Ezgi Sertel hayatını ve Lezzet Haritası’nı röportajda anlattı

Lezzet Haritası’ programıyla Anadolu’yu gezerek farklı yemekleri ve kültürleri ekrana getiren Ezgi Sertel; programını, kariyerini, özel hayatını ve yeni projelerini anlattı

Programda gidilecek yerlere nasıl karar veriyorsunuz?
12 kişilik sağlam bir ekibiz. Yedi kişi çekim için şehir dışında oluyoruz, beş kişi de İstanbul’da kalıyor. Belediyeler ve Kültür Turizm’le iletişim halindeyiz. Nerede, ne var diye sürekli araştırıyoruz. Hem gezi, hem yemek hem de kültür programı yapıyoruz. Programın bu kadar sevilmesinin nedeni de sadece yemek üzerine bir program olmamasından kaynaklanıyor.

 Gittiğiniz yerlerde sizi nasıl     karşılıyorlar?
Uzaktan aracımızı gördüklerinde davul     zurna çalmaya başlıyorlar. Çekimden önce ve sonra sürekli bir ağırlama söz konusu. Bizim         için kuzu kesiyorlar.

 Toplamda kaç kilometre yol yaptınız?
Her turda  5 bin kilometre yol yapıyorum.
Ayda iki tur yaptığım için bu sayı 10 bin kilometre oluyor. Dolayısıyla bugüne kadar 240 bin kilometre yapmış oluyorum ki, bunlara uçakta yaptığım yolları eklemedim.

 Bu işin zorlukları neler?
Farklı yerlere gidip, insanlarla bire bir diyalog halinde olmak, evinde kalamamak ve sürekli elinde valizle seyyah gibi gezmek çok zor.
Bir otelden, diğerine geçmek, valizinden diş fırçanı hiç çıkaramamak ve düzenli bir hayat yaşayamamak yorucu. Ama farklı lezzetler ve     kültürler tanıdığım için çok mutluyum.     Bunlarda beni besliyor.

 Gittiğiniz yerlerde hiç yaşamak     istediğiniz bir yer olmadı mı?
İstanbul’dan başka bir yerde yaşayamam. Buranın büyüsü ayrı. Boğaz’dan geçtiğim zamanki hazzı hiçbir yerden alamıyorum. Sessizliği ve sakinliği çok seviyorum.
İzole bir hayata ihtiyaç duyduğumda gittiğim bir yeri çok sevdiysem kendime bir hafta izin veriyorum ve orada dinleniyorum. Özellikle köy hayatını çok severim. Ama İstanbul’dan asla vazgeçemem.

 İstanbul’un nesi cezbetti sizi?
Işıklarına aşık oldum. İstanbul’u ilk kez amcamları ziyarete geldiğimde gördüm. Gece beni Boğaz’a götürmüşlerdi. Boğaz’ın ışıklarını gördüğümde “Hangi bölüm olursa olsun ben burada okumalıyım” dedim.  Ve sırf İstanbul’a gelebilmek için İstanbul Üniversitesi Orman Mühendisliği’ni yazdım. Ama meslek hayatım gördüğünüz gibi farklı bir şekilde devam etti.

 ‘Yemek işi benden sorulur’

 Hakkınızda çıkan caps’lere ne diyorsunuz? Kırıldığınız oluyor mu?
Bu tarz şeylere bozulduğumu düşünüyorlar ama aksine hiç bozulmam, çok eğleniyorum. Genç nesil mizah konusunda     çok başarılı. Caps’lerimi yapmalarında benim için sakınca yok.

 Oyunculuğu bıraktınız mı?
Sunuculukla oyunculuğu bir arada yürütmek zor… Ama ileride bir tiyatro ve sinema filmi yapmak istiyorum.

 Programınızın bu kadar ilgi göreceğini düşünüyor muydunuz?
Bu ilgi birden bire olan bir şey değil. Altı yıldır bu işi yapıyorum ve Anadolu insanı beni bu şekilde tanıyordu. Türkiye’de her şey sürprizlerle dolu… Bir işe başladığınız zaman ne olacağını kestiremiyorsunuz. Ancak ben buralara tırnaklarımla     kazıya kazıya geldim. Ama yemek         işi benden sorulur.

  Başka projeleriniz var mı?
Yöresel bir yemek kitabı hazırlamayı düşünüyorum.

 Özel hayatınızın ne durumda?
Nişanlım Ozan Çobanoğlu da oyuncu. İlişkimizde beşinci yılı devirdik. Ama hâlâ birbirimizi gördüğümüzde heyecanlanabiliyoruz. Bunu koruyabilmeyi uzaklığa ve özleme bağlıyorum. İnşallah yaza düğünümüz olacak. Kariyerim yüzünden anneliği öteledim ama     artık istiyorum.

 Seyahatlerinizde mutlaka yanınızda götürdüğünü neler var?
Türk kahvesi gibi bir alışkanlığım olduğu için kahvemi ve cezvemi yanım-da taşırım. Çünkü bazı yerlerde Türk kahvesinin ne olduğunu bilmiyorlar.

MELiS GÜVENÇ – CADDE

Bir önceki yazımız olan Cem Yılmaz yeni Mercedes'iyle gezmede! başlıklı makalemizde can yılmaz ve cem yılmaz hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *