Dikiz dünya

18 August 2013 Sunday, 11:06

Hanıme-fendi atının üstünde çırılçıplak gezerken insanlar gözle-rini yere çevirir. Sadece birisi Lady Godiva’ya bakmaya cesaret eder, o da Peeping Tom’dur.
1000 yıllık Lady Godiva hikâyesinin altında bir ders yatar- o da dikizlemenin ahlaksız bir şey olduğudur.
Tom’u katranla kaplayıp gözlerini oyduktan sonra sürgün ederler.
1700’lerden itibaren pek rağbet gören bu hikâye bugün anlaşılmazdır çünkü farklı bir çağı yansıtır.
Dikizleme ve teşhirciliğin ayyuka çıktığı, para ve prestij kazandırdığı, mahremin harcıalem olduğu bir dünyada Tom’un cezasını elbet katı buluruz.
Çünkü bugün, ancak ben, ben ve beni paylaşarak var oluruz.
Başkalarının hayatlarını dikizleyerek doyarız, dolarız.
Hem çok yalnızızdır hem de hiç.
Hiç tanımadığımız insanlarla en ayıp sırlarımızı rahatça paylaşabilir,

Narsizm epidemisi yayılıyor
Twitter, Facebook, sayısız blog ve site üzerinden ünlü/ünsüz, sıradan/esrarengiz hayatlara göz, ağız, burun sokarız.
New York Times’ın en çok satan kitaplar listesinde on kitaptan beşi anı türünde.
Televizyonlar, filmler, belgeseller dikiz ve teşhir üzerine kurulu.
İnsanlar herkesin gözü önünde düşüyor, kalkıyor, evleniyor, yarışıyor.
Fame Junkies kitabına göre gençlerin yüzde 31’i bir gün meşhur olacağına inanıyor. Narsisizm epidemisi yayılıyor.
Sanata gelince orada da aynı meyiller çoğalıyor.
Londra’da yaşayan Lübnanlı sanatçı Mona Hatoum vücudunun çeşitli deliklerine kameralar sokup bunlardan elde ettiği fotoğrafları ve videoları sergiliyor.
Venedik bienalinde ödül alan Alman sanatçı Gregor Schneider ölmek üzere bir insanı galeriye koyuyor. Sanatçı “eserini” şöyle açıklıyor: “Ölmekte olan kişi, durumu kötüleşmeden evvel her şeyi kendisi planladı; çünkü ilgi odağı olmak istiyordu… Seyirciler ölümü, ölüme saygısızlık etmeden izleyecekti.”
29 yaşındaki Snowden bize hükümetlerin herkesi gözetlediğini kanıtlıyor.

‘Dikizleme Günlüğü’
Boston Globe gazetesi bunun üzerine manidar bir şekilde Snowden’ın büyük bir sırrı açığa çıkardığını söylüyor: aslında hiçbir sır yok!
Pek çoğumuz, devletlerimizin bizi etiketleyip dinlemesini dehşetengiz buluyoruz bulmasına ama bu bizi durdurmuyor. Aksine, işlerini kolaylaştırıyoruz.
Şurada şunu yedim içtim, şunu gördüm, şu “mühim” cümleyi karalayıp izimi, ölümsüzlüğümü sanal çöplüğe bıraktım.
Dikizleme Günlüğü adlı eserinde Niedzviecki dikiz/teşhir ihtiyacımızı iki nedene bağlıyor: 1) Bir ruhun başka bir ruha ulaşma ve hayatın anlamını paylaşma çabası. 2) Popüler kültürün bize enjekte ettiği ilgi çekme ve farkına varılma arzusu.

Bıkarsak utancı anlarız
Geçen gün bir arkadaşım gözleri parlayarak “Çok mutluyum, google’da yokum, görünmezim” diyor.
Onun bu dünyada ne nadir ve müstesna bir adem olduğunu düşünerek “Vay Vahabi, sana isimsiz mezar da tasarladık mı, tamamız” diyerek karşılık veriyorum.
Lady Gaga’nın twitter rekortmeni olmadığı, görmek bile istemediğim insanların mahremiyetlerinin izhar edilmediği bir dünyayı hayal etmenin faydasız olduğunu biliyorum.
Üstelik bütün bu teşhirciliğin otolu, otosuz sansürü ümüğümüzde hissettiğimiz bir yerde yapılmasının delirtici olduğunu da düşünüyorum.
Fazlasıyla açık, güvensiz, arsız bir düzenin yıkıldığını göremeyeceğime göre varsın bütün bilgiler aksın, hiçbir şey saklanmasın demekten başka bir çare kalmıyor. Yaşasın Putin!!!
Belki bıkarsak utancı hatırlarız. Belki o zaman aşkı anlarız…

Pelin Batu

Bir önceki yazımız olan İçki dost değil, düşman da... başlıklı makalemizde alkol dostunud değildir, Alkol dostunuz değildir ve Alkol düşmanınız değildir hakkında bilgiler verilmektedir.

Yorum yazın...

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz