Ebru Özkan ve Fatih Al Not Defteri’ni anlattı

Şükrü Avşar’ın yapımcılığını üstlendiği “Not Defteri”nin yönetmen koltuğunda Ilgaz Giritlioğlu oturuyor. Alphan Dikmen ve Başak Angigün‘ün kaleme aldığı dizinin görüntü yönetmeni ise Mustafa Kuşçu…

Ebru Özkan: ‘Suna’nın hayatına yakınım

“Suna” nasıl biri?
Güçlü bir kadın. Adalet duygusu gelişmiş ve merhametli. Aynı zamanda işçi ve emekçi bir kadın. Küçük bir ambalaj atölyesinde çalışıyor. Kız kardeşi ve yatalak babasıyla yaşıyor. Ailenin bütün sorumluluğu “Suna”nın sırtında… Diğer taraftan derin bir aşk yarası ve buna bağlı hayal kırıklığı var.

Rol için fiziksel değişiklik yaptınız mı?
Sadece saçlarımı kendi haline bıraktık. Çünkü kendine has bir tarzı ve estetik algısı olan bir kadın. Mahalle hayatına aşina bir kültürde büyüdüm. Lise yıllarımı küçük güzel bir kasabada, buna benzer bir ortamda yaşadım. Suna’nın hayatındaki acıya ve emeğe çok yakınım.

Dizide çok genç oyuncu var. Bunun avantaj ve dezavantajları neler?
Çocukları çok seviyorum. Onların o doğallığı beni de motive ediyor. Küçük yaşlardaki çocuklar için setlerin zor tarafları da var tabii ki, gece çok geç saatlere kadar süren çekimlerde onlar için çok üzülüyordum. Ama duyarlı set çalışanları olduğu zaman bunun da üstesinden gelinebiliyor.

Okul dizileri birbirine benzetilir. Aynı görüşte misiniz?
Her hikaye geçmişten beslenir. Alıntılar almak iyidir, yardımcı olur. Sizi ayrı ve özel kılan o hikayeyi ele alış biçiminizdir. l Set ortamı nasıl?
Her projede olduğu gibi ilk bölümlerde yoğun çalıştık. Çok sık bir araya geldik. Hazırlık sürecinde uzun süreler çalıştık. Şimdi proje oturmaya başladı. Daha çok izin yapma fırsatı buluyoruz.

Fatih Al’la çalışmak nasıl?
Ankara’dan tanışıyoruz. Bu yakınlık güzel. Birbirimizin dilini bildiğimiz için zorlanmadık. Yan yana geldiğimizde sahneleri keyifle çekiyoruz. Fatih çok disiplinli, detaycı, çok çalışkan bir oyuncu, aynı zamanda huzur veren, rahatlatan bir tarafı da var. Onunla karşılıklı oynamaktan büyük keyif alıyorum.

Fatih Al: ‘Hababam Sınıfı’ndaki ‘Avni Hoca’ya benziyorum

Canlandırdığınız “Mahir Hoca” karakterinden bahseder misiniz?
Geçmişinde ailevi travması olan biri… Ama benim için olanı, ideal bir öğretmen karakteri değil. Kendi hataları olan ve bu hatalardan örnek teşkil eden birisi… Kendi hatalarıyla bir şekilde ilerleyen ve öğrettiği kadar öğrenen biri olarak görüyorum.

“Muhteşem Yüzyıl” dizisinde “Matrakçı Nasuh” karakterinden sonra “Not Defteri” dizisi teklifini neden kabul ettiniz?
Başka türlü birini oynamak hevesindeydim. Senaryo çok elverişliydi. Senaryonun diğer tarafında yönetmen Ilgaz Giritlioğlu’nun da benim yorumuma açık olması bir araya gelince evet deme sebebim oldu.

Öğretmen karakteri için ön çalışmanız oldu mu?
Çok özel bir öğretmen seyirim olmadı. Ailemde öğretmen okulu mezunu teyzem ve halam olduğu için öğretmen olayını biliyorum. O yeterli gibi geldi. Mahir’in çok orijinal yanları var. Diğer öğretmen tiplerinden farklı bir şey ortaya çıkarmıyoruz.

Çok sorunlu öğrencileri kontrol etmeye çalışıyor “Mahir Hoca”… Siz gerçek hayatta “Mahir Hoca” gibi üstesinden gelebilir miydiniz?
Günümüzde belli oradan mürekkep yalamış ve belli duyarlılığa sahip her insanın sokakta karşılamış olduğu manzara bunlar. Ben sınıfta konsantre haliyle karşı karşıya geliyorum. Sokakta üstesinden geldiğimiz şeyin sınıfta daha konsantre haliyle gelmeye çalışıyorum. Giremediğiz mahalleler var. Dolayısıyla biraz o anlamda benzerlik buluyorum. Kendi yaşadığım çevrelerde bu kadar değil, ama Ankara’da benzeri şeyler yaşadım. Üstesinden nasıl gelirim fikrini yaşıyorum. Ortaokulda yalvaran öğretmenimi hatırlıyorum. Şimdi onu daha iyi anlıyorum.

Genç oyuncularla karşılıklı oynamak nasıl?
Gerçekten gördüğümde yüzümü aydınlatıyorlar. Çok istekliler. Hele ki bazıları çok iyi olacak. Karşılıklı oynamak çok keyifli oluyor. Ne kadar yorulmuş olsanız da gençlerin enerjisi bana da enerji veriyor. Gençlerin deneyimsiz olması samimiyetini de beraberinde getiriyor.

“Not Defteri” dizisi “Arka Sıradakiler” dizisine benzetiliyor. Hatta o dizide “Kemal Hoca”yı oynayan Bülent Emin Yarar’la “Mahir Hoca” karakterinin aynı olduğu söyleniyor?
Bu sezon oynayan tiyatro oyunu seneye başka ülkede oynandığında, “Bu geçen sene oynandı” diyecek miyiz? Bizim gerçekte seyir kültürümüz yozlaştı mı? Gösteri kültürü ve bilgisinden yoksun hale geldik. Fragman yayınlandığı an benzetilmeye başlandı. Bu benzetmeyi yadırgamıyorum. Yerli ve yabancı dizilere benziyor olabilir. Bu bizim yaptığımız işi küçültmez. Eğer bu piyasa olarak kabul ediliyorsa “Şarlo”dan sonra kimse komedi çekmesin. Münir Özkul’dan sonra kimse de oyunculuk yapmasın. İlla bir şeye benzeteceklerse “Hababam Sınıfı”ndaki “Avni Hoca”ya daha çok benziyorum.

Ses tonunuz çok beğeniliyor. İleride reklam ve dublaj yapmayı düşünür müsünüz?
Daha önce tecrübe etmedim, becerebilir miyim, bilmiyorum. Mikrofonun karşısında dublaj ve reklam çok başka bir şey oluyor.

Gençlik yıllarındaki gibi futbol oynuyor musunuz?
Ah keşke. Ama artık nefesim yetmez.

Özel bir hobiniz var mı?
Biraz gitarla uğraşıyorum, bir şeyler çalıyorum.

Bir önceki yazımız olan Pınar Ergüner hayat hikayesini anlattı başlıklı makalemizde Pınar Erguner, Pınar Ergüner kimdir ve Pınar Ergüner röportaj hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *