Esaretin Bedeli film eleştirisi

30 October 2013 Wednesday, 16:58
Andy Red Esaretin Bedeli

Frank Darabont’unEsaretin Bedeli” (The Shawshank Redemption) ABD salonlarında gişe hasılatlarında başarısız oldu. Ama sonrasında; ev sinemasında büyük bir coşkuyla karşılanan ve fısıltı gazetesi sayesinde ünü giderek yayılan 1994 yapımı film, IMDB sitesinde ‘Tüm zamanların en iyi filmi’ unvanını birkaç yıldır kimselere kaptırmamakta… Tim Robbins ve Morgan Freeman’ın başrolde oldukları gerçek bir modern klasik de diyebiliriz.

Stephen King’in 1983’te yazdığı bir hikaye, “The Woman in the dark”, Frank Darabont tarafından 1987’de kısa film olarak çekilir. King, bu filmi bir şekilde seyreder ve Darabont’u yazdığı bir mektupla kutlar. İkisi arasında başlayan bu arkadaşlık, Darabont’un, yazarın 1982’de basılmış bir hikayesini 1987’de ondan son derece kelepir bir fiyatla satın almasını sağlayacaktır. İşte o hikaye “Esaretin Bedeli’dir

Rita Hayworth And The Shawshank Redemption” adlı hikaye Stephen King’in korku öğeleri taşımayan üç hikayesini bir araya topladığı “Farklı hikayeler” (Different Stories) adlı kitabındaki ilk hikayedir. Diğer ikisi bizim perdede Rob Reiner yönetmenliğinde “Benimle Kal” (Stand By Me, 1986) adıyla izlediğimi “The Body” ve Bryan Singer’in çektiği “Ölümcül Sır”dır (Apt Pupil, 1998.

1994’ün eylül ayında ABD vizyonuna giren film, gişede batar. Birçok eleştirmen film hakkında iyi yazılar yazmıştır halbuki. Film, 1994 Akademi Ödülleri’nde 7 dalda (film, erkek oyuncu-Morgan Freeman, uyarlama senaryo, görüntü, kurgu, müzik ve ses) aday olur, ama hiçbirini kazanamaz. Ama bu kötü başlangıç böyle devam etmez. Fısıltı gazetesiyle filmin ev videosunda patlar. 1995’in en çok kiralanan videosu olan film, TV satışları ve DVD sayesinde kâra geçmeyi başarır.

Esaretin Bedeli film eleştirisi

Düşük tempolu sayılabilecek bir hapishane dramının gişede başarısız olup da sonradan baştacı edilmesinin nedeni neydi peki? “Esaretin Bedeli”nin senaryosu dramatik yapıyı harfi harfine başarıyla kurar. Süresinin ilk yüzde 25’lik kısmında karakterlerini tanıtır, onların hedeflerini belirler ve yaşanan zorluklar, tehditler ortaya çıkarılır; ortadaki yüzde 50’lik kısmında amaca ulaşma çabaları ve gelişmeler gösterilirken son yüzde 25’de yokuş aşağı hızlanarak iner film ve nihai amacın gerçekleştirilme safhası anlatılır.

En sevilen hapishane filmlerinin de verdiği mesajı verir aslında: “Umudun tükendiği bir yerde bir adam umut getirir”. Kendisini aldatan karısını ve aşığını öldürmekten hüküm giymiş Andy (Tim Robbins) Shawshank hapishanesindeki birçok mâhkumun da ruhunu kurtarır. Özellikle de şartlı tahliye talepleri sürekli reddedilen Red’in (Morgan Freeman) umuda ve sonunda da özgürlüğe kavuşmasını sağlar. Dolayısıyla Esaretin Bedeli sonunda ne olursa olsun ‘umut’un galip geleceğı mesajını izleyicisine verir.. Thomas Newman’ın müziği bile ‘umut’ çağrışımları içerir. Bir hapishanede geçiyor olmasına rağmen seyirciye bir terapi sunarxfilm. Darabont filmini üç sağlam ayağın üzerine oturtur: 1. Dinsel ve inançsal göndermeler… 2. ilahi adalet, sabreden derviş gibi klasik öykü temaları… 3. Göstergebilimsel semboller… Andy’nin onu aldatan karısı yüzünden çileli bir hapis hayatı yaşamak zorunda kalması, en başta filmi kadın düşmanı gibi gösterse de Andy’nin kaçışını sağlayan temel araçlardan biri onun heteroseksüel olmasının (burada bir vurgu var!) neticesinde kimsenin kuşkulanmadığı, hücresinin duvarındaki deliği kamufle
eden kadın posterleridir… (Üstelik de kaçışını sağladığı deliği örten posterin üzerinde duvara ‘ANNE’ yazmıştır Andy…)

Andy’nin Hz. İsa olarak da okunabileceği bir alt-okumaya sahip olan film, erkek dostluğun da en doğru işlendiği filmlerden biridir. Ana karakterin ‘beyaz ırk’ Andy olmasına rağmen hikayeye kılavuzluk eden kişi ‘siyah ırk’ Red’dir. Ayrıca hapishane filmlerinin sonu genelde adaleti tecellisiyle biterken, “Esaretin Bedeli” sistemi yasadışı bir yolla kıran ve özgürlüğünü,

‘geç gelen adalet’le değil kurnazlığı ve ‘iyiliğiyle’ kazanan Andy’nin hikayesini anlatır. Film, yönettiği düzenin içinde suçluların barındırılmasına rağmen yozlaşmış bir müdürün kötü rejimine karşı illegal bir başkaldırı gösteren Andy’yi kutsar ve onaylar. Bu yönüyle de oldukça sıradışıdır. Biz Andy’nin masum olduğunu seyirci olarak biliriz. Ancak otoritenin bu bilgiden haberi yoktur. Yani aslında Andy son tahlilde otoritenin gözünde hâlâ iki kişiyi hunharca öldürmekten suçludur. Düşünüldüğünde, bu küçük ayrıntılar, filmin etkileyiciliğini arttıran unsurlar olarak yer alırken, ister bolca dinsel göndermeli olsun, ister Vladimir Propp’un ‘Masalın Biçimi’ teorisini harfi harfine takip etsin, film, içerdiği sıcak duygularla birleşerek kimi boşlukların üstünü iyice örtmekte. “Esaretin Bedeli’nin bu kadar sevilen bir film olmasının nedeni her kesimden insana dağıttığı bu mavi boncuklar olduğunu
söylemek sanırız ki yanlış olmaz. (Filmin renk paletinin de mavi ağırlıklı olması boşna değildir zaten)

Frank Darabont 1999’da yine Stephen King’in korku öğeleri taşımayan, biraz da doğaüstü materyallerle beslediği hapishane draması “Yeşil Yol”u (The Green Mile) çekerek bu sefer gişeden itibaren kazanmayı hedeflese de ikinci bir “Esaretin Bedeli” vakası yaratamadı. Ama aynı yönetmen yıllarca ‘çekilemez’ denen Stephen King’in en karanlık hikayelerinden biri olan “Öldüren Sis”i (The Mist) öyle cesur bir tavırla uyarladı ki izleyiciler salonlardan şok içinde çıktılar.


Esaretin Bedeli – The Shawshank Redemption – en iyi sahneler

Yorum yazın...

Your email address will not be published. Required fields are marked *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Follow

Get every new post delivered to your Inbox

Join other followers