Diyanetin yıllık bütçesi ne kadar?

Son 10 yılda Diyanet İşleri Başkanlığı’na ayrılan bütçe altı misli artarak 4.6 milyar liraya çıkmış. Kurumun harcama kalemlerinden biri çok ilginç: Rasathane projesi.

Diyanet deprem araştırmalarına veya gökbilime destek olmak için atmıyor bu adımı. A.Ü Fen Fakültesi ile yürütülen “Astronomik Gözlem Projesi”yle, namaz vakitleri ve kameri aybaşlarının bilimsel teyidi sağlanacakmış.

“Astronomi ve uzay bilimleri” bölümüne sahip olan üniversitelerin sayısı iki elin parmaklarını geçmez. Ankara Üniversitesi rasathanesi ise varlığını, Prof. Dr. Egbert Kreiken’e borçlu.

1954-1964 tarihleri arasında enstitünün müdürlüğünü yapan Kreiken, tüm imkansızlıklara rağmen rasathaneyi kurmuş.

Genel olarak bilim insanı, özel olarak uzay bilimcisi yetiştirmekte dünya sıralamasının altlarında yer alan ülkemizde, dini projeler sayesinde bilime bütçe ayrılması da bir umuttur…

Torba torba idrar
Evet konumuz yine Bezm-i Alem Valide Sultan Camii, yine nahoş sıvılar ve olaylar.
Neden tekrar bu noktaya geldik? Çünkü Gezi protestolarının Dolmabahçe’ye taştığı gece, cami revir olarak kullanıldı. Çünkü olayın ardından hem imam hem müezzin, hükümetin iddia ettiği gibi camide içki içildiğini, ayakkabıyla girildiğini doğrulayan ifadeler vermedi.
İmamdan sonra müezzin Fuat Yıldırım da sürülünce bu durum, cezalandırma olarak algılandı.
Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, bir TV programında durumu açıklama gereği hissetti ve “soruşturmanın selameti açısından” müezzinin görev yerinin değiştiğini açıkladı.
Dolmabahçe’de müezzinin görevine devam ediyor olması, soruşturmayı nasıl etkileyecekse?
Doğru olsa bile
Ancak Bozdağ, “ayakkabılı ve içkili” iddialarına bir yenisini ekledi: “Affedersiniz torbalara idrar boşaltıp oraya konuyor.”
Diyelim ki doğru. Acaba diyorum, böyle bir şeyi insan, neden can havliyle sığındığı mekanda yapar? Bir değil, torbalarca idrarı caminin çeşitli yerlerine yerleştirir? Eğer amacı “kutsal mekanı aşağılamak”sa torbayı arayıp bulma zahmetine neden katlanır?
Bunu yapmak için ya fiziken ya da ruhen hasta olmak lazım. Sorumluları bulunursa psikiyatrik tedavi görmesi lazım.
Bir başka ihtimal, idrar torbalarının da tıpkı alkol gibi bir illüzyon olduğu. Hatırlarsanız içki kutusu diye birtakım gazetelerde çıkan fotoğrafın kola kutusu olduğu ortaya çıkmıştı.
Peki Bozdağ ısrarla “camide gayrı meşru şeyler oldu” derken, “soruşturmanın selametini” düşünüyor mu?
Daha da önemlisi, camiye sığınan her kulu din düşmanlığı töhmeti altında bırakmıyor mu? Toplumdaki ayrım körüklenmiyor mu?
Soruşturma bitmeden
İçeriği ne olursa olsun… Soruşturma devam ederken -ki üç aydır ne arandığını anlayabilmiş değiliz- bir devlet görevlisinin böyle bir açıklama yapması yakışık alıyor mu?
Hükümetin Gezi tutumu böyleyken, müezzin ve imamın, “rutin” sebeplerle Dolmabahçe’deki görev yerinden olduğuna kim inanır?
Sokakta çocukları ölen, ağır yaralanan insanlar varken… Çoğunun faili belli değilken, hatta soruşturması bile yapılmazken, hatta bir özür bile dilenmezken…
Nasıl olur da “idrar” gündeme getirilir?

Bir önceki yazımız olan Chrysta Bell'den David Lynch yorumu başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *