Daldan dala

Nasrettin Hoca’ya: – Hoca, dediler; 600 yıldır fıkralarda yaşıyorsun nasıl becerdin bunu?
Hoca da:
– Persler, yahut Moğol İmparatoru Timurlenk’i kapkara kasvetlerinden kurtarmaya çalışarak, dedi.
– Anlat bakalım, en sevdiğin fıkran hangisi?
– Akşehir Gölü’nün kıyısında, çorba çanağımı yıkıyordum. Bir Alevi Dedesi geldi:
“ Ne yapıyorsun Hoca, dedi. Ben de dalga geçmek için:
– Göle maya çalıyorum, dedim.
– Göl hiç maya tutar mı?
– Ya bir de tutarsa…
***
Hoca:
– Böylesi bir umut, İNSANLIK tarihinin de özeti oldu. Bir bakıma “termometre”nin icadı da buna dayandı, “Uzay Araştırma Merkezi NASA”nın kuruluşu ve başarısı da.
***
Nasrettin Hoca:
– Türk Edebiyatı’nda Cenap Şahabettin de:
“ En geveze bülbül umuttur, demiştir.
– Peki Hoca, bunun tersini söyleyenler hiç olmadı mı?
– Olmaz olur mu; bizim en karakteristik tavrımız ilgi çeken kişileri de, sözleri de “çürütmek, lanetlemek, yok etmektir”. “Deli pöstekisi” deyimi de, “göle maya çalma”nın zıttıdır.
***
Hoca’nın ayranı kabarmışa benziyordu:
– Sadece bazı şiirler çürütülemez, onları çürütmeye kalkanların, sonunda kendi çürür.
İşte ona bir örnek, 16’ncı yüzyıldan:
Pir sultan kızıydım ben de Banaz’da,
Kanlı yaş akıttım baharda, güzde.
Dedemi astılar kanlı Sivas’ta;
Darağacı ağlar pir sultan deyu…
***
Nasrettin Hoca, öyle her zaman kolayından bulunan biri değildi:
– Hoca, dediler; seni mutlu eden fıkranı öğrendik. Seni kahreden fıkra hangisi?
Önce Hoca’nın gözleri azıcık dalar gibi oldu:
– Bir Bursa hamamının soyunma bölümünde som altından bir “divit”i çalmak ve yakalanacağımı anlayınca da, onu kıçıma sokup; şaşırmışçasına kafamı sallayıp:
“ Allah Allah bunu da oraya kim sokmuş, demek.
***
Nasrettin Hoca:
– Böyle bir lafı ancak bir politikacı söyleyebilir. Ben asla politikacı olmadım. Timurlenk’i de rahatlatan bir dostluğumuz vardı onunla. Öyle olmasa, zaten yanıma sokulmaz; yine bir şey isteyeceğim, diye kaçardı benden.
***
Madem haftanın sonu yaklaşıyor; taze haber bir de:
Uzay’dan o özel teleskoplarla denizlerin dibinin görüldüğü de iddia ediliyor.
Uzmanlar şimdiden başlamışlar, deniz diplerinin de haritasını çıkarmaya; yusyuvarlak “yer” küresinin maketi de yeni baştan yapılacakmış.
***
Asıl soru da şuymuş:
– 3 yüz milyon yıl sonra, haritalar nasıl olacak?
***
İnsanoğlu bu sorunun yanıtını bulmaya doğru gidiyormuş.
Yanıt bulunduğu zaman doğrusu bendeniz isterdim onu bulan bilimcilerle M.Ö. 500 yıllarında yaşamış eski Yunan matematikçilerinin Pitagor’la da buluşup, görüşebilmelerini.
***
Kimbilir, belki gerçekleşebilir de…

Çetin Altan

Bir önceki yazımız olan Dünyanın hiçbir yerinde... başlıklı makalemizde akp, aslı perker ve dekolte hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *