Demokratikleşme paketi ve stratejisi

Yapı Kredi Bankacılık Akademisi’nin 8 ekimdeki zirvesi için Türkiye’ye gelecek olan UCLA’in Harry&Elsa Kunin İş ve Toplum Kürsüsü Başkanı Prof. Dr. Richard Rumelt, dünyanın önde gelen strateji gurularından… Rumelt “Good Strategy/Bad Strategy (İyi Strateji/Kötü Strateji) adlı kitabında, küresel düzenin baş döndürücü hızla değiştiği son 10 yılda öğrendiklerini ve gözlemlediklerini, mümkün olan en basit dille anlatıyor.
Kitabında politikadan iş dünyasına, tarihten modern dünyaya, kamu kuruluşlarından aile şirketlerine kadar pek çok alandaki farklı strateji örneklerini değerlendiren Rumelt, kurumsal stratejilerle ilgili tek bir ayrım yapıyor:
İYİ ve KÖTÜ!

Strateji aksiyondur!
Yazar, kötü stratejinin unsurlarını şöyle tarif ediyor:
– Sorunlarla yüzleşememek
– Hata yapmak
– Hedeflere ulaşacak stratejiyi yanlış belirlemek
İyi strateji içinse şu 3 konunun önemine dikkat çekiyor:
– Sorunu tanımlayan bir tespit
– Sorunla nasıl başa çıkılacağı konusunda yol gösteren bir plan
– Bu planı hayata geçirmek üzere tasarlanmış analizlere dayanan aksiyonlar
Rumelt uyarıyor: “İyi strateji için mantıklı stratejik kararlar yetmez; bu kararların hayata geçirilmesi gerekir. Stratejinin özünde aksiyon olması büyük önem taşır.
Rumelt’e göre iyi strateji, durumun bağımsız ve dikkatli bir şekilde değerlendirilmesiyle oluşturulur. Kötü strateji ise kalabalığı takip ederek, popüler anlayışı benimser.

Erdoğan’ın stratejisi
Rumelt’in uyarıları, sanki Başbakan Erdoğan’ın Gezi olaylarından bu yana ne yap-ma-ma-sı gerektiğinin bir özeti; yani dört başı mamur bir kötü strateji örneği.
1) Erdoğan “hayat tarzıma müdahale etme” diyen kesimden yükselen seslere kulak tıkadı;
dolayısıyla sorunlarla yüzleşmeyi reddetti.
2) Hal böyle olunca kaçınılmaz olarak hata yaptı.
3) Hedeflere ulaşacak stratejiyi de yanlış belirledi; zira Gezi olaylarında pekâlâ tüm toplumu kucaklayacak, dolayısıyla kendi iktidarını daha da geniş tabana yayarak sağlamlaştıracak bir tavır sergileyebilirdi.

Yasalar ve kafalar
Umarız demokratikleşme paketinin seyri farklı olur. Konunun uzmanları dururken paketin değerlendirilmesine girecek değilim. Ancak bence asıl mesele bundan sonrası, paketin ne kadarının yasalaşacağı ve yasaların nasıl hayata geçirileceği…
Örneğin yasalarla birlikte, değişiklikleri uygulayacak kafalar ve zihniyetler de değişebilecek mi? Hiç sanmıyorum. Biz bu ülkede daha önce de kim bilir kaç kez demokratik reform vaatleri duyduk; ama hiçbirinde gereği yapılmadı.

Saadet Partisi ne diyor?
Başbakan Erdoğan’ın demokrasi paketine ciddi eleştiriler getiren Saadet Partisi Genel Başkanı Mustafa Kamalak, paketin Türkiye’nin geleceğinden ziyade, AKP’nin geleceği düşünülerek hazırlandığına dikkat çekiyor ve diyor ki: “Başbakan topu taca atmış. Başta seçim barajı olmak üzere biz bu pakette demokratikleşme kaygısından çok, AKP’nin oy kaygısını gördük.”
Hasan Cemal’in de t24’teki yazısında hatırlattığı gibi “bu reform vaatleri, iktidarların özellikle seçim dönemlerine özgü zaman kazanma oyunlarının bir parçası olarak, devletin gri yalanları içinde yer aldıktan bir süre sonra kayboldular.” Umarız bu son demokratikleşme paketi de aynı
akıbete uğramaz.

Bir önceki yazımız olan Abdullah Gül'ün Gezi Parkı yorumu başlıklı makalemizde Abdullah Gül Gezi Parkı yorumu, cumhurbaşkanı abdullah gül ve gezi parkı hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *