Flamingo’ya neler oluyor?

24 August 2013 Saturday, 00:05

Bugünü haftanın en çok konuşulanlarına ayırıyoruz. Konu başlıklarımız; Flamingo’nun gidişatı, Orhan Pamuk’un Robert Kolej ve eğitim sistemine bakışı, Chelsea Manning

Bu yazın en iddialı mekanı olarak açıldı. Yaz, yaz gibi geçmeyince günlerce kapalı kaldı. Zaten kapanmasa da yerinden dolayı ulaşılabilir değildi. “Artık açıldı” dediğimizdeyse mekana ruhunu veren kişilerin ayrıldığı haberi geldi. Flamingo’dan bahsediyorum.
Ceylan Intercontinental otelin girişindeki restoranı Aliye Turagay ve Joost Rooijmans işletiyordu. Şef, Şile’deki Lavanda Otel’den tanıdığımız Emre Şen’di. Şimdi yatırımcılar Emre Şen’le yollarına devam ediyor. Aynı Nişantaşı City’s’deki Mahalle’de olduğu gibi mekana ruhunu veren kişilerle yollar ayrılmış. Nasılsa artık işler belli bir aşamaya gelmiş, mekan oturmuş. İsmi sağır sultan tarafından bile duyulmuş. Bundan sonra ne yapsak gider anlayışı sadece bize özgü.
Mekanların ruhu bir kere gidince kolay kolay geri gelmiyor. Kabul etmek lazım, o ruhu verenler aslında yatırımcılardan da, mutfaktakilerden de daha önemli. İşte bunu anladığımız zaman klasikleşen mekanlarımız olacak. Yoksa sürekli yeni açılan ve birkaç ay içinde kapanan mekanlara mahkumuz. Umarım, o kadar emeğe yazık olmaz. Umarım, çok yakında taraflar uzlaşır ve bir orta yol bulunur.

PAMUK’U ÖĞRENDiĞiM OKUL: ROBERT KOLEJ
“The Great Gatsby” filmini izlemeden önce konuşmalara kulak misafiri oldum. Robert Redford’lu versiyonu kaçıranlar, Leonardo Di Caprio’lu filmi izlemeye gelmişti. Biri diğerine soruyordu, “Filmin konusu ne?” İşte o zaman bir kez daha fark ettim, her okul aynı değildi. Her okulda aynı eğitim verilmiyordu, her okulda aynı kitaplar okutulmuyordu. Şanslıydık, Scott Fitzgerald’in romanını ortaokulda hatmetmiştik, hatta okuduktan sonra Robert Redford’lu filmini de derste izlemiştik.
Evet, derste film de izlerdik. Sadece Fitzgerald değil, Ernest Hemingway’den William Faulkner’a, J.D. Salinger’dan George Orwell’e, Lord Byron’dan Edgar Allen Poe’ya saymakla bitmeyecek kadar çok edebiyatçıyla ilk kez ortaokulda tanışmıştık. Hatta ilk Orhan Pamuk romanını Robert Kolej’de edebiyat dersinde okuduk. “Beyaz Kale”yle başladık, “Yeni Hayat”ıysa yayınlanır yayınlanmaz okuduk, uzun uzun tartıştık. Ahmet Hamdi Tanpınar’dan Oğuz Atay’a Türk romancılarla da yine okulda tanıştık.
Robert Kolej başkaydı. Her yerde tarih dersinde ezber yapılırken biz tarihleri ezberlemek zorunda kalmaz, sınavlarda önemli olayların, savaşların sebepleri ve sonuçlarının sorulacağını bilirdik. Robert Kolej’deki altı yıl belki 1970 mezunu Orhan Pamuk için değil ama birçok öğrenci için çok değerli.
Elbette, eğitim sistemimizde tartışılacak çok şey var. Elbette, ezberci eğitime karşıyız. Elbette, sistemin her yıl değişmesine ve öğrencilerin sürekli deney tahtası yapılmasına da karşıyız. Ama doğrusu, bu eleştirdiklerimizden olabilecek en uzak okuldan çıkıp da kendi okulunu böyle bir zan altında bırakmaya da gerek yok. Eğitim sistemine dikkat çekmek için bile olsa.

‘KİMİNLE DEĞİL, KİM OLMAK İSTEDİĞİN ÖNEMLİ’
Biz Meryem Uzerli’yi konuşurken dünya Chelsea Manning’i konuşuyor. Wikileaks’i besleyen Bradley Manning bundan sonra hayatına bir kadın olarak devam etmek istediğini açıkladı ve artık kendisine Chelsea diye hitap edilmesini istedi. Şimdi ABD’de transseksüeller ayaklanmış durumda. “Gay olduğunu itiraf etseydi böyle şok etkisi yaratmayacaktı ama ordunun içinden bir transseksüelin çıkması hala çok yadırganıyor” diye şikayet ediyorlar. Kendilerini şöyle savunuyorlar “Yatağa kimle gitmek istediğin değil, yatağa kim olarak gitmek istediğin bizim için önemli.”
Şimdi karar orduda, bakalım askeri hapishanede 35 yıl ceza alan Chelsea Manning’in hormon tedavisine ve ameliyatına izin verilecek mi? Şimdiye kadar böyle bir izin yokmuş ama bakarsınız bundan sonra olur.

Bir önceki yazımız olan Youtube'da yapılan sahtekarlık hakkında! başlıklı makalemizde cem yılmaz, dj ve mehmet tez hakkında bilgiler verilmektedir.

Yorum yazın...

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz