Cazın dindar olmayan ruhanisi: Keith Jarrett

Keith Jarrett, 1996’daki İstanbul Caz Festivali konserinden sonra ilk kez yine festival için İstanbul’a geliyor! Üstelik yine aynı efsane kadroyla… Akustik basta Gary Peacock, davulda Jack DeJohnette…

Ve huzurlarımızda, Keith Jarrett Trio! Gerçi onlar mı bizim huzurumuza çıkacak yoksa biz mi onlarınkine çıkarız tam olarak kestiremiyorum fakat 18 Temmuz’u her halükarda dört gözle bekliyorum. ‘ECM Sound’un bir tutkunu için Keith Jarrett Trio konserinden daha heyecan verici çok az etkinlik vardır dünyada… “Kimdir peki?”, “Neden Keith Jarrett?”, “Müziği klasik mi caz mı?”, “Solo performanslari ile trio performanslarının mukayesesi” gibi ülke basını ortalamasına hizmet edebilecek derin soruların yanıtlarını arayacağımız bu yazımıza, dilerseniz, İKSV bülteninin tasarruflu ama faydalı metniyle başlayalım. Sonrasında efsane üçlüye ismini veren büyüğümüze yönelelim: “Yaşayan en önemli caz piyanisti, muhteşem solo doğaçlamaları, caz standartları ve klasik müzik eserlerine getirdiği benzersiz yorumuyla tanınan Amerikalı besteci ve müzisyen Keith Jarrett, 1996’daki İstanbul Caz Festivali konserinden sonra ilk kez yine festival için İstanbul’a geliyor! Üstelik yine ‘96’daki efsane kadroyla… 1983’ten bu yana birlikte hem caz standartlarını yorumlayan hem de özgün bestelerini icra eden bu üçlüde Keith Jarrett ile birlikte, akustik basta Gary Peacock ve davulda Jack DeJohnette yer alıyor. Birlikte beş kez Grammy adayı olan üçlü, aralarında Downbeat ve Jazz Times dergilerinin En İyi Akustik Caz Grubu ödülü de bulunmak üzere dünyanın dört bir yanında birçok ödül kazandı”.

İlk konser 5 yaşında

Keith Jarrett 1945’te Pennsylvania’da doğdu. Üçüncü yaşı itibarı ile müzikle uğraşmaya koyuldu. Piyano ile başlayan serüveni davul, vibrafon ve soprano saksofon ile sürdü. 5 yaşındayken klasik müzik repertuvarından oluşan ilk konserini verdi. Kendi bestelerini çaldığı ilk konserini gerçekleştirdiğinde ise 17 yaşındaydı. Paris’te, üstün yetenekli piyanistlerin öğretmeni Nadia Boulanger’la çalıştıktan bir müddet sonra Amerika’ya döndü. Berklee College of Music’de bir yıllık caz öğreniminden sonra okuldan ayrılarak Tony Scott, Art Blakey, Charles Lloyd ve Miles Davis’in gruplarında çaldı.

Daha sonraki yıllarda Charlie Haden, Paul Motian, Jan Garbarek, Gary Peacock ve Jack DeJohnette ile kurduğu üçlülerle konserler verdi, kayıtlar yaptı. Çalışmaları caz ağırlıklıydı ama klasik müzikle ilgisini koparmadı.

Handel, Bach ve Şostakoviç yorumları albüm olarak yayınlandı.

1970’lerin başında, ki ECM’in de ilk yıllarına tekabül eder, meşhur prodüktör Manfred Eicher’in teklifi Keith Jarrett’ın müziğinde bir dönüm noktasıydı. Eicher, Jarrett’a da solo plaklar hazırlamayı önerdi ve o günlerden bugünlere, Keith Jarrett ECM kataloğunun süreklilik arz eden belki de ilk ismi oldu. 1972’de yayınlanan ilk solo plağı “Facing You” büyük ilgiyle karşılandı. Aynı yıl 18 konserlik uzun bir Avrupa turnesine çıktı.

ECM’in “Solo Concerts Bremen and Lausanne” adıyla yayınladığı konser kayıtları 1974’te Amerika, Avrupa ve Japonya’da yılın plağı ödülünü kazandı. Ancak en büyük satış rakamlarını “The Köln Concert- Köln Konseri kayıtlarıyla yakaladı ve bu kayıtlar ECM tarihinin en iyi satan plağı oldu. Jarrett’ın solo çalışmaları 1976’da bir stüdyo kaydı olan “Staircase”, “Dark Intervals”, on plaklık “Sun Bear Concerts”, “Concerts: Bregenz”, “Book of Ways”, “Paris Concert”, “Vienna Concert” albümleriyle sürdü.

1997’de Milano’nun ünlü La Scala Operası’nın tarihinde ilk kez klasik olmayan konseri verdi ve bu konserin kaydını aynı isimle yayımladı. “The Melody, At Night With You” ve “Carnegie Hall Concert” kaydının ardından geçtiğimiz yıl “Rio”yu yayımladı…

Keith Jarrett’ın temel enstrümanı piyanonun yanı sıra soprano saksofon ve gitarı tereddütsüz kullanması veya klavsen ile solo albümler yayımlayabilmesi konvansiyonel dinleyiciler için neredeyse cüret bile kabul edilmiştir fakat onu asıl farklı kılan; eşsiz piyano tekniğinden ziyade melodi ve ritim fikirlerinde yakaladığı sonsuz özgürlük, tonlar arasında pervasızca aştığı derin uçurumlar ve en önemlisi de iç sesi olmuştur.

Keith Jarrett caz, klasik ve etnik müzikler ile kurduğu iletişimde şahsi inanç biçiminden fazlasıyla etkilenmiştir. Teknik ve doğaçlama yetisi sandığımız ve özellikle 1970’lerin ortalarından başlayarak yansımasını gördüğümüz birçok müzik rengini Jarrett’ın kendine özgü mistisizm anlayışı ile açıklamak mümkün. İçinden geldiği gibi varolmayı seçen, söz konusu varoluşu doğaçlamaları ve tuşeleriyle kurduğu bağ üstünden tanımlayan Keith Jarrett gerek müzikal gerekse mistik açıdan etkilendiği Charles Lloyd gibi, cazın dindar olmayan ruhanilerinden biri… İngiliz halk ezgilerinin, Rus şarkılarının, Hindistan ve Uzakdoğu’nun gizemli müziğinin öğelerinin yer aldığı doğaçlamalarını eklektik olarak tanımlamıyor ve ekliyor, “Sizden önce söylenen hiçbir şeyi tekrarlamadan kendi müziğinizi üretmeniz, sanatçılığın ilk adımıdır. Bu aşamaya ulaşıldığında, önyargılar ve endişeler dahil her şeyi bir yana bırakabilirseniz sanatçı olursunuz. Her şeyi bir yana bırakan kişinin müziği, birilerinin melodilerini çağrıştırabilir, ancak özde her zaman farklı olacaktır…”

Caz tarihinde bir milat

Keith Jarrett’ın birbirinden önemli isimlerle bezeli kariyerinde 1983 tarihli dönüm noktasına göz atalım biraz da. Otuzuncu yılına girecek olan Keith Jarrett Trio, Gary Peacock ve Jack DeJohnette’in de yer aldığı kadrosuyla caz tarihine capcanlı renkler getiren bir milat. ECM’in üç büyük ismini bir araya getiren Keith Jarrett Trio ilk albüm olan “Standards Vol.1”dan başlayarak nefis melodi cümleleriyle dolu yepyeni, belki popüler olan ama katiyen popülist olmayan bir caz tavrı ortaya koymuştur. 1989 tarihli “Changeless” ise “Dancing” adlı açılış parçası ile dikkat çekmiş, Gary Peacock ve Jack DeJohnette’in de bağımsız müzikal kimliklerini ortaya koymak açısından önem arz etmiştir. Yoğun üretimle geçen ‘90’lara geldiğimizde de Keith Jarrett Trio’nun ustaları Miles Davis’e ithafen hazırladıkları “Bye Bye Blackbird”ü anmadan geçmemeliyiz.

1992 tarihli bu albümde Miles’a duydukları saygıyı ve özlemi standartlar ve yeni parçaların birlikteliğinde ifade eden üçlü 1994-96 yıllarına ise ünlü Blue Note kulübü konserleriyle damga vurdu. Değindiğimiz albümlerin dışında “Standards Vol.2”, “Standards Live”, “Changes”, “Still Live”, “Tribute”, “The Cure”, “Standards in Norway”, “The Complete Recordings”, “Whisper Not”, “Tokyo 96”, “Inside Out”, “Always Let Me Go”, “The Out Of Towners”, “New York Sessions”, “Live in Japan”, “Up For It”, “My Foolish Heart” ve “Yesterdays” albümlerindeki ortak caz algısı ve dolayısıyla uyum ile müziği çoğu kez merkeze alıp, bazı bazı ötelere ulaşan olağanüstü bir ekip Keith Jarrett Trio. Uzun yılların birikimiyle öze ulaşmış bu ekibin hüzünlü ve bir o kadar mizahi konserini kaçırmamak menfaatiniz icabıdır.

ERAY AYTİMUR – 2012 MİLLİYET SANAT

Bir önceki yazımız olan BMW 218i özellikleri ve fiyatı başlıklı makalemizde 218i Active Tourer, BMW 218i ve BMW 218i fiyatı hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *