Dila Hanım’ın Savcı Canan’ı Bengi Öztürk Orhun

“Dila Hanım”da “Savcı Canan” rolüyle dikkat çeken Bengi Öztürk Orhun, yeni sezonda “Küçük Gelin” dizisinde canlandırdığı “Melek” karakteriyle sevenlerinin karşısında… Bengi Öztürk Orhun diziye nasıl katıldığını ve annesinin de nasıl bir çocuk gelin olduğunu anlattı.

“Dila Hanım” bittikten hemen sonra yeni bir diziye başlama niyetiniz var mıydı?
“Dila Hanım” bittikten sonra zaman kaybetmeden yeni işler için görüşmelere başlamıştım. Birkaç işin arasında görüştüklerimden biri de “Küçük Gelin”di. Bu işi seçmemin elle tutulur bir sebebi yok. Ama boş durmayı sevmem. İki ay tatilden sonra “Küçük Gelin”le başladık.

“Küçük Gelin”i izliyor muydunuz?
İzlemiyordum. Çünkü “Dila Hanım” için sürekli Adana’daydık ve çalışma tempomuz çok yoğun olduğundan kendi dizimizi bile izleyemiyorduk. Ama reytinglerin yüksekliğinden dolayı sürekli bir “Küçük Gelin” adı duyuyorduk. Sadece konusunu biliyordum.

Tutmuş bir diziye sonradan başrol olarak katılmak nasıl?
Birinin yerine girmek insana fazla yük getiriyor. Çünkü bir sezondur izleyicinin kabul ettiği, göz aşinalığı olan bir karakterdi “Melek”. Bir anda başrolün değişip yerine başka birinin gelmesi benim için dezavantaj. Oyuncu değişince karakter de ister istemez değişiyor. Gözde Mukavelat başka oynuyordu, ben başka oynuyorum. Ama bu dezavantajı kırıp izleyici için çok iyi şeyler hissettireceğime inanıyorum.

Dizide oyuncular arasındaki mobbing yüzünden değişikliğine gidildiği iddiaları için ne söylersiniz?
Dört haftadır beraber çalışıyoruz. Ne yönetmenimden, ne oyuncu, ne de set ekibindeki arkadaşlarımdan saygısızlık, seviyesizlik ve asık surat görmedim. Her şey çok iyi gidiyor. Çok rahat bir çalışma ortamımız var. Yönetmenimiz Naci Çelik Berksoy geceleri çalışmayı ve sabahlamayı tercih etmiyor. Sabah 8:30’da setimiz başlıyor, akşam 21:00’de bitiyor. Sette sabahlamak gibi bir çile çekmiyoruz.

Aldığınız geri dönüşler nasıldı? İzleyici bu değişimi nasıl karşıladı?
Yorumlardan dolayı çok mutlu oldum ve gurur duydum.

Dizide sürekli ağlayan bir “Melek” var. Bu sizi zorlamıyor mu?
Çok zorluyor. Artık göz yaşlarım akmıyor. Kara bahtım kör talihim, 10 yıldır bu işi yapıyorum ve hep ağlıyorum. Tardu Flordun ve Songül Öden’le iki sene önce “Mükemmel Çift” diye bir romantik komedi işinde oynadım. O zaman komedide oynuyorum diye çok sevinmiştim. Diziyi altı bölüm çektik ama beş bölümde yine ağladım. Herhalde çok güzel ağlıyorum ki beni hep ağlatıyorlar. “Küçük Gelin” de haftanın beş günü çekim yapıyoruz ve her gün ağlıyorum.

Çocuk gelin, çocuk anne yakınınız var mı?
Annem 14 yaşında evlenmiş, 15 yaşında ağabeyimi doğurmuş. Yani benim annem de küçük gelin. Çocukluğum boyunca annemin neler yaşadığını dinleyerek büyüdüm. Çünkü merak ederdim ve ona hep anlattırırdım neler olduğunu. Annem 15 yaşında anne olmuş. Doğum yaptıktan 9 ay sonra 1971 yılında yaptığı Almanya’ya işçi başvurusu kabul olmuş, bebeğini burada bırakmış ve çalışmaya gitmiş. 9 ay sonra babamla ağabeyim, annemin yanına gittiğinde ağabeyim ona anne değil de teyze demiş. Bu tarz enteresan şeyler yaşamış bir annenin çocuğuyum. O yüzden anne ve çocuk kıymeti nedir çok iyi bilirim.

Anneniz zorla mı evlendirilmiş?
Hayır. Annem çocuk gelin olmanın ne demek olduğunu çok iyi biliyor. Bu acıyı yaşamış. Ama zoraki evlendirilip, bir berdele kurban gitmemiş. Şu an annemle, babam hâlâ beraberler ve çok mutlular. Ama bu 15 yaşındaki bir çocuğu anne yapmanın özrü değil. Bir çocuk, çocuk doğuramaz. Bu yüzden “Küçük Gelin” sosyal anlamda insanlara çok şey anlattığını düşünüyorum.

Almanya doğumlusunuz neden Türkiye’ye geri döndünüz?
Ağabeyimle aramda 10 yaş var. Ben Almanya’da doğdum ama 5 yaşında tamamen geri dönmüşüz. Annemle ve babam bizim üniversiteyi okumamızı
istediği için geri dönme kararı almışlar. Almanya’da meslek yapmak kavramı üzerinden üniversite okumadan seçtiğin meslek dalında uzmanlaşıyorsun. Annem bizim okumamızı çok istediği için 15 yıl Almanya’da çalıştıktan sonra hayatlarını bize adayıp Türkiye’ye dönmüşler. Şimdi biz de ağabeyimle hayatlarımızı onlara adadık.

‘OYUNCULUK ÇOCUKLUK HAYALiMDi’

Oyunculuk hayatınız nasıl başladı?
Ali Poyrazoğlu’nun eğitmenliğinde “Türkiye’nin Yıldızları” yarışması vardı. Annem bu işi yapmayı çok istediğimi bildiği için beni zorla elemelere götürdü. Elemeleri geçtikten sonra finale kaldım. Şoke olmuştum. Çünkü oyuncu olmayı çok istiyordum ama bu işle ilgili hiçbir şey bilmiyordum. Yarışmadan sonra İstanbul’da kaldım ve bu işe başladım.

Kısa bir süre önce evlendiniz. Evlendikten sonra hayatınızda neler değişti?
Hiçbir şey değişmedi. Eşimle dört senedir tanışıyoruz. Tanıştıktan kısa bir süre sonra nişanlandık ama işlerin yoğunluğu yüzünden evlenememiştik. O da müzisyen olduğu için programları ve işi dolayısıyla bir hafta evde denk gelip görüşemediğimiz zamanlar oldu. Ama bu dizi netleşene kadar iki ay tatil yaptık ve hiç birbirimizden ayrılmadık. O yüzden birbirine uygun iki insan arasındaki evliliği tavsiye ediyorum.

Anne olmak gibi bir planınız var mı?
Anne olmayı çok istiyorum. Zaten evlenme amacım anne olmak. Çünkü çocukları çok severim.

‘Çok kazık yedim’

Bağdat Caddesi gibi bir yerde esnafla çok iç içe olduğunuzu gördüm.
Suadiye’de yaşıyorum. Her gün Cadde’de bir yürüyüşümüz vardır. İnsanlarla arkadaşlık dostluk kurmayı çok seviyorum. O yüzden yaşadığım ve alışveriş yaptığım yer ne kadar hareketli ve sirkülasyonu yoğun bir bölge olsa da bu halimden vazgeçemiyorum. Bu huy bana babamdan geçmiş. Ben de onun gibi güler yüzlüyümdür, ve babam gibi alışveriş yaptığım insanlarla muhatap olup, samimiyet kurmak isterim. Yapım böyle. Bu halim yüzünden çok kazık yedim ve insanlara küstüm. Mesafeli durdum ama yine eski halime döndüm. Benim için insanlara selam vermeden gün geçmiyor.

MELİS GÜVENÇ

Bir önceki yazımız olan Engin Altan Düzyatan boşanıyor mu? başlıklı makalemizde Engin Altan Düzyatan ve Neslişah Alkoçlar hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *