Ertem Şener’den samimi röportaj

Milliyet TV’den Burçin Şimşek Ertem Şener röportajı gerçekleştirdi. Ertem Şener hakkında birçok kişinin bilmediği, Ertem Şener’le ilgili ilginç bilgileri bu yazıda öğrenebilirsiniz. İşte Ertem Şener’in son röportajı…

Ertem Şener, çok uzun yıllardır tanıdığım eski bir dost, meslektaş. Deli dolu bir adam. Düşündüğünü olduğu gibi söylemekte hiçbir beis görmüyor. Bu ondan hem nefret edenlerin, hem de hayran olanların sayısını artırıyor. Sosyal medyada binlerce takipçisine tek tek laf yetiştirecek kadar da sabırlı. 

Uzun zamandır sosyal medyada onu sessizce takip edip tavırlarını ölçtüm, biçtim hatta ara ara yüreğim ağzıma gelmedi de değil. İşinin ustası, üç çocuğunun babası, eşinin biricik aşkı Ertem’i dinledik ve yazdık sizler için. İçimden geldiği gibi sordum o da her zaman olduğu gibi dürüstçe yanıtladı.
Seni çok eski tanırım. Candan ve iyi adamsın bana göre… Çok yol aldın ve işinde bir marka oldun. Nasıl korudun ruhunu?
Bir kere şunu belirteyim ki iyi olmak zordur, kolay olan kötü olabilmek. Kötü olabilmek için mücadele etmene gerek yok. Ancak iyi olmak için çok çalışman lazım. Bunu yapmaya çalışıyorum. İyi insan olmak istiyorum. Candan olmak cana yakın olmak çok önemli. Herkese gülmek. Herkese selam vermek. Herkesle iyi geçinmek, konuşmak, bir şeyler paylaşmak. İyi de de kötü de de hep insanların yanında olmak ve o anları paylaşmak.
Gülmek kadar beraber ağlamak da önemli. Bunu yapabiliyorsam ne mutlu bana. Samimiyeti seviyorum. Çoğu zaman çok kaybettim samimiyetimden. Mesela her sene birilerini kaybettim. İyi olmam, samimi olmam yetmedi insanlara. Dost sandığım sözde dostlara. Ama hiç pes etmedim. “Onların sorunu” dedim. “Diğer insanların, iyi insanların, iyiliği hakkedenlerin ne günahı var” dedim. Demeye de devam edeceğim. Marka olmayı da böyle başardım.

Ertem Şenerin karısı

‘Ben 5 çocuk istedim, eşim, ‘3 yeter’ dedi’

Evlisin ve üç şahane evladın var. Her şey harika ama üç çocuk yapmak çılgınlık değil mi bu zamanda?
Çok seviyorum onları. Ömer, Kerim ve Nurefşan. Onlar bana güç veriyor. Arkadaşlarım onlar benim. Oyun arkadaşlarım. Hayat arkadaşlarım. Küçükler ama beni küçüklüğüme götüren arkadaşlarım. Allah bozmasın. Ailemle işim arasında koşturuyorum. Çocuk meselesine gelince. Ben 5 istedim. Ama eşim izin vermedi. “Bu kadar” dedi, saygı duydum. Mutluyum, iyi ki 3 çocuğum var. Allah herkese nasip etsin.
Olmayanlara da versin inşallah. Onlar bana bereket getirdiler. Bir sürü kapı açtılar.

‘Üstümü çıkarır, başlarım bebekleri uyutmaya’

 Mutlaka ağırlıklı olarak eşin ilgileniyor çocuklarınla ama sen de hiç fena değilsin, Instagram’dan izliyorum seni… Vicdanın rahat mı çocuklarına karşı?

Vicdanım çok rahat. Çıkıyorum eve gidiyorum ve kapıda eşim yastıkla karşılıyor. “Al bakalım, kızın ağlıyor uyut” diyor. Elimi yüzümü yıkayıp, üstümü değiştirip ninniye başlıyorum. Bebek sallıyorum. Sonra kızım uyuyor. Ardından iki numara Kerim. O da sıraya giriyor. Onu da uyutuyorum.
Ve büyük oğlum Ömer’le sohbet ediyoruz. Sabah hepsi ile konuşup, eğleniyorum. Arkadaşım onlar benim. Eşim de hakkımı verir, iyi bir baba olduğumu söyler. Ben onların arkadaşı olmak istiyorum. Çocuk olmak çok özel bir durum. Onlara dalıp dalıp gittiğim anlar oluyor. Aç gidiyorum eve onları uyuturken ben doyuyorum. En önemlisi de bu.

Spor medyasında daha çok erkekler egemen ama yine de dedikodusu, hasedi eksik olmuyor. Nasıl aran meslektaşlarınla?
Dedikodu bu mesleğin maalesef bir parçası. Hele hele iyi bir şeyler peşindey- sen, samimiyetle, yalansız, dolansız, yaşıyorsan yandın. Rakibin çoktur. Konuşulursun, dedikodunu yaparlar. Yerden yere vururlar. Yemezler, içmezler, eleştirirler.
Anlamazsın neden eleştirildiğini.Ayakta kalabilirsen ne mutlu sana. Bir camia ki ayakta kalmaman için eline, koluna, ayağına, bacağına darbe üstüne darbe vururlar. Ben hepsini yaşadım. Vurdukça vurdular. Vurmaya da devam ettiler. Başlarda çok üzülürdüm, kafaya takardım. Sonra akıllandım.
Dedim ki kendi kendime “Akıllı ol, demek ki çok başarılısın, aynen devam et, önüne bak, işine bak”
Aynen böyle yaptım. Yapmaya da devam ediyorum. Çok başarılı olmak için çok çalışıyorum. Dedikodu yapmıyorum. Yapanı dinlemiyorum.
Bir sorun varsa yüzüne söylüyorum insanların. Kötü olacaksam böyle olayım diyorum. Başarılıyım ki konuşuluyorum, kötü konuşuluyorum.
Bu meslekte, bizim meslekte, meslektaş değil meslekTAŞ çok!
Yüzüne başka arkandan başka konuşurlar. İyi işler yapıyorsan çok konuşurlar arkandan. Kötüysen onları işinle tehdit etmiyorsan kariyer basamaklarında o zaman en iyi sensin…
Ama ben hiç iyi olamadım çoğu kimseye.
Onların plakası bende zaten… Bu meslekte en iyi arkadaşlarım çalıştığım servisimde.
Ben Beyaz TV Spor Servisi Genel Direktörü olarak servisimdeki tüm arkadaşları en iyi arkadaşlarım olarak görüyorum.
Dışarıdan da var az çok.
Başta Ersin Düzen,kardeşim gibidir. Kader birliği yaptığım dostum. Uğur Önver, Bülent Ülgen ve Albatros Sülüş ilk etapta aklıma gelen dostlarım.

‘Tayyip Bey’i sevmek suç mu?’

Seni bilen bilir gerçekten içi dışı bir adamsın. Ama gıcık olanlar da yok değil. Bizler yani ekran önünde olanlar sosyal medyada tepki almamak için dikkatli davranırız . Bu konuda son derece rahatsın. Hiç tedirgin olmuyor musun tepki almaktan?
Cevabı sorunun içinde. İçim, dışım bir. Neysem oyum. Doğallıktan, samimiyetten yanayım. Tepkimi hemen veririm. Belli ederim duygularımı, düşüncelerimi.
Herkesin beni sevmesi imkansız. Biraz sevsinler, biraz da sevmesinler. Ama şöyle bir durum var. Beni neden sevmiyorlar?
Düşüncelerimden dolayı! Hangi düşüncem? Başbakan’ımızı seviyorum diye! Sebep ne komik değil mi? Başbakan’ımızı çok seviyorum. Tayyip Bey’i seviyorum diye beni sevmeyenlerin sevdiklerine hakaret ediyor muyum?
Hayır. Herkese saygı duyuyorum. Ama bir kişiyi seviyorum, o kişiye saygı duyuyorum. Yerel seçimler de, Gezi olaylarında tarafımı belli ettim, bu yönde tweet’ler attım. Ama kimseye hakaret etmedim. Bana gıcık olmuşlar ! Olsunlar.
Bugün demokrasi diye bağırıp çağıranlar, benim demokratik hakkımı elimden almaya çalışıyorlar. Beni susturmaya çalışıyorlar.
Neden susayım? Siz benim sevdiğim adama hakaret edeceksiniz, “Sevmiyorum” diyeceksiniz bunun adı demokrasi olacak. “Ben size karşıyım Başbakan’ı seviyorum” diyeceğim antidemokrat olacağım! Komedi. Tarih ben ve benim gibileri haklı çıkaracak. Yeni Türkiye’de herkes herkesi özgürce sevebilecek, düşüncelerini söyleyebilecek.
Ama kimse kimseye hakaret etmeyecek, belaltı vurmayacak.
Rahatım. Çünkü fikirlerimi rahatça konuşuyorum. Bana sosyal medyada sallayanlar sokakta yanıma gelip neden yüzüme konuşamıyor? Ne yapacaklar yani?
Beni bulup dilimi, parmaklarımı mı kesecekler? Kaç kere tehdit aldım. Allah büyük. Allah samimi olan insanlarla beraberdir dedim ve yoluma devam ettim. Kimseden korkmadım, korkmayacağım da.
Eski Türkiye’ye inat hep konuşacağım. Vay efendim, “Sen spor adamısın, sporun içinde kal.”
Bak bak bak…
Ne yani avukat sadece hukuktan, doktor sadece tıptan, işadamı sadece ihaleden, manav sadece elma armuttan mı konuşuyor Twitter’da’da?

Başbakan’ı çok seviyorsun ve bunu da gayet net ifade ediyorsun. Bu parti ve görüşe olan bağlılık mı yoksa Başbakan’ın kendine duyulan bir sevgi mi?
Ayırmamak lazım. Partinin felsefesi yol haritası belli. Kim tarafından oluşturulmuş, kim tarafından çizilmiş ve kim kabul etmiş?
AKP’nin başındaki sayın Tayyip Erdoğan ve kader akadaşları tarafından oluşturulmuş, çizilmiş ve kabul edilmiş.
Bu iş yürek işi.
Ben bu yüreği halkının önüne seren Başbakan’ı çok seviyorum. Partiyi de seviyorum. Ama Başbakan’ı çok çok seviyorum.
Zaten partiyi sevdiren de Başbakan değil mi? Evet.

‘Acun, televizyonculuğun Messi’si, Ronaldosu’dur’

Türkiye’de uzun yıllardır ekrandasın. Başladığın günle geldiğimiz noktayı karşılaştırır mısın?
Bir şey değişmedi aslında. Bizim insanımız duygu insanı. Duygu yoksa seyirci de yok. Biz eğer seyirciye dokunamaz isek her şey boşa. 19 yıldır bu işteyim hep kural buydu; duygu… Bakın tek değişim bence Acun Ilıcalı oldu. Türkiye yayıncılık tarihinde yerini başarılı bir şekilde aldı. Almaya da devam ediyor. Kompleks yapmadı, macera aramadı. Seyirci için kolayı seçti. Zorlaştırmadı. Seyircinin dilini kullandı. Halka indi. Her eve girdi. Herkesin arkadaşı oldu.
Başkasının “Ya olmaz böyle iş mi olur” dediği işi aldı yaptı parlattı, büyüttü ve mükemmel işlere imza attı. Televizyonculuğun risk ve cesaret işi olduğunu anlattı. Televizyonculuk bir oyun dedi. Ekrana bağladı. Şu anda benim için Messi ya da Ronaldo sahada neyse Acun Ağabey de televizyonculuğun Messi’si Ronaldo’sudur.

‘Maç anlatmayı çok özlüyorum’

Ne zaman maç anlatacaksın?
Bilmiyorum. Ama çok özlüyorum. Maç anlatmak benim ana işim, seviyorum. Kendimden geçtiğim anlar oluyor. Zamanla elbet sahalara geri döneceğim. Maçlar da beni özledi. İnsanlar soruyor, “Ne zaman maç anlatacaksın, çok özledik” diye… Ne diyelim, Allah bilir! Dedim ya; fırsat vermezler, korkarlar, işini iyi yapanlardan. Ben böyle çok mutluyum. Çok maç anlattım, ağlattım, güldürdüm, düşündürdüm, dillere düşürdüğüm maçlar oldu. Ben çok anlattım, biraz da maçlar beni anlatsın!

‘Sonbaharda herkes FB’li yorumcumuzu konuşacak’

Hayallerin var mı? Hem mesleki hem de özel hayatında?
Var tabii. Yukarıda da anlattım aslında. Medya dünyasında büyük işler peşindeyim. Yeni bir çocuğum oldu; adı medyahaber.com. 21 Temmuz’da yeni yüzüyle yenilenen tasarımıyla okuyucularının karşısında olacak. İnternet haberciliği sektöründe iddialı duruma gelmek istiyorum. Yapımcılık aşamasında da çalışmalarım var. Araştırıyorum, yazıyorum, proje üretiyorum. Yarın bir gün bu yönümü de seyircinin huzuruna çıkaracağım. Ama ben şu an “Beyaz Futbol” ve “Derin Futbol”la iddialı duruma geldim. Yorumcularım ve ekibimle Türkiye’de en iyi spor programı olduk. Gelecek sezonda da bu iddiamız devam edecek. Tatildeyiz ama ağustosun ikinci haftasında bu hasret bitecek. Bizi çok özlediler, biz de izleyicimizi… Büyük sürprizlerle geleceğiz. Gerçekten büyük sürprizler hazırlıyorum. Bir Fenerbahçeli yorumcum geliyor ki bütün Türkiye gelecek sezon onu konuşacak.

 

Bir önceki yazımız olan Selen Seyven ve Gökhan Alkan röportajı başlıklı makalemizde Gökhan Alkan, Gökhan Alkan röportaj ve kocamın ailesi hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *