Fazıl Say’ı izlemek gerek!

29 August 2013 Thursday, 19:11

Onunla aynı fikirde olmayabilirsiniz. Söylediklerini acımasızca eleştirebilirsiniz. Ama kabul etmeli, onu sahnede izlerken etkilenmemek mümkün değil. Bugünkü konumuz: Fazıl Say’ın Turgutreis konseri

DMarin Turgutreis Klasik Müzik Festivali’nin kapanışındayım. Bu sefer açılıştan daha coşkulu bir kalabalık var. Söz konusu Fazıl Say olunca, klasik müzik izleyicileri katlanarak artıyor. Filiz Akın’dan Halit Kıvanç’a yılların eskitemediği isimler izleyiciler arasında.

Popstar gibi karşılanıyor
Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası (BİFO) sahneye çıkıyor. Fazıl Say anons edildiğinde kıyamet kopuyor. Sanırsınız, Fazıl Say bir popstar ve bu pek ağırbaşlı görünen hayranlar ergen birer fan. O kadar coşkulu alkışlıyorlar. Telefonlar bin kez kontrol ediliyor, sesi kapatıldı mı diye. Fazıl Say’dan fırça yemekten de korkan da var ama işin aslı bu değil tabii. Herkes müziğine ve konsantrasyonuna müthiş saygılı.

Ameliyata rağmen
Bunu anlayabilmek için Fazıl Say’ı dinlemek yeterli değil, izlemek gerekiyor. Dünyanın en kolay işini yapıyormuş gibi hareket ediyor parmakları. Kendinde değil, notalarla konuşuyor, insanüstü başka bir boyuta geçiyor. Sanki konser öncesi kuliste kolum ağrıyor diyen kendisi değilmiş gibi. Daha çok yeni bir ameliyat geçirdi. Bu kadar kısa sürede toparlanıp da böyle yoğun bir turneye çıkması inanılır gibi değil aslında. Ama çalmadan duramazdı zaten.
Camille Saint-Saens piyano konçertosuyla başlıyor. Nutkunuz tutuluyor. İzleyiciler yerlerinden hiç kıpırdamıyor. Oysa Fazıl Say yerinde coştukça coşuyor. Çıtayı öyle bir yükseltiyor ki, kendi bestesi olan “Hezarfen” ney konçertosu ne kadar başarılı olsa da gözler sahnede Fazıl Say’ı arıyor. Çünkü sadece müziğiyle değil, ruhuyla da sahnede devleşiyor Fazıl Say. İşte o yüzden sahneye ondan sonra çıkanın işi çok zor. Yine de Burcu Karadağ müthiş çalıyor.

Klasikten füturistik müziğe geçiş
15 dakikalık bir aradan sonra sırada yine bir Fazıl Say senfonisi “Universe” var. “Universe”ü Lütfi Kırdar’da ilk dinlediğimde tüylerim diken olmuştu. Fazıl Say artık klasik müziği aşmış, füturistik müziğe geçmiş demiştim. 6 bölümden oluşan “Universe”de 35 yeni enstrüman kullanılıyor. Carolina Eyck’in çaldığı theremin bunlardan biri.
Her zamanki gibi ayakta alkışlanıyor Fazıl Say ve Gürer Aykal yönetimindeki BİFO. Kolay değil, Bodrum gibi bir yerde izleyiciyi geceyarısına kadar sandalyelerde oturtup ellere yapışan akıllı telefonlardan uzak tutmak.

Mutlaka dinlemeli: “Mezopotamya /Universe”
Konser sonrası Fazıl Say yeni çıkan albümü “Say: Mezopotamya / Universe”ü imzalıyor. CD’de “Universe”ü Fazıl Say anlatıyor, önsözü ise Yaşar Kemal yazmış. Gecenin sonunda bir kez daha görüyoruz, sözler uçuyor, yazı ve müzik kalıyor.

Bir önceki yazımız olan Bilişim çağı ve okul tartışması başlıklı makalemizde bilginin üretimi, Bilişim çağı ve okul tartışması ve düşünenlerin düşüncesi hakkında bilgiler verilmektedir.

Yorum yazın...

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz