riski daha düşük

Mutlu insanların Alzheimer’a yakalanma olasılığı daha mı düşük?
Mutlu insanlar büyük ihtimalle iyi bir hayat yaşadıkları için mutlular. Daha az stresli, daha sağlıklı, iyi beslenip egzersiz yaptıkları bir hayat… Dolayısıyla hastalanma riskleri de daha az. Dolayısıyla mutluluğun mu yoksa çevresel faktörlerin mi etkili olduğunu bilemiyoruz.

Belli gıdaları daha fazla tüketmek Alzheimer’ı engelleyebilir mi?
Bunlar çok göreceli. Kendine iyi bakmak zihinsel yaşlanmayı mı geciktiriyor yoksa hastalığı mı engelliyor? Hepimizin zihinsel yaşlanması 20’li yaşlarda başlıyor ve hızlanarak devam ediyor. Bunun ne kadar hızlı olduğunu genler kadar iyi beslenmek ve egzersiz de etkiliyor. Ama eğer hastalık beyninizdeyse bunun ortaya çıkışını erteliyor mu bilmiyoruz…

Sigara ya da obezite için de mi aynı şey geçerli?
Aynı mantık. Bunlar dolaşım sistemini etkiliyor. Dolayısıyla kalp ya da böbrekler kadar beyin de etkileniyor. Kanınızın dörtte biri beyne gidiyor. O kadar önemli. Aşırı kilolularda ise diyabetin direkt olarak beyni etkilediğini biliyoruz. İnsülin seviyesindeki anormallikler beyinde doku kaybına ve demansa neden oluyor. Yakında bununla ilgili yeni bir klinik deney başlatıyoruz. İnsülini direkt olarak burundan beyne vereceğiz.

Test yaptırmanın bir anlamı yok

Alzheimer genetik bir hastalık mı?
Alzheimer’ın çeşitleri var. Hastaların yüzde 10’u tamamen genetik unsurlar nedeniyle hastalanıyor. Bu kişilerde tek bir kötü gen hastalığa neden oluyor. Diğerlerinde ise genetik yüzde
70 oranında rol oynuyor. Bu kişilerde farklı genlerin kombinasyonu etkili oluyor. Bu grupta hastalığın nedenlerini tam olarak bilmiyoruz.

Genetik test imkanı var mı?
Yüzde 10’luk grupta hastalığa neden olan birkaç farklı gen var. Bu genlerin yarısı için test yapabiliyoruz. Yaklaşık 500-600 dolara mal oluyor. Geri kalan hastalarda ise birçok gen ve çevresel faktörler etkili oluyor. Bu genlerden bazılarını biliyoruz ve 30 dolara test edebiliyoruz. Ama geni taşısanız bile hastalanmama olasılığınız var.

Kimler test olmalı?
Bence kimse olmamalı. Çaresi olmayan genetik bir hastalık için test yaptırmanın ne anlamı var? Biz bu testi yalnızca ebeveynlerinde hastalık olan ve kendisi de çocuk yapmayı düşünen kişilerde, hastalığın genetik olduğuna inanıyorsak gündeme getiriyoruz.

Bu genleri tanıyor olmamız çözüm bulmayı kolaylaştırıyor mu?
Bu genlerin neden olduğu spesifik durumlar için evet. Bizim şu ana kadar bulduğumuz genlerin hepsi beyindeki amiloid isimli proteinle bağlantılı… Alzheimer hastalarının beyninde sorunlu protein kümeleri bunuyor. 1980’li yılların sonundan beri bu kümelerin beta amiloid proteini ile bağlantılı olduğunu biliyoruz. Mevcut araştırmaların hepsi bu kümelerin oluşmasını engellemeye, miktarını azaltmaya ya da oluştuktan sonra bunları yok etmeye yönelik. Şimdiye kadar 5-6 iyi ilaç geliştirildi ancak hastalara uygulandığında sonuç vermedi. Hastalık çok ilerlediği için mi işe yaramadığını yoksa deneklerle ilgili bir durum mu olduğunu tam olarak tespit edemiyoruz. Şimdi ikisi normal, biri genetik özellikleri taşıyan kişiler üzerinde yapılacak üç büyük araştırma başlıyor.

Yüzde 10’luk grupta olmayan hastalar için çözüm var mı?
Ocak ayında Alzheimer genlerini taşımayan, henüz belirti de göstermeyen ancak beyninde amiloid olan kişiler üzerinde bir araştırma başlayacak. Amiloidi azaltmak için ilaç verip sonuçları inceleyeceğiz. Bir de amiloid dışındaki etkenlere yönelik girişimler var. İnsüline bağlı tedaviler, beyne elektrik vererek hafızayı canlandırma bunlardan bazıları.

 

İlk adres aile doktoru olmalı

Nörolog Doktor Richard O’Brien, Alzheimer’ın tek başına nöroloji ya da psikiyatri alanına girmediğini, tüm bu branşların hastalıkla ilgilenebileceğini söylüyor. “Ailesinden birinde Alzheimer olduğundan şüphelenen kişi ilk hangi doktora gitmeli?” diye sorunca en iyi seçeneğin aile doktoru olduğunu söylüyor.
Doktor O’Brien “Bence aile hekimleri hastalığı teşhis etmek ve takip etmek için eğitilmeli. Çünkü eğer Alzheimer’dan şüpheleniyorsanız birkaç istisna dışında hemen her zaman Alzheimer’dır. Açıkçası bakımı da genelde çok zor değil” diyor.

Anı nedir?
Bir kesinti anından sonra kalan şey olarak tanımlıyoruz. Sizden 7 numarayı hatırlamanızı istersen bunları tekrarlayıp bana söylediğinizde anı sayılmıyor. Ama siz bu sayıları çalışırken başka şeylerden konu açıp sonra bu sayıları bana söylemenizi istersem aklınızda kalan sayılar anı oluyor. Buna çalışan bellek diyoruz. Bir şey çalışan bellekte ne kadar uzun süre kalırsa kısa süreli belleğe geçme ihtimali o kadar artıyor. Bir bilginin kısa süreli bellekten uzun süreli belleğe geçmesi ise yaklaşık 2 hafta alıyor.

Bir anı tamamen kaybolur mu?
Hastalığı olmayan bir insanda hayır. Ama eğer Alzheimer varsa bu beyni yok eden bir hastalık olduğu için anıları da yok edebiliyor. En zor kaybolanlar ise duygusal yükü olan anılar. Bunun neden olduğunu bilmiyoruz ama onları genellikle kaybetmiyoruz.

Eski filmler yardımcı oluyor

Johns Hopkins’in Hafıza ve Alzheimer Merkezi’nin kıdemli araştırma hemşirelerinden Andrea Nelson, hem hastalarla hem ailelerle yakın çalışıyor. Hastalığın aileler için daha zor olduğunu söylüyor. Sonuçta hastalar yalnızca ilk başta yaşadıklarının farkında oluyor. Aileler ise yalnızca onlara bakmıyor, aynı zamanda 8-22 yıl içinde gelecek bir ölüme de hazırlanıyor. Doktor Lyketsos gibi o da ailelerin, özellikle eşlerin hastayla iletişiminin önemine dikkat çekiyor. Ailelerin hastayla vakit geçirmesinin, onları hayata bağlayacak aktiviteler yaptırmalarının önemine dikkat çekiyor.

Ailelerin hastalarla aktivite yapması gerektiğini söylediniz. Ne tip aktiviteler?
Olabildiğince fazla çeşit… Hastanın kendi ilgi alanları ile ilgili şeyler her zaman çok faydalı. Bir sanatçıdan el işlerine yardım etmesini isteyebilirsiniz. Yürüyüşlere çıkmak, örgü örmek, bıçak kullanmamaları şartıyla yemeğe yardım etmelerini istemek olabilir. Hastanın 30, 40 yaşında olduğu yıllardan kalan filmleri izlemek ya da şarkıları dinlemek bunların başında geliyor. Bugünkü hastalar için bu 50’li, 60’lı yıllardan kalma film ve şarkılar olabilir. Fotoğraf albümlerine bakmak, aileye ait eski görüntüleri izlemek de.

Hasta eski bir hatırayı yaşarken ne yapmalıyız?
Ona ayak uydurmak mı gerekiyor yoksa gerçekleri hatırlatmak mı?
Eskiden gerçekleri söylerdik. Oysa o zaman, mesela eşinin ölümünü hatırlattığımızda bu acıyı tekrar tekrar yaşıyor. Öldüğünü unutsa bile huzursuzluğu günlerce devam edebiliyor. Şimdi daha yumuşak ve gerçekçi bir yaklaşım takip ediyoruz. Onların yolculuğuna katılıyoruz. Bir kere şunu bilmek gerekiyor, Alzheimer hastası ile bir kavgayı asla kazanamayacaksınız. Onunla inatlaşmak sadece herkesi üzecek. Bunun yerine konuyu değiştirebilirsiniz. “Annem nerede?” diye sorduğunda “Annen öldü” demek ya da “Birazdan gelecek” diye yalan söylemek yerine “Annenden bahsedince aklıma geldi. Ne kadar tatlı bir kadındı. Yaptığı pastaları hatırlıyor musun” diyerek konuyu değiştirebilirsiniz.

Aile hastaya artık tek başına bakamayacağını ne zaman kabullenmeli?
Eğer hasta sık sık evden kaçıyorsa, agresifleştiyse ya da yatağa bağımlı hale geldiyse bakım evinin zamanı gelmiş olabilir. Bu karar hastaya bakan kişinin yaşı ve maddi kaynakları ile de yakından ilgili tabii… (Doktor Kostas Lyketsos de ailenin hastayla şahsen ilgilenmesinin hastalığın ilerlemesini yavaşlatmaya yardımcı olduğunu söylüyor. Ancak tek bir kişinin hastaya baktığı durumlarda, özellikle hasta fiziksel desteğe ihtiyaç duyuyorsa bazen kültürel önyargılara rağmen bakım evinin daha iyi olabileceğini de hatırlatıyor. İyi bir bakım evinde, ailesi tarafından her gün ziyaret edilen bir hastanın en az evde yaşayanlar kadar iyi bakılabileceğini ifade ediyor.)

Hasta için doğru bakım evini nasıl bulacağız?
Ben kendi annem için bir bakım evi arıyor olsam bakacağım merkezleri asla önceden arayarak geleceğimi haber vermem. Mümkünse hafta sonu, vardiya değişimi sırasında giderim. Merkeze en az 2-3 sürpriz ziyaret yaparım. Böylece en az çalışanın olduğu, en az hazırlıklı zamanlarında nasıl çalıştıklarını görürüm. Temizlik, diğer hastaların durumu gibi bariz işaretlere bakarım. Ama mutlaka devletin yaptığı teftiş raporlarını da görmeyi talep ederim.

Diyelim ki hastayı bir merkeze yerleştirdik. İyi bakıldığını nasıl anlayacağız?
Temizliğine, kokusuna, odasının durumuna, vücudunda leke ya da yara olup olmadığına tabii ki bakacaksınız. Ama en önemli işaret hastanın mutlu olup olmadığı… Genelde hasta merkeze geldikten sonraki ilk birkaç hafta mutsuz olacaktır. Ancak bu süre geçtikten sonra gerektiği gibi ilgileniyorsa huzurlu olması beklenir.

Sağlıkla ilgili yazılarımıza ulaşmak için tıklayın

Bir önceki yazımız olan Besin değeri olmayan şeyleri yemeyin başlıklı makalemizde Ayşegül Çoruhlu, nişantaşı üniversitesi ve sağlık hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *