Doğru cilt bakımının püf noktaları

Geçen hafta Dermatoloji Kongresi’ne ev sahipliği yapan İstanbul’a dünyanın farklı ülkelerinden çok sayıda cilt doktoru ve bakım uzmanı geldi. Laboratuvar çalışmalarının ve cilt bakımı araştırmalarındaki son gelişmelerin paylaşıldığı kongre boyunca markaların yeni ürünleri de tanıtıldı. Hem kongreye katılmak hem de 20-30 yaş kadınlar için özel üretilen Skin Perfection serisini tanıtmak için Türkiye’de bulunan Elisabeth Bouhadana, sağlıklı ve genç bir cilde sahip olmanın reçetesini verdi:

“L’oreal Laboratuvarları olarak birçok sırrımız var… Üniversitelerle, enstitülerle ve dermatologlarla işbirliği yapıyoruz. Araştırmaları üç alanda yürütüyoruz. Birincisi, cilt ve saça dair. Ciltle ilgili her şeyi biliyormuş gibi düşünüyoruz ama bu hiç doğru değil. Yeni araçlar sayesinde deriye daha detaylı bakabiliyoruz ve bu sayede yeni bilgiler elde ediyoruz. Ve birçok sürprizle karşılaşıyoruz. Cildin nasıl işlediğini daha iyi anlayınca stratejilerimiz de değişiyor. Araştırmaların ikinci ayağını iyi dokular yaratmak oluşturuyor. Yani ürünün içindeki maddelerin cilde iyi nüfuz etmesini sağlamak. Kremi bir kavanoza doldurmak yeterli değil. Kremlerin cilde veriliş biçimi bir bilim işi. Bu açıdan sürekli yeni tetkikler yapılıyor. Üçüncü aşamada klinik testler, araştırmalar ve dermatologlarla çalışmak var.

Etnik kökenler araştırılıyor
Cildi araştırırken çok ilginç programlar oluşturduk. Her bölgede farklı merkezler kurduk. Mesela Doğu Asya’daki merkezimiz, Asyalı kadınların cilt özelliklerini araştırıyor. Şikago’da siyahi ırkın cilt özelliklerine bakılıyor. Etnik kökenlerin kendine göre özellikleri var. Mesela; Uzakdoğulu kadınların cildindeki kolajen, diğer ırklara göre daha dirençli. O yüzden yüzleri 60 yaşında kırışmaya başlıyor, bizim gibi 40 yaşında değil. Ciltte pigment üreten hücreler var. Etnik kökene göre bu hücrelerin miktarı farklı olabiliyor. Uzakdoğulular, UV ışınına karşı daha hassas. UV’ye maruz kalınca ciltlerinde koyu lekeler ortaya çıkıyor.

Cilt kanseri en çok siyahilerde görülüyor
Cilt kanserinden korunmayla ilgili yaptığımız araştırmalarda siyahilerin diğer ırklara göre daha çok risk altında olduğunu keşfettik. Kendilerini güneşte daha rahat hissediyorlar ve herhangi bir korumaya ihtiyaçları olmadıklarını sanıyorlar. Dermatologlara daha az gidiyorlar. En hassas cilde sahipler, yani en çok bakıma onların ihtiyacı var.”

“SU VE ZEYTiNYAĞI TÜKETiN, ŞEKERDEN UZAK DURUN”

Cilt için en önemli şey, su. Bol su içilmesi gerekiyor. Susamış olmasanız bile sabah uyandığınızda yapmanız gereken ilk şey, su içmek. Dermis (cildin en üst tabakası epidermisin altındaki tabaka), cildin yaşlanmaya karşı çok önemli bir katmanı ve yüzde 80’i sudan oluşuyor. O yüzden içinizde su olsun ki, cildiniz nemli kalabilsin.
Siz şanslı kadınlarsınız çünkü Akdeniz bölgesinde üretilen pek çok yağ var. Omega-3, omega-6 ve E vitamini bakımından zengin bu yağları, beslenmenizde hatta kozmetikte kullanıyorsunuz. Bu yağlar, cilt yapısını serbest radikallere karşı moleküllerle koruyor. Cildinizde kapasite varsa, içeriden serbest radikallerle savaşabiliyor.
Fazla şeker tüketmemek gerekiyor çünkü şekerlerin çoğu cilde iyi gelmiyor. Şeker, kolajen ağlarına tutunuyor. Kolajen bağlarını çekiyor ve yüzün sarkmasına yol açıyor. Her şeyden azar azar yiyin, mutlu olun. Yediğiniz şeyi de severek yiyin. Kendinizi suçlu hissetmeyin, suç hissi yüzü kırışık gösteriyor.

BAKIM ÜRÜNÜ NE ZAMAN KULLANILMALI?
İlk hormonel döngüler yani ergenliğe girişte ürün kullanmaya başlamak gerekiyor. Çünkü cildin hormonları bu dönemde çok hassas. Akneniz varsa çok hafif bir ürün seçmeniz gerekiyor. İnsanlar akneye yakalandıklarında hemen kurtulmak istiyor ve ağır ürünlere yöneliyor. Bu tür durumlarda çok hafif ürünler kullanmak lazım ve içindeki maddelerin doğrudan hedefi bulması amaçlanmalı.
İkinci olarak; cildinizde akne yoksa bile nemlendirici kullanmanız gerekiyor. Ürünü kırışıklıkları gördüğünüz ilk anda değil, 30 yaşına geldiğinizde kullanmaya başladığınızda kırışıklıkları önleyebilirsiniz. Ama çoğu kadın bunu yapmıyor. Bu yüzden ilk sinyal göz çevresindeki ince kırışıklıklar başlayınca veriliyor. Tabii ki yaşlanacaksınız, yaşlanmak da güzel bir şey.

“HASSASİYET VE ALERJİ FARKLI”

Alerjiniz varsa dermatoloğa gidebilirsiniz ama alerjiyle hassas cildi karıştırmamanız lazım. Mesela benim susama alerjim var ama cildim hiç hassas değil. Susamlı bir şey yemezsem sorun yaşamıyorum ama bazılarının hiçbir şeye alerjisi olmamasına rağmen cildinde kızarıklıklar meydana gelebiliyor. Bu ikisini birbirinden ayırmak çok önemli. Alerji olduktan sonra yapacağınız şey çok kolay; aldığınız ürünün içindeki maddelere bakarak alerji olduğunuz madde varsa onu tercih etmezsiniz. Bu yüzden bütün ürünlerimizi hassas ciltlerde de test ediyoruz.

Bir önceki yazımız olan Yandex GPS uygulamasını tanıttı başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *