Demokrasinin gelişiminde yerel yönetimlerin rolü

Yerel yönetimler, halka götürülecek kamusal hizmetlerin organizasyonu için kurulmuş örgütlenmelerdir. Bir bakıma halkın kendi kendine yönetiminin temel platformlarıdır. Demokrasinin, demokrasi bilincinin kökleşmesinde ve yaygınlaşmasında önemli işlevleri vardır. Kısacası, yerel yönetimler, belediyeler demokrasinin kaldıracıdır…

Mehmet Şakir ÖRS
1956 yılında Alaşehir’de doğdu. 1979 yılında E.Ü. İktisat Fakültesi Ekonomi Bölümü’nden mezun oldu. Uzun yıllar görev yaptığı Tariş’te yönetici olarak çeşitli görevlerde bulundu. Gazetecilik yaptı, iletişim ve halkla ilişkiler alanında çalıştı. Çeşitli ekonomik, sosyal ve kültürel konularda yayımlanmış çok sayıda kitabı ve kazanılmış ödülü var. Yerel yönetimler alanında, eşi Prof. Dr. Ferlal Örs ile birlikte ‘Yerelge – Toplumsal Belediyecilik’ isimli kitabı çıkardı. CHP İzmir İl yöneticiliği yaptı. İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanlık Danışmanlığı görevinde bulundu. Halen İZFAŞ Genel Müdürü olarak görev yapıyor.

Yerel seçimlerin yaklaşmasıyla birlikte yerel yönetimler konusu gündemimizde önemli bir yer tutuyor. Yaşamımızın doğumdan ölüme kadar uzanan hemen her döneminde, mutlaka yolumuz yerel yönetimlerden geçiyor.
Yerel yönetimler yerel kamusal hizmet birimleridir. Yerel kamusal hizmetlerin en yüksek yurttaş katılımıyla ve en saydam yöntemlerle halka ulaştırılması temel hedeftir. Elbette bunun için de katılımcılığın güçlendirilmesi, demokratik denetim olanaklarının varlığı ve yüksek kentlilik bilinci temel koşullardır.
Türkiye’de yerel yönetim birimleri denilince köy, il özel idaresi ve belediye anlaşılmaktadır. Ancak nüfus yapısının hızla kentlerden yana değişmesiyle, ilk akla gelen elbette belediyeler olmaktadır.

KATILIMCILIK

Bir zamanlar yerelleşmeyi ve katılımcılığı güçlendirme söylemleriyle iktidara gelenler, günümüzde tam aksi uygulamalara yöneldiler. Son olarak geçtiğimiz dönemde çıkarılan bir yasa ile büyükşehir belediyesi haline getirilen 29 ilde, nüfusu iki binin altındaki 559 belediyenin tüzel kişilikleri sona erdirildi.
Kısaca belde olarak tanımladığımız bu yerleşim birimleri köye dönüştürüldü. Toplamda 29 il özel idaresi, bin 591 belde belediyesi ve 16 bin 82 köyün tüzel kişiliği ortadan kaldırıldı. Bu çarpık uygulama, geçtiğimiz günlerde maalesef yüksek yargı tarafından da onaylandı.
Bu kararlarla tüzel kişiliği sonlandırılan belde belediyeleri arasında, bir asrı aşan geçmişe sahip köklü gelenekleri olan belediyeler de var.
Yine başta turizm olmak üzere ekonomik açıdan önem arz eden ve özellikle yaz aylarında çok büyük nüfusları bünyesinde barındıran beldeler de bulunuyor.
Bu nedenle her birinin kendine has özgün koşulları dikkate alınmadan ve gereğince irdelenmeden, toptancı bir anlayışla bu konuya yaklaşılması, önemli yanlışlıkları da beraberinde getiriyor.
Belde belediyeleri ortadan kaldırılan ve yaşadıkları köylerin tüzel kişilikleri yok edilen yurttaşlarımız, bu uygulamaya karşı referandumlar düzenleyerek tavırlarını ortaya koymaya çalıştılar. Ama bu demokratik tepkileri duymazdan, görmezden gelindi. Şimdi bu yurttaşlarımız, kendilerine karşı ‘kör ve sağır’ olanlardan yerel seçimlerde hesap sormaya hazırlanıyor.
Son olarak geçtiğimiz aylarda yaşanan Gezi Parkı süreci, bu konuda çok çarpıcı bir örnek oldu. Merkezi hükümetin ve Başbakanın İstanbul’da Gezi Parkı’nda yapılması düşünülen bir değişikliğe doğrudan müdahale etmesi, katılım ve yerelleşme konularında geçmişteki söylemlerin aslında ne denli çeliştiğini bir kez daha gözler önüne serdi.

HALKIN GÖRÜŞÜ

Yerleşim yerleri ile ilgili yaşamsal kararlarda ve uygulamalarda, öncelikli güç yerel yönetimlerdir. Yerel yönetimler de uygulamalarında mutlaka o bölgede yaşayanların görüşünü almalıdır. Bu hem insani bir zorunluluk, hem de çağdaş demokrasinin temel bir gereğidir.
Günümüzde ise çoğunlukla bunun tam tersi olmaktadır. Bırakın o yerleşim yerlerinde yaşayan yurttaşların görüşlerinin alınmasını, konuyla ilgili meslek odalarının, uzmanlık kuruluşlarının ve üniversitelerin bile görüşü alınmamaktadır.
Bir başka önemli konu da; halkın görüşüne başvurulması, tarafı olduğumuz, altına imza koyduğumuz Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nın da bir gereğidir.
Bu yapılmadan, yasal değişiklikten etkilenecek o yörede, yerleşim biriminde yaşayan yurttaşların onayı alınmadan, böylesi köklü değişikliklere gitmek, uluslararası antlaşmalara ve uygulamalara da terstir.

ÇAĞDAŞ TOPLUM
Yerel yönetimler, halka götürülecek kamusal hizmetlerin organizasyonu için kurulmuş örgütlenmelerdir. Bir bakıma halkın kendi kendine yönetiminin temel platformlarıdır. Demokrasinin, demokrasi bilincinin kökleşmesinde ve yaygınlaşmasında önemli işlevleri vardır. Kısacası, yerel yönetimler, belediyeler demokrasinin kaldıracıdır.
Ülkemizde demokrasinin kökleştirilmesi için yerel yönetimlerden gereğince yararlanılmalıdır.
Yerel yönetimler, toplumun örgütlenmesinde ve yurttaşların toplumsal yaşama aktif katılımında önemli araçlardır. Çağdaş toplum, örgütlü, katılımcı, demokrat ve özgür yurttaşlar topluluğudur.
Çağdaş toplumlarda demokrasinin güçlenmesinin yolu, yerel yönetimlerin yaygınlaştırılmasından ve etkinleştirilmesinden geçmektedir.

Bir önceki yazımız olan Halay mendili suç aleti sayılırsa... başlıklı makalemizde aslı perker, Baston ve emniyet hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *