Ekin Koç röportajda Benim Adım Gültepe’yi anlattı

Sezonun iddialı işlerinden “Benim Adım Gültepe”de mahallenin delikanlısı rolünde Ekin Koç. “Genç kızların sevgilisi” durumu onun için de geçerli: “Bunlar tipik başlıklar. Kim bilir daha kaç kişi için söylendi. Yolun başındayım, ileride kim bilir neler söyleyecekler”

Mahallenin yeni bir delikanlısı var artık: Ekin Koç. “Sana Bir Sır Vereceğim” dizisiyle hatırı sayılır bir hayran kitlesi kazanan 22 yaşındaki Koç şimdi de “Benim Adım Gültepe” dizisinde Gültepe’nin asi delikanlısı olarak karşımıza çıkıyor. Genç oyuncuyla dizinin ilk bölümünün yayınlanacağı gün buluşuyoruz. Haliyle heyecanlı ama ağırbaşlı, sakin tavırlarından ödün vermiyor. Kahverengi iri gözleri, jean gömleği, kulağında küpesiyle adının önüne gelen “genç kızların sevgilisi” sıfatını hak ediyor doğrusu…

Karakteriniz Seyfi’yi anlatın biraz, Gültepe’nin nesi?

Seyfi Gültepe çocuğu, iki de arkadaşı var. Daha sonra biri daha katılacak aralarına ve dörtlü olacaklar. Seyfi diğerlerinden büyük ve biraz da onlara abilik ediyor. Onlarla beraber büyümüş, her şeyi birlikte yapmış; birlikte dayak yemiş, birlikte gülmüşler. Çok farklı bir bağları var, aile gibiler, birlikte belli umutlar peşinde koşuyorlar.

Biraz da asi bir çocuk anladığım kadarıyla… Okula gitmek istemiyor mesela.

Evet, bulunduğu koşullar nedeniyle okuyarak istediği noktaya geleceğine inanmıyor. “Okumak beni bir yere getirecek” diye bir düşüncesi yok. Bütün insanlar bunu dayatmış ona ama Gültepe’de böyle bir şey geçerli değil. Onun için başarıya giden yol okuldan değil, sokaktan geçiyor.

“Canlandırdığım roller kadar asi olduğumu söyleyemem”

Gültepe’nin nasıl bir yer olduğunu dizinin tanıtımından anlıyor biraz seyirci. Ben de bir İzmirli olarak az çok biliyorum. Siz nasıl buldunuz peki Gültepe’yi?

Ben ilk defa gittim ama aslında aşinayım öyle yerlere. Çünkü Gültepe sadece İzmir’de yok, İstanbul’da, Ankara’da, Antalya’da da var. O dokuyu her yerde yakalayabilirsiniz. Seyfi’den Türkiye’de binlerce var.

Sert bir mahalle delikanlısı Seyfi. Sizin nasıldı o dönemleriniz?

Babamın mesleğinden dolayı çok şehir değiştirdiğimiz için ben de çok okul değiştirdim. Ne zaman bir yere ısınsam hep taşınmak zorunda kaldık. Bu benim için
iyi de oldu, adaptasyon sürecimi hızlandırdı. Yedi-sekiz okul değiştirdim, çok insan tanıdım. Bir gittiğim okul kalburüstüyken diğeri o yerin orta halli okuluydu mesela. Ben 6’ncı sınıftayken sınıfımda beş tane okuma-yazma bilmeyen vardı, cami avlusunda yaşayan öğrenci vardı. 17 yaşında biri vardı, benim canlandırdığım karakter Seyfi gibi. O yüzden aşinayım.

Zor olmadı mı bu şekilde yaşamak?

Oldu ama bundan fayda sağlamayı bilmek gerekiyor. İnsana zarar verir gibi görünebilir fakat orada da ben çok değerli arkadaşlar edindim. Zor koşullar değerli arkadaşlıkları ortaya çıkarıyor. Başlarda sıkıntı çeksem de girdiğim ortamlara çabuk ayak uydurabiliyorum artık bu sayede.

“Benim Adım Gültepe” ikinci işiniz. İlk diziniz “Sana Bir Sır Vereceğim”le çok popüler oldunuz. Tahmin ediyorum asi delikanlı rolleri teklif edildi size hep. Seyfi karakteri farklı mı bu anlamda?

Benzer tarafları var aslında. O da asiydi, okumak istemiyordu. Ama davaları, koşulları farklı… Bu da onları bambaşka insanlar yapıyor.

Ama hep bir “asi çocuk” durumu var…

Evet, nedense öyle…

Sizde de var mıydı o asi çocuk halleri?

Kendimi asi diye nitelendirebilecek kadar değil. Ama belli şeyler olmuştur.
Her insan kadar, dozundadır yani.

“Hoca benden elektrik alamayıp tiyatrodan çıkardı”

Lisede tiyatro kulübündeymişsiniz. Nasıl başladı ilginiz?

Benim arkadaşım çok meraklıydı bu işlere. Edebiyat hocamız tiyatro grubuyla ilgileniyordu. Seçmeler yapıldı. Doğaçlama bir şeyler yaptık, hoca beğendi, oyuna aldı. Sonra oynamaya başlayınca benden elektrik alamadığını söyleyip beni çıkarmıştı. Hatta ışıkçı yapmaya çalışmıştı.

Enteresanmış. Sizde oyunculukla ilgili bir hayal kırıklığı, küskünlük yarattı mı bu?

Yok, oyunculuk hedefim yoktu o zamanlar, sadece merak salmıştım. Tiyatro keyifli bir uğraş olur diye düşünmüştüm ama sağolsun hoca hevesimi kursağımda bıraktı.

“Genç kızların sevgilisi Ekin Koç” kalıbına girdiniz siz de. İsminizin başına eklendi bu sıfat. Bu nasıl hissettiriyor?

Böyle yakıştırmalar yapılabiliyor… Tabii onların ilgisi beni çok mutlu ediyor. Ama bunlar çok tipik başlıklar. Kim bilir daha kaç kişi için söylendi. Daha yolun başındayım, ileride kim bilir neler söyleyecekler…

Kariyer planlarınız var mı?

Uzun vadeli planlar yapmıyorum çünkü genelde tutmaz. Ama en azından şöyle
bir şey isterim; ileride dönüp baktığımda güzel işler, gurur duyacağım şeyler yapmış olayım. Güzel insanlarla tanışmış olayım,
iyi insanlar kazanmış olayım.

“Arkadaşlarımla gitar çalmaktan çok keyif alıyorum”

Oyunculuk dışında müzikle ilgileniyorsunuz. Amatör olarak mı?

Evet. Gitar çalıyorum, çok da keyif alıyorum bundan. Arkadaşlarımla buluşayım, nerede olduğumuz önemli değil; çalalım, güzel vakit geçirelim… Derdim bu.

Başka neler yaparsınız?

Gezmeyi, seyahat etmeyi çok seviyorum. Doğu’yu çok merak ediyorum, Karadeniz’e gitmeyi çok isterim. İstanbul’da Bebek’i çok seviyorum, benim için deniz olacak. Denizle büyüdüm çünkü ben de, Antalyalıyım.

“Küçük yaştaki hayranlar daha atılgan oluyor”

Bir anda çok ünlü oldunuz ilk dizinizden sonra. İlk kez sokakta birinin sizi görüp tanıdığı an nasıldı?

Bu bir sürpriz değil ki. Sen zaten işe başlarken bunu biliyorsun. Baktın iş iyi gidiyor, buna kendini hazırlıyorsun; insanlar seni sokakta görecek ve tanıyacak. Ben içsel olarak kendimi hazırladığım için çok problem yaşamadım.

O dönemde metroya bindiğinizde sizi gören hayranlarınız çığlık atıyormuş. Utandırıyormuş bu durum sizi biraz…

Onların ilgilerinden ve desteklerinden çok mutlu oluyorum. Ancak bazen kalabalık ortamlarda diğer insanları rahatsız ettiğimi düşündüğümde biraz zor bir durum oluyor benim için. Yürürken biri yanıma gelip fotoğraf çektirmek istediğinde bunda hiçbir şey yok elbette, memnun oluyorum. Bu normal bir şey, bundan asla rahatsız olmam… Ama metroya bindiğimde, birçok kişi var orada, küçük bir kız beni görünce çığlık atıyor, bütün metro bana bakıyor. Onları rahatsız ettiğimi düşünüyorum. Oturduğum yerde yerin dibine giriyor, çok utanıyorum. Bu durum biraz zor oluyor, yoksa onların ilgileri benim için kıymetli.

Bir de dizinin izleyici kitlesinden kaynaklanan da bir durum bu sanırım. Daha küçük, genç yaşta olan kızların hayranlığı bazen çılgınlık boyutuna varabiliyor…

Onlar daha atılgan ve cesur, öyle söyleyeyim.

AYDİL DURGUN

Bir önceki yazımız olan Esin İris kimdir? Esin İris ile samimi röportaj başlıklı makalemizde Esin iris, esin iris röportaj ve yine mavi hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *