Esad Türkiye’ye saldırır mı?

Adli yıl törenle başladı.. Barolar Birliği Başkanı Feyzioğlu dikkat çekici bir konuşma yaptı..
Birçok sorunu hukuksal çerçeve çizerek dile getirmesi, genel geçer tanımlar yerine günceli seçmesi farklılık yarattı..
Mesela; toplantı, yürüyüş, protesto hakkını kullananlarla güvenlik güçlerinin karşı karşıya gelmesi, ivmesi artan, sıkıntı yaratan başlı başına mesele oldu..
*
Feyzioğlu dedi ki; ‘barışçıl toplantı ve gösteriler özgür ve demokratik bir toplumun varlığının önemli kanıtıdır.’
Gerçekten öyle.. Demokrasinin olmazsa olmazıdır.. Demokrasinin kantarıdır..
Niye mi?
Feyzioğlu’nun cevabı şöyle; ‘demokrasi sandıktan sandığa oy vermekle sınırlı bir rejim değil, bir yaşam biçimidir.’
*
Ama maalesef bu hakkını kullananlara marjinal grup üyesi gözüyle bakılıyor.. Marjinaller diye bahsediliyor..
Marjinal sözü aykırı anlamında da kullanılmıyor.. Terör örgütü iması yapılıyor..
Hal böyle olunca sokakta durum nazikleşiyor..
*
Peki, polis nasıl davranmalı?
Feyzioğlu’nun konuşmasından; ‘AİHM kararlarına göre devletin güvenlik güçleri barışçıl gösterilere hiçbir şekilde güç kullanarak müdahale edemez. Dağılın uyarısı yapılması mazeret olamaz.’
Hemen akla şu geliyor..
Barışçıl işgal varsa ne olacak? Protestocular yol kenarına dizilerek seslerini duyurmak yerine caddeyi trafiğe kapatırlarsa, hayatı felç ederlerse polis seyredecek mi?
Bunun da açıklaması özetle şöyle..
‘Gereğinden fazla güç kullanılamaz, keyfi ve fiili cezalandırma yoluna gidilemez.’
*
Çok önemli bir sorun daha..
Birçok eylemde gördük ki; yere düşenlerin, duvar kenarına çömelenlerin üzerine bile tazyikli su sıkıldı..
İki metreden biber gazı kullanıldı..
İşte son haber.. İçişleri Bakanlığı müfettişleri Gezi Parkı gösterilerinde İstanbul’da polisin orantısız güç kullandığı kanısına varmış..
Aynı durum birçok ilde var.. Ekranlara yansıdı..
Bırakın tanık olanları televizyon izleyenler bile orantısız gücü gözleriyle gördü..
Buna karşı idare ne yaptı?
Alelacele çevik kuvvet polislerine 24 taltif maaşı ikramiye verdi..
Ödüllendirdi yani..
Feyzioğlu’nun sözleriyle yazıya son noktayı koyalım..
‘Yetkilerini kötüye kullanan emniyet mensupları korunduğu takdirde gözbebeğimiz olması gereken emniyet teşkilatının saygınlığına zarar verir.’

Esad Türkiye’ye saldırır mı?

ABD Şam’ı vuracak mı sorusu kadar, vurursa ne olur da tartışılıyor..
Esad Türkiye’ye yönelir mi?
Bana göre; ABD’nin askeri harekatı sınırlı olursa Türkiye’yi hedef almayabilir, geniş çaplı olursa vurabilir..
Başbakan’ın Başdanışmanı Akdoğan’a göre; “müdahalenin ardından Türkiye’ye dönük askeri tepki vermesi, saldırması delilik ve intihar olur. Çünkü o zaman NATO ülkesine saldırmış olur, işin rengi değişir.”
Yani NATO kafasına çöker!..
İşi biter..
*
Ama bir dakika Ankara’nın tutumuyla, bu sözler arasında büyük bir çelişki yok mu?
Var.. Şundan var..
Obama sınırlı, göstermelik müdahaleden bahsediyor.. Ankara bunun Esat’ın işine geleceğini, daha da güçleneceğini düşünüyor..
Başbakan ne dedi?
‘Bir-iki gün uğra çekil olmaz dedi. Kosova gibi rejim değişikliği sağlanmalı’ dedi..
Yani Esat’ın işi bitmeli…
Diyelim ki; Erdoğan Obama’yı ikna etti.. Harekat Esat’ı devirmeye kurgulandı..
Bu durumda kafası kopacağına inanan Esat intihar saldırısı düzenlemez mi?
Delilik yapmaz mı?
Yapar..
Çünkü kafası saldırsa da kopacak, saldırmasa da..
NATO devreye girse de kopacak, girmese de..

Bir önceki yazımız olan En cengaver biziz! başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *