CHP 3 ayrı telden çalıyor

CHP’nin Meclis Anayasa Komisyonu’nda üç üyesi var. Bu üç üye ayrı telden çalıyor. Atilla Kart zaman zaman PKK çizgisinde öneriler getiriyor. Rıza Tüzmen, Kart’a yakın duruyor. Süheyl Batum ise Cumhuriyetçi görüşleri temsil ediyor.
Atilla Kart geçen hafta sonu enteresan bir açıklama yaptı…
CHP Anayasa taslağında “ortak vatan tek devlet” ile “eşit yurttaşlık” önerildiğini; “ilk 4 maddenin güçlendirilmesi”nin de öneriler arasında yer aldığını öne sürdü.
Süheyl Batum’un bu önerilerden haberi yoktu… Önceki gün İzmir Milletvekili Birgül Ayman Güler’le ortak bir basın açıklaması yaptı. Bu açıklamaya Oktay Ekşi de katıldı.
Üç milletvekili Atilla Kart’ın görüşlerini CHP ilke ve değerlerine aykırı olarak niteledi… Kullandığı deyimleri -özetle- şöyle yorumladılar:
“Ortak vatan” etnik siyasetin temsilcisi olan partilerin değeridir. Vatanın en azından bir ortağı olabileceğini düşündürmektedir. Bizim için “ortak vatan” değil “hepimize ait olan tek vatan” vardır. “Eşit yurttaşlık”, bir ülkede toplulukların (halkların, milliyetlerin, cemaatlerin) birbirlerine eşitliği temelinde kurulan sistemi anlatır. Bizim için “eşit yurttaş” değil, “yurttaşların eşitliği” ilkesi esastır.
* * *
Atilla Kart’ın açıklamasında en vahim nokta “İlk dört maddenin güçlendirilmesi” önerisiydi. Anayasanın değişmez maddeleri bir kez değiştirilmeye başlandı mı, sonunun nerede biteceği belli olmaz, Cumhuriyetin temel ilkelerinin parçalanmasına kadar gider. AKP ve BDP de özlemle o günü bekliyor. İşin tuhafı Genel Başkan ilk 4 maddeyi “kırmızı çizgi” ilan ettiğini unutmuş, bu “güçlendirme” fikrine! katılmış görünüyor. Tehlikeli oyun oynanıyor…

 

Dalkavuk budur
Vaktiyle kibarlardan biri kâhyasını çağırmış:
– Bana bir dalkavuk bul, demiş
Kâhya, tanıdığı dalkavuklardan birini bulmuş getirmiş. Beyefendi sormuş:
– Sen dalkavuk musun?
– Evet efendim. Birinci sınıf dalkavuklardan.
– Hayır, sen dalkavuğa benzemiyorsun.
– Nasıl benzemem efendim? Tam mânasiyla dalkavuğum ben.
Beyefendi onu savmış, kâhya başka birini getirmiş. Beyefendi ile aralarında yine aynı muhavere:
– Dalkavuk musun sen?
– Evet efendim. Dalkavuklukta şöhretim vardır.
– Fakat senin dalkavuğa benzer bir tarafın yok.
– Nasıl olur efendim? Benim dalkavuk olduğumu bilmeyen yoktur.
Bu cevaplar da Beyefendi’nin hoşuna gitmemiş. Nihayet kâhya, üçüncü dalkavuğu karşısına dikmiş.
– Sen sahiden dalkavuk musun?
– Yalan söyleyemem efendim. Bendeniz dalkavuğum.
– Hiç benzemiyorsun da…
– Öyledir efendim. Hiç benzemem.
– Haline bakılırsa dalkavukluğa istidadın var.
– Evet efendim, vardır.
– Fakat ne kadar uğraşsan tam bir dalkavuk olmayacaksın.
– Hakkınız var efendim. Bu kusurumu itiraf ederim.
Beyefendi memnun olmuş;
– Hah, demiş; hakiki dalkavuk budur işte. Öbürleri benimle münakaşaya kalkışıyorlardı…
Diyerek dalkavuğu konağında alıkoymuş.
* * *
Edebiyatımızn ünlü ismi Refik Halid Karay’ın Aydede dergisinde 1948 yılında yazdığı yazıları İnkılap Yayınevi iki ayrı ciltte topladı. Kitapta günlük yazılarla birlikte Osmanlı öyküleri de yer alıyor. Yukarıdaki onlardan biri… Eski Osmanlı hikayeleri hoştur.
Oradaki gerçekler günümüzde de geçerlidir.

 

AKİF
Bizim sütunda her gün kısa esprileri yayımlanan Akif Kökçe kimdir?
Genç yaşta emekli edilmiş bir bankacı… Öğrencilik yıllarında amatör olarak mizah yazarlığı ve karikatüristlik yapmış. Ankara’da oturur… Fırsat buldukça e-posta yoluyla espri gönderir… Her biri ayrı değerdedir.
Bu görevi 15 yıldır bila ücret (ücretsiz) sürdürür… Kendisini okura şöyle anlatıyor:
“İnternetin nimetlerinden olan ‘e-posta’ sayesinde okurlar da ‘yazar’ oldu.
Benim karalamalarım da Açık Pencere’ye ‘e-posta’ sayesinde ulaştı ve ulaşıyor. E-posta olmasaydı bu süreç olmayacaktı.
Özdeyiş, vecize, aforizma, özlü söz, motto ve kelam-ı kibar da denilen ‘kısa yazı’yı yazmak için zaman, mekan vb. hiçbir engel yoktur. Benim gibi aklı Bab-ı Ali’de kalıp da başka iş yapmakta olan biri için teselli ikramiyesidir.
Büyüklerimizin ‘baş belası, cıvıtır’ dediği ‘en fazla 140 karakterle’ insanların derdini anlattığı twitter’ın ‘atası’ bu kısa yazılardır…”
Artık kısa esprinin ustaları arasına giren Akif Kökçe’ye gazetecilik yaşamında uzun ömür ve başarı diliyoruz…

 

Emniyet içinde 20 bin kişilik “koruma memuru” ordusu kurulacakmış.
Evde zor tutulan yüzde 50 “iş güç sahibi” edilerek sokağa salınacak demek…
* * *
İç politikada başarılı olan AKP dış politikada başarısızmış.
Normaldir!
İçerisi “şiddetle” yönetebilir
ama diplomasi için “incelik, zeka, bilgi, kültür” gerekir…
Akif Kökçe

 

PUL
Vaktiyle bir kaza ahalisi, kaymakamdan şikâyete başlamış…
Mutasarrıf, çalışkan ve namuslu bir kişi olarak tanıdığı kaymakamın bir iftiraya gitmemesi için, tahkikatı kendisi yapmaya karar vermiş. Tahkikat müdürünü de yanına alarak, kasabaya gitmiş… Hattâ usule de aykırı olarak kaymakama misafir olmuş…
Akşam mutasarrıfla kaymakam birkaç el tavla oynamışlar. Oyun sonrası odasına çekilen Mutasarrıf tahkikat müdürünü çağırmış:
– Vilâyete yaz, demiş, kaymakama işten el çektirdim. Vekil göndersinler!
Tahkikat müdürü hayretle sormuş:
– Paşa hazretleri, tahkikatımız bitti mi ki?..
Mutasarrıf ciddiyetle:
– Evladım, demiş; tavlada pul çalan her haltı eder.

Melih AŞIK

Bir önceki yazımız olan Tuncel Kurtiz gerçek bir entelektüeldi başlıklı makalemizde Güngör Uras, Tuncel Kurtiz ve Tuncel Kurtiz öldü mü hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *