Gül’e en çok Gezi Parkı’nı sordular

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, New York’ta Obama’yla uzun sohbetini anlattı; Gezi eylemleriyle ilgili yaptığı konuşmaya da açıklık getirdi. Gül ‘Önceden işkence sorulurdu. O noktadan bu noktaya gelmiş olmamızdan gurur duyarım’ dedi.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, New York’ta Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu sırasındaki temaslarıyla ilgili bir grup gazeteciyle yaptığı sohbette, gerek yabancı yatırımcılar, gerekse devlet başkanlarının kendisine en çok Gezi olayları ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerini sorduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Gül, yabancı televizyon kanallarının olaylara ‘gereğinden fazla önem verdiğini’ de eklerken, buna karşın Türkiye’nin artık, ağır insan hakları ihlalleri değil ‘gelişmiş ülkelerin problemlerine benzer’ sorunlar yaşadığını vurguladı.
Cumhurbaşkanı, Salı günü BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon’un verdiği öğle yemeği sırasında ABD Başkanı Barack Obama ile yaptığı uzun sohbette ise, ağırlıklı olarak İran ve Suriye’yi konuştuklarını aktardı.
‘SEN UZAKTASIN BİZ ORDAYIZ’ : Obama’yla öğle yemeğinde epeyi konuştuk. İkili görüşme yapsaydık bu kadar olurdu. Suriye’de bazı konuların güvenlik konseyi kararıyla sağlama alınması gerektiğini o da söyledi. Ben biraz daha ileri giderek söyledim. Kimyasal silah anlaşması sonrası konunun güçlü bir GK maddesine bağlanması lazım; yoksa herkes birbirini aldatmış olur. Suriye’de siyasi boşluk olursa normal insanlar da radikalleşir. Yanında sevdiğini öldüren olursa insan ne hale gelir? Obama’ya bunu iyi düşünmelerini ve karar alırken gözden kaçınmamaları söyledim. ‘Sen uzaktasın ama biz ordayız’ diye bunun direkt etkisini anlattım.

OBAMA’YLA İRAN SOHBETİ: Başkan’la ayrıca İran konuştuk. Daha önce, ‘İran’da yeni dönem başlıyor iyi değerlendirmek lazım’ demiştim. Şimdi yeni bir dönem var, Ruhani’nin kitapları, düşünceleri ortada. Diyalog ve uzlaşma için bir fırsat olduğunu söyledim. O da bana hatırlattı ‘Sen zaten söylemiştin’ diye. Yakınlaşma ve mektuplaşmanın doğru olduğunu söyledim.

İRAN CENEVRE’DE OLMALI: ABD Başkanı’na da söyledim. Tabii ki P5 önemli ama Suriye’deki aktörlerden en önemlisi İran. Cenevre’de olması lazım.
Birinci Cenevre’nin belirsizlikleri çoktu. İkinci Cenevre’nin hazırlığını iyi yapın, yoksa bir araya gelmenin anlamı yok, dedim. Suriye’de vekâlet savaşları yaşanıyor. En acımasız savaşlar, iç savaşlardır. Bosna’da İzzetbegoviç aynı mahallede yaşayan insanların nasıl acımasızlaştığını çok anlatmıştır. Suriye’de bu noktaya geldi iş, komşular katılıyor ve İran da bu aktörlerden biri. İran olmayacak demenin bir anlamı yok. Önemli olan İran yapıcı bir şekilde katılımını temin etmek.Hollande’la görüşmemizde, AB konusunda belirgin bir pozisyon değişikliği gördüm; müspet anlamda önemli bir pozisyon gördüm.

GÜLEN’İ ZİYARET ETMEDİ: (Bu yönde haberlerin çıktığı hatırlatılınca) Hayır buradayım. Yazılan haberlere, bazı şeyler nasıl kaleme alındığına alışkınız…

GEZİ SÖZLERİNİ AÇIKLADI: En çok sorulan soru bu. Ayaküstü de olsa, cumhurbaşkanları, yazar, çizer, yatırımcılar hepsi ayaküstü ‘ Ne oluyor’ diye soruyor. Türkiye algısıyla ilgili, geçmişte bunlar çok zararlı olacak diye kaç kez söyledim. Bankacılar, finansçılarla toplantıda da soruldu. Uluslararası televizyonlar gereğinin ötesinde bir ağırlık verdi. Bunun sebepleri ayrı tahlil edilebilir. Ayrıca bu olaylar Orta Doğu ve Mısır’da olanlarla aynı haftaya rastladı. Bu yüzden burada insanlar kafalarında benzerlikler kuruyorlar. Eskiden yabancı dergilerde Türkiye deyince el arabası, çarşaflı kadınlar, değnekli adamların resmi olurdu. Ama son yıllarda Türkiye’nin fabrikaları, büyük turistik tesisleri çıkmaya başladı. Bakın dedim, bu gördüğünüz olayın Orta Doğu’daki insan haklarıyla ilgisi yok. Bunlar gelişmiş ülkelerdeki gibi sıkıntılar. Türkiye’nin problemleri 10 yıl önce az gelişmiş ülkelerin problemlerine benzerdi. Kasa fırlatanlar, işkence vs. Türkiye’yi oradan buraya getirmişiz. Türkiye’nin problemleri az gelişmiş ülkeler değil gelişmiş ülkelerin problemlerine benzer hale gelmiş. O noktadan bu noktaya gelmiş olmamızdan gurur duyarım..Nasıl yansıdığınızı bilmiyorum. Herkes başka bir yere de çekebilir.

AŞIRI GÜÇ ARAŞTIRILIYOR: Polis 5. Cadde’de lastik yakılsa ne yapacaksa onu yapıyor. Ama aşırı güç kullanıldığı olmuş, onun da soruşturmasını polis yapıyor.

SİYASİ RİSK YOK: Toplantılarda en çok sorulan ikinci soru yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimleri. İki yıl içinde bir değil üç seçim olacak, diyorum. Heyecanlanmayın hepsinin günü de tarihi de belli. Günü geldiğinde bununla ilgili kararlar da alınır. Türkiye’de siyasi risk yok. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin kuralları belli, zamanı belli. Nasıl para yardımı yapılır, nasıl aday olunur bunların kanunu çıktı. Hatta çıkan bir aday da var. Şüphesiz ki ilk uygulama olacağı için sıkıntı olabilir. Ama temel konularda bir sıkıntı yok. Kim seçecek, çoğunluk nasıl bulunacak, problemler genelde buradan çıkıyor. Nasıl seçileceğiyle ilgili anayasal değişiklik yapıldı. Onun dışında yetki ve sorumlulukları konusunda anayasa çalışmaları devam ediyor. bu süre içinde yapılır yapılmaz ayrı soru. Bu konular çok tartışılacak.

VAROLUŞ MÜCADELESİ: İran için varoluş nedeni Suriye. Onun için işin içine çekmek lazım. İran’ın tehdit algılamasını görmek lazım. İran’ın tehdit algılamasını bakacaksın, buradaki kötü düzen biterse, bu sürdürülemez rejim giderse, sana bir tehdit olmayacak demek gerekiyor. Haklı, haksız demiyorum. Ama reel politikadan söz ediyorum. İran’da böyle bir tehdit algısı var. Ben neticeye nasıl ulaşılır onu söylemeye çalışıyorum.

AYAKÜSTÜ SOHBET

Kıbrıslılar ilk kez benim konuşmam sırasında salonu terk etmediler. Anastasias’a da resepsiyonda, “Pozitif gündemle bakmak lazım” dedim. “Bu işleri zamana yaymayın, pozitif gündemle bakın, kararlı bir şekilde konuşun ve mesafe alın” dedim.

 

Bir önceki yazımız olan Erdoğan'ın Yılmaz Güney yorumuna dikkat çekti başlıklı makalemizde başbakan erdoğan, Çirkin kral ve Fatoş Güney hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *