Cengiz Bozkurt Hom/Ofis’i anlattı

Cengiz Bozkurt’un yeni dizisi “Hom/Ofis” başladı. Cengiz Bozkurt: “Canlandırdığım karakterlerin zaaflarını parlatmaya dikkat ediyorum. Kötüyü oynamak verimli bir alan. Büyük hayalleri olan küçük adamları oynamayı seviyorum”

Canlandırdığı karakterleri bir araya getirsek bir “gıcık insanlar” topluluğu olur.
O birbirinden farklı ama ortak özelliği “kıl olmaları” olan bu rolleri öyle bir oynuyor ki izleyici o karakterleri hemen benimsiyor, hatta kimileri çok seviyor. Sadece, bir fenomen haline gelen Erdal Bakkal bile yeterli bu durumu örneklendirmek için. Cengiz Bozkurt’la TV8’deki yeni dizisi “Hom/Ofis” vesilesiyle bir araya geldik,
bu işin sırrını sorduk.

Yeni dizi, yeni karakter… Kimdir bu Hamdi Bey?
Evdeki insanların tatlı çekişmelerinden bıkmış bir adam. İşyerinde mutlu… Günün birinde şirketin tasarruf tedbirleri nedeniyle artık evden çalışacağını öğreniyor…

Evden çalışabileceğiniz bir işinizin olmasını ister miydiniz?
Dün gece setten geldim, birtakım ödemeler yapıp e-postalar atmam gerekiyor. Bilgisayarı açtım, fare yok. İki yaşında bir çocuğumuz var. O yok etmiş. Faresiz halletmeye çalıştım, olmadı, delirdim. Halının altından çıktı sonra. Evden çalışmak başta herkese tatlı gelir ama çocuklu bir evde çok zor olurdu herhalde.

Tabiri caizse gıcık adamları canlandırıyorsunuz siz daha çok. Yine de çok seviliyorsunuz…
Londra’da Goldsmiths, University of London’daki hocalarım “Karakterin zayıf yönlerini parlatın” derlerdi. Buna dikkat ediyorum. “Parmaklıklar Ardında”da canlandırdığım gardiyanın mevki, Erdal Bakkal’ın para zaafı vardı… İnsan zaaflardan oluşuyor. Zaafları öne çıkardığınızda seyirci o karakterin yaşayan bir karakter olduğuna inanıyor. İyi birini oynarsan ikinci bölümde de iyisin, 108’inci bölümde de… Çok sıkıcı. Kötüyü oynamak verimli bir alan. Ben büyük hayalleri olan küçük adamları oynamayı seviyorum. İnsan hikayesi seviyorum.

Erdal Bakkal’ı nasıl hatırlıyorsunuz şimdi?
“Unutulmaz şarkım” diyorum ben ona. Gençler beni başka bir karakterde görmek istemiyor. “Hamdi Bey diye bir karakteri oynayacağım” dediğimde “Hamdi Bey de neymiş, sen Erdal Bakkal’sın!” gibi tweet’ler alıyorum. “Leyla ile Mecnun” ölümsüz bir proje. Ama “Leyla ile Mecnun”da oynadık diye emekliye ayrılacak değiliz. Hayat devam ediyor. Biz de elimizden başka bir şey gelmediği için oynamaya devam ediyoruz. Tek karakter üzerinden bir kariyer yapmayı kendime yakıştıramam. Hatta elimden geldiğince ters köşe işler yapmaya çalışıyorum. Ama hayat hep bu şansı tanımıyor. Bazen daha az beğenilen karakterler çıkarıyorsunuz. Nasıl müzisyenler  50 şarkı yapar ama bir tanesi hit olur… Bu da onun gibi.

“Benim daha bağımsız bir karakterim var”

“Leyla ile Mecnun”dan sonra ekip hemen ayrılamadı, “Ben de Özledim”i çekti. Ama siz hemen başka işlere yöneldiniz…
“Leyla ile Mecnun” devam ederken de “Bu bittikten sonra ben başka bir karaktere geçerim” diyordum zaten. Üstatlarımızdır, kıyaslamak doğru mu bilmiyorum ama “Hababam Sınıfı” kadrosu daha sonra hiç iş yapmadı mı? Yaptı. Ama “Hababam Sınıfı” orada arşivlik bir iş olarak duruyor.

Onur Ünlü’nün tayfası içinde de varsınız, Cem Yılmaz tayfası içinde de, Ata Demirer tayfası içinde de… Üçüyle de çalıştınız. Oysa bu üç yönetmen “farklı kafada” insanlar…
Kendimi birinin tayfasında görmüyorum aslında. Benim daha bağımsız bir karakterim var. Türkiye sinemasının yüz akları onlar. Sağolsunlar, çağırıyorlar, gurur duyuyorum. Kendilerini çoktan kanıtlamış oldukları için ego sorunları yok. Çok eğlenceli insanlar tabii. Ama öyle birlikteyken sürekli gülüyoruz, içip kendimizden geçiyoruz diye bir şey yok. Türkiye meselelerini de konuşuyoruz, hayat üzerine felsefi muhabbetler de yapıyoruz.

“Siyasete lisede başlamıştım”

ODTÜ’de fizik okurken pat diye okulu bırakıp İngiltere’ye gidiyorsunuz. Orada tiyatro kurup oyunculuk yaparken pat diye her şeyi bırakıp Türkiye’ye dönüyorsunuz…
Bu herhalde ODTÜ’nin verdiği bir şey. Orada dil öğreniyorsunuz, sizi geliştiren arkadaşlarınız oluyor. Mesela altı ay önce kaybettiğimiz arkadaşımız Gökhan Türe. Bir sualtı topluluğu başlatmış, ilk kampına da bizi götürmüştü. Böyle şeylerin verdiği özgüven insana dünyanın herhangi bir yerinde sıfırdan bir hayata başlama gücü veriyor.

Dönünce İngiltere’deki gibi yoğun biçimde tiyatro yapmadınız…
Diziyle tiyatroyu birlikte götürmek benim için imkansız. Yönetmen Mehmet Ergen yakın arkadaşım. Dönünce burada tiyatro yapmama o vesile olmuştu. Sonra ben dizilere kaptırınca toparlayamadım. O çok kızıyor. Ama dizilerde çok yoğun çalışıyoruz. Oyuna yetişememek en büyük kabusumdur. Bu yaşta kendime onu yaşatmak kendimi hırpalatmak olur. Ama çok özlüyorum sahneyi.

Başka yeni proje ne var?
Burak Aksak’ın filmi “Bana Masal Anlatma”da mahallenin kahvecisiyim. Ocakta vizyona girecek. Onun dışında İngiliz bir arkadaşımla üç yıldır yapamadığımız bir film projesi var. Cem de (Yılmaz) ocak-şubat gibi bir iş yapacak, inşallah onunla yine birlikte çalışacağız.

“ÖDP’nin üyesiyim, son kongrede divan başkanlığı yaptım”

Çalışmadığınız zamanlar nasıl geçer?
Küçük kızım bütün zamanımı alıyor. Onun dışında eşimle yürüyüşler yaparız. Büyük kızım Londra’da okuyor, onun yanına gidiyoruz.

Siyasete de ilginiz var bildiğim kadarıyla.
Lisede başladım siyasete. Şu an bir görevim yok ama ÖDP’nin kurucu üyesiyim. Son kongresinde divan başkanıydım. Son seçimlerde İstanbul ikinci bölge milletvekili adayıydım. Ama Yüksek Seçim Kurulu seçimlere almadı.

GÜLİZ ARSLAN – Milliyet Cumartesi

Bir önceki yazımız olan Özgür Mumcu ve Bilge Öztürk öpüştü! başlıklı makalemizde bilge öztürk, Özgür Mumcu ve özgür mumcu bilge öztürk hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *