Burcu Esmersoy ve korsan CD operasyonu

Korsan operasyonunda şebekenin korsana nostaljik yaklaşımı ilgimi çekti. İnternette şifreyle üye olunuyor, korsan CD ve DVD’ler sipariş üzerine evlere teslim ediliyor. DVD neyse de korsan CD mi kaldı?Acaba korsan kaset de satıyor mu bu şebeke diye düşünmedim değil. Haberde göremedim ama her an karışık kaset kaydedip satan bir şebeke ortaya çıkabilir. Zira benim anladığım, korsancılar nostaljiye rağbet ediyor.

Efendim İstanbul’da korsan CD şebekesine yönelik operasyon yapılmış. Burcu Esmersoy tanık olarak ifadeye çağrılmış. Emniyet’e giderek ifade veren Esmersoy, “Kullanmadığım cep telefonu numaram gözaltına alınanlardan birinin cep telefonundan çıkmış. Ben korsan CD almadım” demiş. Operasyonda 200 bin korsan CD ve DVD ele geçirilmiş. 45 kişilik çete gözaltına alınmış. İnternet üzerinden müşterilerine ulaşarak şifreli üyelik sistemiyle müşterilerine korsan CD ve DVD satışı yapan çete beş yıldır polisi atlatıyormuş.
Bu çetenin müşterileri nasıl insanlardır ki internetten girip şifreyle mifreyle uğraşıp yasadışı bir siteye üye oluyorlar, oradan CD ve DVD sipariş ediyorlar. Sonra bu CD ve DVD’lerin kendilerine yollanmasını bekliyorlar. Ölme eşeğim ölme.
Ayrıca korsan CD mi kaldı yahu? Bir tane bulsak da nostalji nesnesi olarak salondaki büfenin üzerine falan koysak…

Polis bu tarz operasyonlarda ünlü isimlerin adını kullanıyor
Teknoloji devrinde hangi siteden hangi filmin zırt diye indirildiğini bugün bilmeyen yok. Peki ama bu müşteriler hangi devirde yaşıyor ki hem sitelere üye olacak, şifre alacak kadar teknolojinin içindeler hem de bir filmi indiremeyecek kadar yeteneksizler. Üye
olup günlerce bekliyorlar o CD ve DVD’ler kendilerine ulaştırılsın diye. Yoksa bu çetenin üyeleri nostalji peşinde mi? Çetenin adı nostaljik korsan çetesi falan mı? Memleket müzikte dijital devrimi yaşıyor;
iTunes, Deezer, Spotify geliyor; yasal satışlarda önemli gelişmeler kaydediliyor, korsan azalıyor, ekonomi kayıt altına alınıyor, ancak film endüstrisinde bu olmuyor.
O yüzden de hâlâ mahallelerin köşebaşlarındaki tezgahlarda, dükkanlarda el altından korsan DVD satışı var hakikaten.
Bu dükkanların çok meşhur olanları, markalaşanları hatta farklı mahallelere şube açanları var. Herkes bilir. Peki herkesin bildiğini polis bilmez mi?
Bakın ben bunu yıllar önce yazdığımda Kadıköy Emniyet Müdürü bizzat aramış, bu yerleri bildiklerini, 37 kere baskın yaptıkları yerler olduğunu, her defasında dükkanın mühürlenip malların alındığını ancak mahkeme sürecinin hiçbir zaman sonuçlanmadığını ve bu dükkanların yeniden açıldıklarını söylemişti.
Burcu Esmersoy’a gelince. Polis her defasında bu operasyonların medyada daha fazla ilgi çekmesi için konuyla ucundan kıyısından alakalı olsa da ünlü isimlerin adını kullanır. Bu da böyle bir dikkat çekme hadisesi herhalde…
Başarılı oldu mu? Kesinlikle.

Deezer mı Spotify mı?

Amacım bu sorunun yanıtını bulmaktı. Olmadı. Bir süredir deneme yayınında olan Deezer geçen hafta Türkiye’deki telif anlaşmalarını da sonlandırarak tam teşekküllü hizmete geçti. Bunu gören Spotify ise herhalde rekabette geri kalmamak adına eşzamanlı bir hamleyle apar topar açıldı.
İkisini karşılaştırmak için bilgisayarın başına oturdum ancak Spotify’ın iki şarkıda bir karşınıza çıkan ve nereden susturulacağı belli olmayan tanıtım bantlarından fenalık geldiği için amacıma ulaşamadım.
Bazen başlangıçta insanları sürekli mesaja boğmak yerine sistemle baş başa bırakmak daha anlamlı. İlk izlenim: Şu anda Deezer, Spotify’dan önde. En azından Türkçe sanatçı ve albüm isimlerini Türkçe fontlarla yazmayı becermişler. “Askin Izdirabini by Hayko Cepkin” yazmamak da
iyi bir başlangıçtır. Spotify biraz kendine gelsin, bu kıyaslamayı o zaman yapalım.

Bu konserleri kaçırmayın!

* Yasmine Hamdan: Arabesk değil arapop diye yazmışım zamanında, Lübnanlı Yasmine Hamdan’ın Madonna’yla da çalışan Mirwais ile yaptığı “Arabology” albümüyle ilgili.
Biraz da indie havalar ekleyin siz bu cümleye. Değişik bir gece olur. (Salon, 6 Ekim, 20.00)
* The Lost Fingers: Gypsy jazz. Biz buna hiçbir negatif anlam yüklemeden Çingene caz diyelim. Daha doğrusu Çingeneler New Orleans’ta takılsa nasıl olurdu sorusuna yanıt olduklarını aktaralım. Swing’in yeni yükselen değer olduğu indie müzik âlemlerinde ayağımıza gelen ekibi kaçırmamak lazım. (Akbank Caz Festivali/Garajistanbul, 2 Ekim, 22.00)
* White Mink: Swing demişken İngiltere kulüplerini şenlendiren White Mink DJ’leri buraları da coşturacak gibi geliyor bana. Şimdiden “Boardwalk Empire” izleyip kılık kıyafette
1920’ler aksesuarlarına ilgi gösterin. (Akbank Caz Festivali/ Babylon Lounge, 4 Ekim, 23.30)

İTİRAF EDİYORUM

* Türkçe konuşmaya çalışan Batılı aksanı diye bir şey var ve ben bunu dinleyemiyorum. Pink Martini’nin “Üsküdar’a gider iken” yorumunu da bu yüzden sonuna kadar dinleyemiyorum bir türlü, gözüm falan seyirmeye başlıyor.
* Avicii’nin “Wake Me Up” isimli şarkısını pek seviyorum, kulaklığın sesini sonuna kadar açıp dinliyorum (bkz. guilty pleasure).
* Üçüncü köprünün adının “Üçüncü Köprü” kalacağına inanıyorum. En kötü köprüye “Yavuz” diyenlerle “üçüncü köprü” diyenler arasında yeni bir çatışma ekseni yaratacağımıza inancım tam.
* IOS 7’nin tasarımı bana bebek kanallarındaki çizgi filmleri anımsattı. Ancak asıl mühimi iOS 7 bana Android ve Windows’u anımsattı. Apple bana kalırsa ilk kez geri adım attı tasarımda.
* Yeni tutkum her akşam yatmadan bir bölüm “Adventure Time” izlemek. Çizgi film asla sadece çizgi film değildir.

Yeni internet fenomeninin adı Fe

Lana Del Rey son büyük internet fenomeniydi. Evde kendi kendine yaptığı klipler reklam falan yapmadan milyonlarca kez tıklanınca müzik sektörünün ilgisini çekti. Şarkıları ve sesi
çok özeldi. Şahane görünüyordu, gizemliydi, merak uyandırıyordu.
Şu anda dünyanın tanıdığı bir sanatçı oldu.
Yeni fenomeni daha fenomen olmadan tanıtayım. Adı Fe. Kimse ne olduğunu,
kim olduğunu tam bilmiyor Londralı olmasının dışında.
“Let It Go” ve “Remarkable Affair” isimlerinde iki videosunu izledim. Tek plan videolar. Gizemli bir kadın Mazzy Star ile Lana Del Rey arasında bir sesle şarkı söylüyor. Şarkılar şahane. Lana Del Rey’e özendiği belli. Takibe alın. Zamanı geldiğinde “Biz bunu önceden biliyorduk” diyeceksiniz.

Bir önceki yazımız olan Demokratikleşme paketiyle neler değişecek? başlıklı makalemizde başbakan erdoğan, demokrasi ve demokratikleşme paketi hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *