Ezidilerin tarihini anlatan kitap: Kara Kitap Kara Talih

İstanbul Bilgi Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim görevlisi Amed Gökçen’in Ezidiler hakkındaki yeni kitabı “Kara Kitap Kara Talih” çıktı. Gökçen: “Göç eden Iraklı Ezidiler, Müslüman Kürtlerle komşu olacak, bir kısmı Avrupa’ya gidecek. Yeni dengeler, yeni bir Ezidilik doğacak”

Bugün korkunç bir katliamın hedefinde olan Ezidiler hakkında çok az şey biliniyor. Bu kadim Ortadoğu topluluğu hakkında geniş bilgi almak isteyenlerin başvurabilecekleri en önemli kaynaklarda imzası bulunan İstanbul Bilgi Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim görevlisi Amed Gökçen’in yeni çalışması çıktı. 10 yıldır devam eden Ezidiler projesinin yeni halkası olan “Kara Kitap Kara Talih” bir fotoğraf kitabı.
Saner Şen’in fotoğraflarının yer aldığı kitabın sunuşunu, “Mahmud ile Yezida” isimli oyununda bir Müslüman delikanlıyla bir Ezidi kızının efsaneye dönüşen aşklarını anlatan Murathan Mungan kaleme almış. Amed Gökçen’le kitabı
ve IŞİD’in hedefindeki Ezidileri konuştuk.

Öncüsü olduğunuz Ezidilik projesinden biraz bahseder misiniz?

10 yıllık bir proje bu. İstanbul Bilgi Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Aydın Uğur ve İstanbul Bilgi Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkan Yardımcısı Çağrı Bağcıoğlu’nun desteğiyle sürüyor. Projenin ilk çalışması iki CD ve bir kitapçıktan oluşan, Ezidi duaları ve kültürel müziklerini içeriyordu. İkincisi “Osmanlı ve İngiliz Arşiv Belgelerinde Ezidiler” diye bir kitaptı. Üçüncüsü “Abade-i İblis” diye Osmanlı tarihinde Ezidiler üzerine yazılmış tek kitabın çevirisiydi.
Bu kitap dördüncü çalışmamız. 15-20 gün içinde “Kızıl Ezidin Sesi” diye bir çalışma daha çıkacak. Onda da sekiz CD içinde Suriye, Irak, Ermenistan, Gürcistan ve Türkiye’de yaptığımız kayıtları yayınlayacağız. Sonra da “Karşılaştırmalı Ezidiler Tarihi” diye bir kitap çıkaracağız.

“Onlar için ya bir ajan olmalıydım ya da bir deli!”

Siz çalışmaya başladığınızda bu kadar ön planda olan bir konu değildi Ezidilik. Neden bu konu üzerine çalışmak istediniz?

Ben Diyarbakır’da doğup büyüdüm. Ezidi değilim ama çevremizde Ezidilerle iletişim içinde olanlar vardı. Ezidilerle ilgili olumlu-olumsuz şeyler duyardık. Liseden sonra Ezidilerle ilgili şeyler bulup okumaya başladım. Tarih okurken de bu işe gönül verdim. Ezidi köylerini gezmeye başladım. Çünkü o toprakların çocuklarına borçlu hissediyordum kendimi. Çok ciddi baskı görüyorlardı. Onlarla ilgili bir şey yapmak zorunda hissettim kendimi.

Ve günün birinde Ezidiler gündemin başını çeker oldu…

Irak’ta bugün bunlar yaşanmasaydı da bir gün Ezidiler konusu önemli hale gelecekti. Bir devlet kurabilmeniz için ucu açık bir tarihsel figüre ihtiyacınız vardır. Ezidilik, Kürt siyasi hareketinin en temel tarihsel figürü. Kürtler eninde sonunda Ezidilerle ilgili bir tartışma başlatacaktı. Dünya basını ve araştırmacılar da buna kayıtsız kalamayacaktı. Kürtler eğer bu tarihsel figürü Zerdüştilerle aynı kanala getirebilirlerse o zaman kendilerinin
bu coğrafyada binlerce yıldır yaşayan
bir ulus olduğunu ispat edebilirler.

Ezidiler oldukça kapalı bir topluluk. Çalışmalarınızı yürütürken bu engeli nasıl aştınız?

Ben bu projeye Diyarbakır’da kahvehanede bir Ezidiyi tanıyarak başladım. Hikmet Yüksel referans oldu, başka Ezidilerle tanıştım. Onlarla uzun zaman geçirdim. Başta ajan olduğumu düşündüler. Çünkü onlar için birinin İstanbul’dan gelip Viranşehir’in bir köyünde günler geçirmesi için ajan değilse de deli olması lazımdı. Bir de şu var; dili, kültürü bilmek ve erkek olmak da büyük avantaj. Sadece Ezidiler için söylemiyorum,
o coğrafyada bir kadının 10 yıllık bir araştırmayı sorunsuz bitirmesi çok zor.

“Ezidiler için mezarlıkları dünyadaki en önemli şeydir. Ölmek, onlar için Tanrı’ya gidip dönmek demek. Göç ettikleri için artık çarşambaları mezarlıklara gidemeyecekler. Bu onlar için çok büyük bir felaket. Bu felaketi yaşamamak için IŞİD’in gelişini yani ölümü türbelerde, mezarlıklarda bekleyen Ezidi yaşlıları var.”

“Orada IŞİD olmayı bekleyen siyasi, kültürel bir yapı vardı”

Ezidiler neden IŞİD’in hedefinde?

IŞİD’in asıl hedefi Bağdat’a doğru gitmekti. Yukarı çıkamayınca olduğu yerde genişlemek zorunda kaldı. Aslında Şengal önemli bir bölge değil, ne petrolü var ne askeri gücü… Tamam, simgesel olarak Ezidilere
bir şey yapmak istiyorlardı ama işin bu kadar büyümesinin nedenlerinden biri de coğrafya. İnsanlar sanıyor ki IŞİD bugün geldi oraya. Hayır, IŞİD oradaydı zaten. Birilerine ihtiyaç vardı, adı IŞİD oldu. Orada IŞİD olmayı bekleyen siyasi, kültürel bir yapı vardı.
IŞİD işin tabelası oldu.

Ezidiler inançları gereği karşı saldırıda bulunmuyor deniyor doğru mu?

Tarihsel süreçte saldırdıkları olmuş. Şimdi öyle bir güçleri yok.

“Kitaptaki birçok şeyhi daha sonra kamyonların arkasında gördük”

Ne olacak bundan sonra?

Irak, Ezidilerin merkeziydi, birbirinden farklı şekilde yaşayan Ezidileri birleştirebilecek temel faktörlere sahipti. Şimdi bölge dağıldı. Bu kitaptaki fotoğraflarda gördüğümüz birçok şeyhi daha sonra haber ajanslarının fotoğraflarında kamyonların arkasında, mağaralarda gördük. O insanların önemi bulundukları coğrafyayla ilişkiliydi. Şimdi defteri başka türlü açmamız gerekecek. Buradan yeni bir Ezidilik doğacak. Iraklı Ezidiler, Müslüman Kürtlerle komşu olacaklar. Büyük bir kısmı Avrupa’ya gidecek, Hıristiyan kültürüyle tanışacak. Yeni dengeler kurulacak. Bizim de yeni çalışmalar yapmamız gerekecek.

“Bir Ezidinin yemeğini yemek günah kabul ediliyor”

Ezidi mi Yezidi mi demek lazım meselesini bir de size soralım…

Hâlâ çok karıştırılıyor ne
yazık ki… Oysa hiçbir topluluğun kendisini açıklama zorunluluğu olmamalı. Onlar kendilerine Ezidi diyorsa biz de Ezidi demeliyiz. Ezidi anlatısında “ezda” yaratılmış olan demektir. Ezidiler isimlerinin buradan geldiğine inanırlar. Ortadoğu’da Yezid isminin Yezid Bin Muaviye’ye göndermesi vardır, birçok Sünni ve Şii için Hasan ve Hüseyin’i öldürmesi sebebiyle Yezid bir küfür ifadesidir.

“Ezidiler şeytana tapıyor” gibi bir yanlış anlama da var. Ezidiler için şeytan diye bir şey yok oysa. Onlar da Tavusi Melek inancı var… Anlatıya göre Tavusi Melek, Adem’e secde etmeyi reddediyor…

O hem bir yanlış anlaşılma hem de yanlış anlama isteği. Bu sıkıntının temel kaynağı şu; sanıyoruz ki dünyadaki her şey İslam, Hıristiyanlık ve Museviliğin dediği gibi… Ezidi inancına göre Tanrı yarattığı canlılara başta “Benden başka kimseye secde etmeyeceksiniz” der, daha sonra “Adem’e secde edeceksiniz” dediğinde Tavusi Melek der ki; “Sen bize hiç kimseye secde etmeyin dedin, bu da bir sınav, ben senden başka kimseye secde etmeyeceğim”. Tavusi Melek bu sınavı da geçerek Tanrı’nın en büyük yardımcısı olur.

Dünyada kaç Ezidi var?

700-800 bin kadar. Bunların 500’ü Türkiye’de. Irak, Almanya, Ermenistan, Rusya, Gürcistan ve Suriye’de yoğunluktalar. Bulundukları ülkeye göre geçim kaynakları da farklılık gösteriyor.

“Çok büyük bir sefalet içindeler”

Ezidiler hakkında neredeyse her şey ülkeden ülkeye farklılık gösteriyor zaten değil mi?

Kesinlikle. Değişmeyen tek şey şu; Tanrı birdir, Tavusi Melek onun yardımcısıdır. Bunlar dışındaki her şey, cennet-cehennem inancı, ibadet şekilleri gibi şeyler farklı olabilir. Bütün ibadetlerin ve kuralların en net uygulandığı yer Irak. Çünkü hac mekanları Laleş orada. Ruhban sınıfının en önemli temsilcileri de
o bölgede yaşıyor.

O bölgede yaşayan Ezidilerin günlük hayatına dair neler anlatabilirsiniz?

Çok büyük bir sefalet içindeler. Tarım yapmak mümkün değil, hayvancılık yapabilecekleri bir coğrafya yok. Başka işler yapmalarının önünde de bir sürü engel var. Irak’ta ticari mekanizmalar gelişmiş değil. Bir Ezidinin yemeğini yemek günah kabul ediliyor. Yemek, süt, yoğurt satamıyorlar. Ekonomik hayatta sıkıntılar olunca sosyal hayat da bundan nasibini alıyor. Çok büyük baskı altındalar; ibadetlerini yerine getiremiyorlar.

GÜLİZ ARSLAN

Bir önceki yazımız olan Ülker Çocuk Sanat Atölyesi Haliç Kongre Merkezi'nde başlıklı makalemizde Haliç Kongre Merkezi ve Ülker Çocuk Sanat Atölyesi hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *