Erkekte hamilelik sendromu – Kadınların hamilelik süresinde erkeklerin kilo alması

17 August 2013 Saturday, 03:02

Eşlerinin hamileliği esnasında onlarla birlikte kilo alan erkekler, “Erkekler de mi hamilelik sendromu yaşıyor?” sorusunu akıllara getirdi. Ünlü isimlerin yaptıkları açıklamalar ile doğruladığı bu sendromu uzmanlara sorduk 

Cem Yılmaz hayatımızda hep espri yapan taraftı, ilk defa esprilerin konusu oldu. Bu yaz Yılmaz hakkında aldığı kilolar nedeniyle “Hamile mi, bebek mi bekliyor” gibi espriler çokça yapıldı. Ama bu espri konusunun bilimsel açıdan da bir gerçekliği var. Baba adayı veya yeni baba olan erkekler, eşlerinin hamilelik döneminde eşleriyle birlikte kilo alıp bu kiloları “doğumdan sonra” veremeyebiliyor. Hatta zaman zaman eşlerinden daha çok kilo bile alabiliyor.

Medyada bunun örnekleri ile sıklıkla karşılaşıyoruz. Pınar Altuğ hamileğinin ikinci ayında kendisinin sadece bir kilo aldığını, eşi Yağmur Atacan’ın ise iki ayda altı kilo aldığını söylemişti. Bergüzar Korel de anneliğe hazırlanırken: “Benimle birlikte Halit de kilo aldı. Ama bebekten sonra birlikte rejime başlayacağız” diyerek eşi Halit Ergenç’in de o dönem kendisi ile birlikte kilo aldığını açıklamıştı. Yılmaz Erdoğan ve Levent Üzümcü’nün açıklamaları ise bu durumun kilo almanın ötesine de geçebileceğini gösterdi. Levent Üzümcü eşinin her iki hamileliği sırasında da kendisini hamile gibi hissettiğini ve eşiyle birlikte on kilo aldığını söylemişti. Yılmaz Erdoğan ise çocuğu doğmadan önce “Doğurmak değil ama bebeği emzirmek isterdim. Baba adayı olarak karnımda bir varlığın hissi ile yaşıyorum” diyerek eşinin psikolojisine ortak olduğunu anlatmıştı. Tanıdığımız bu isimlerin tecrübe ettikleri durumun ne olduğunu anlayabilmek için konuyu uzmanlara sorduk.

“Kocası kilo alınca kadının acısı hafiflemeye başlar”

Aşkım Kapışmak Psikolojik Danışman
Erkeklerin gebelikte kilo alması durumu genelde uyumlu, iyi anlaşabilen çiftlerde olur. Bakın çok seven demiyorum! Birbirlerine sevgilerini iyi ifade edebilen çiftlerden bahsediyorum. Evli çifterde bizim gözle görmediğimiz ama kokusu olan bir iletişim şekli var. Buna “bilinç dışında zihinlerin eşleşmesi” denir. Zihinler eşleştiğinde, her iki taraf da birbirlerinin duygularına empati kurmaya başlar. Eğer erkek eşine çok fazla değer veriyor, eşiyle iyi anlaşıyorsa onun acısını, sıkıntısını almak için farkında olmadan onunla eşleşir. Erkek de kadın gibi kilo alarak o bedene ve o ruha girdikçe kadının acısı hafiflemeye başlar.

“Eşi doğumhaneye girince adam da sancılar yaşadı, eli karnındaydı”

Uyumlu çiftler aslında yaratıcının bu hediyesini kullanıp acıyı paylaşır. Bunun ilişkiye biyolojik, anatomik ve psikolojik faydası çoktur. Tabii çok fazla eşiyle vakit geçirmeyen, ilgisiz baba adaylarında bu durum olmaz. Bu sadece hamilelikte de olmaz. Bir araştırma çok iyi anlaşan çiftlerin zamanla yüzlerinin, mimiklerinin birbirlerine benzediğini ispatladı. Bu çiftleri insanlar kardeş zannediyor. Çok iyi anlaştığımız, çok sevdiğimiz insanlarla bir süre sonra aynı nöronları üretmeye başlıyoruz ve o ne hissederse biz de onu hissetmeye başlıyoruz. Buna da zaten telapati deniliyor. Telapatiyi beynin çok sevdiği veya çok nefret ettiği insanlara karşı geliştiriyoruz.

Empati becerisi çok yüksek bir erkek hastam, eşi doğumhaneye girdiğinde kendisi de kapının dışında sürekli sancı çekti ve eli sürekli karnındaydı. Kilo alan erkekler eşleriyle kendilerini aşırı derecede eşleştirmiş, empati yeteneği çok yüksek erkekler. Bu çok az erkekte olur, her erkeğin harcı değildir. Erkeklerde ya eşlerine ya da annelerine
karşı olur.

Örneğin annesi kanser hastası olan erkeklerden de saçlarını kestiren, zayıflayanlar var. Hatta anneleri ile birlikte depresyona bile girenler olur. Kadının “erkek beni anlasın, fark etsin duygusu” vardır. Erkek kendini bu duyguya kaptırıyor ve eşini anlamaya hatta onun gibi olmaya başlıyor. Bu da kadının yükünü hafifletiyor ve kadına çok iyi geliyor.

“Erkek midesinin bulandığını ve aşerdiğini hissedebilir”

-Ayrıca kadın hamile olduktan sonra kocası ona dokunuyorsa, dokunsal hafıza devreye giriyor. Erkek eşine dokunduğunda, aslında orada eşiyle sessiz bir iletişime geçiyor. Kadının bütün hisleri, erkeğin elinden erkeğe geçmeye başlıyor. Yılmaz Erdoğan bunu hissetmiş ki “Baba adayı olarak karnımda bir varlığın hissi ile yaşıyorum” demiş.
Ama bu her erkekte olmaz, empati becerisi çok yüksek erkeklerde olur. O empati ile erkek kadın gibi midesinin bulandığını veya aşerdiğini bile hissedebilir.

-Sık duyduğum bir şey de hamile kadın ve kocası aynı anda aynı şeyi aşerebiliyorlar. Örneğin adam iş yerinde, kadın evde ikisi de erik aşeriyor. Kadın da o empatiyi hissedince artık adamın konuşmasına gerek kalmaz. Kadın farkında olmadan rahatlar, huzur bulur ve böyle kadınlar daha çabuk kilo verir.

“Bazen baba adayları ‘Eşim kramp ve sancılar hissediyor, bana da kramplar giriyor’ diyor”

Prof. Dr. Kadir Savan Bahçelievler Medical Park Hastanesi Kadın Doğum ve Tüp Bebek Bölümü Başkanı

Yakın zamanda muayene ettiğim bir hastanın eşi “Hocam, hanımın devamlı midesi bulanıyor. Bebeğimiz aç kalacak diye korkuyorum. O yesin diye ben de yiyorum. Sürekli kilo alıyorum. Hanım tek gebelik, ben ikiz gebelik gibi oldum” dedi. Bu durumun iki büyük sebebi var. Birincisi; kadın hamile kaldığında erkek de kadındaki hamilelik psikolojisine giriyor. Anne, bebeğine yarayacağı için yiyor. Baba adayı da kendini eşi ile özdeşleştirdiği için kendisi yediği zaman da çocuğuna yarayacağını zannediyor.

“Babalık stresi de erkeğe kilo aldırıyor”

Anne adayı, gebeliğin ilk üç-dört ayına kadar bulantı ve şiddetli kusmalar yaşayabilir. Bu da annede yemek yeme isteğini azaltır. Baba adayı “eşim yeteri kadar besleniyor mu” yani aslında “çocuğum yeteri kadar besleniyor mu” endişesini taşıyor. Anne adayı iki öğün yiyecekse bile ona beş öğün hazırlıyor ki eşi iyi beslensin ve bebeğe faydası olsun. Bu endişeyle eşini sürekli yemesi konusunda teşvik etmeye çalışırken kendisi de ölçüyü kaçırıp kilo almaya başlıyor.

Ayrıca; babalık stresi de kilo almaya yol açabiliyor. “Bu gebeliği sonuna kadar götürebilecek miyiz, canlı doğabilecek mi?” gibi birçok stres faktörü oluyor ailelerin. Bunlar da babanın kendini daha çok yemeğe vermesine sebep olabiliyor.

İlk defa anne, baba olacak kişilerde bu duruma daha sık rastlıyoruz. Gebelik sayısı arttıkça yani ikinci, üçüncü gebelikte bu durum azalır. Çünkü artık anne ve baba adayı deneyim kazandığı için “acaba iyi beslenebilecek miyim” korkusu kalmıyor. Hekim hekim dolaşmış, yıllarca çocuk sahibi olamamış çiftlerde ise kadın hamile kalınca erkeğin kadınla özdeşleşme oranı çok daha fazla yükseliyor. Bazen baba adayları geliyor “Eşim kramp ve sancılar hissediyor, bana da kramplar giriyor” diyor. Ama bu her hastada olmaz, nadiren oluyor.

“Kadın doğum sonrası zayıflarken erkek aynı kiloda kalıyor”

Prof. Dr. Funda Elmacıoğlu / Marmara Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı

Kadınlar hamile olunca, eşleri de kilo alır gibi bilimsel bir kanıt yok. Kadının gebelik süresince ortalama 9-12 kilo alması bilimsel açıdan da beklenen, doğal bir durumdur. Bunun üç kilosu bebek için, üç kilosu plasenta ve amniyon sıvısı için, geriye kalan ağırlık da gebelikten sonraki emziklilik süresinde annenin bebeğini emzirebilmesi içindir. Gebelik ve emziklilik döneminde kadının fizyolojik olarak artan beslenme ihtiyacı, kadının biraz daha fazla yemesini gerektiriyor.

Eğer baba adayı da hiç düşünmeden eşi kadar tüketiyorsa kilo alması beklenir. Kadın gebelik süresince aldığı kiloları doğumdan sonraki altı ay içerisinde kaybeder. Çünkü kadın doğumun ardından ve emzirirken kilo kaybeder. Düşünsenize anne günde
500-600 kalorilik süt veriyor çocuğuna. Emziklilik döneminde kadın süt salgıladıkça doğal olarak zayıflamaya başlıyor ama erkekte öyle bir fizyolojik yetenek yok. Doğum sonrası baba hareketlerini artırmayıp yediklerine aynen devam ediyorsa kilo vermesi imkansız hale geliyor.

“Beslenme düzeni tüm aileyi etkiler”

Kilo sağlıklı bir kazanım olmadığı, kişinin psikolojik ve fizyolojik tüm sistemlerini olumsuz etkilediği için baba adaylarını “Dengeli beslenin ve hareket edin” diye uyarıyoruz. Ne kadar uyarsak da baba adayının da eşiyle birlikte kilo almasıyla karşılaşıyoruz. Bu da beslenme alışkanlıklarının ailenin tüm fertlerini etkilediğine güzel bir örnek oluşturuyor.

Birlikte kilo alan çiftlere de emziklilik dönemi bittikten sonra yeni bir beslenme alışkanlığı geliştirmelerini ve birbirlerine destek olarak fazla kilolarından kurtulmalarını öneriyoruz.

Bir önceki yazımız olan Datça’daki Mavi Beyaz’da otlu çiğ börek başlıklı makalemizde datça, Mavi Beyaz ve otlu çiğ börek hakkında bilgiler verilmektedir.

Yorum yazın...

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz