Dinamo Zagreb ve Kızılyıldız maçının savaşa etkisi

Bahçeli’nin, “Yugoslavya’yı da futbol bölmüştü” açıklaması üzerine Dinamo Zagreb ve Kızılyıldız takımlarının 1990’da oynadıkları maçı ve Yugoslav Savaşı’na etkisini ele aldık.

Geçtiğimiz pazar günü Beşiktaş-Galatasaray maçı ardından yapılan tartışmalar, futbol-siyaset ilişkisini tekrar sorgulamamıza sebep oldu. MHP lideri Devlet Bahçeli’nin “Yugoslavya’yı da futbol bölmüştü” açıklamasıyla, Hırvatistan’ın Yugoslavya’dan bağımsızlığına giden yolun mihenk taşlarından Dinamo Zagreb ve Kızılyıldız takımları arasındaki maçı inceledik. 1980’de Tito’nun ölmesiyle Yugoslavya’daki komünist rejim yerini federal oluşumlara bırakmış, Sırp lider Slobodan Miloseviç gibi milliyetçi yöneticilerin başa gelmesiyle ülke patlamaya hazır bir bombaya dönüşmüştü. Etnik gerilimin zirveye tırmandığı 1990’da Hırvatistan’da 50 yıl aradan sonra ilk bağımsız seçimler gerçekleşti. Hırvatistan’ın tam bağımsızlığını savunan, Hırvatistan Demokratik Birliği Partisi (HDZ) zafer kazandı.

Sloganlar ortamı gerdi

Seçimlerden sadece birkaç hafta sonra oynanan maçta, Hırvat Dinamo Zagreb ile Sırp Kızılyıldız takımları Maksimir stadyumunda karşı karşıya geldi. “Delije” adıyla anılan ve yaşanacak savaştaki etkin rolüyle bilinen Sırp milliyetçisi “Arkan”ın önderi olduğu taraftar grubunun bağımsızlık karşıtı sloganları ortamı gererek çatışmaya ön ayak oldu. Taraftarlar arasındaki kavga, Sırp polisinin Hırvat taraftarlara sert ve orantısız müdahalesiyle devam etti. Hırvat futbolcu Zvonimir Boban, cop ve gözyaşartıcı gaz kullanan polise attığı tekme ile belki de savaşın “ilk kurşununu” atıyordu. Boban, bu olayla Hırvatistan’da milli kahraman statüsüne erişti. Birkaç yıl sonra cephede karşı karşıya gelecek iki taraf arasındaki çatışmalarda, onlarca kişi yaralandı.
Bu maçın Hırvat halkı için önemini sorduğumuz Hırvat Zrinka Klukovic, “Dinamo her şeyin kızıştığı bir sahneydi. Keşke savaş o stadyumda sona erseydi, sonra yaşanlar olmasaydı” ifadesini kullanıyor. 1991’de Hırvatistan, Yugoslavya’dan bağımsızlığını ilan etti. Ardından Sırplar ve Hırvatlar arasında katliamların yaşandığı, dört yıl süren bir savaş başladı. HDZ’li lider Franjo Tudjman’ın otoriter yönetimi, Hırvatistan’ın uzun yıllar Avrupa Birliği’ne girmesine engel oldu. Hırvatistan ancak bu yıl AB’ye üye olabildi. Maçın oynandığı 13 Mayıs tarihi ise halen Hırvatistan’da bağımsızlık bayramı gibi kutlanıyor.

Bir önceki yazımız olan Erdoğan Necip Fazıl'ı övüyor ama... başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *