Bugünkü durum ilişkilerimizi etkilemez

03 August 2013 Saturday, 17:18

Irak’taki siyasi istikrarsızlığı, konjonktürel olarak değerlendiren Davutoğlu, bunun ekonomik ilişkileri etkilemediğini belirterek, enerjide Türkiye’nin izleyeceği politikanın ipuçlarını, “Bölgedeki 45 milyar varillik ham petrol ve ve 6 trilyon metreküplük doğalgaz kaynakları, güvenliğimiz açısından büyük önem taşıyor” sözleriyle ortaya koydu.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Türkiye ile Irak arasındaki siyasi ve ekonomik ilişkiler konusunda, Milliyet’e değerlendirmelerde bulundu. Davutoğlu, Irak’taki siyasi istikrarsızlığın konjonktürel olduğuna dikkat çekerek, ekonomik ve ticari ilişkilerin bundan etkilenmediğini vurguladı. Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başbakanı Neçirvan Barzani’nin, 17 Mayıs’taki Ankara ziyaretinde, bölgedeki petrol ve doğalgazın çıkartılması ve Türkiye üzerinden dağıtımı konusunda Enerji Bakanı Taner Yıldız’ın da katıldığı önemli bir toplantı yapılmıştı. IKB’deki 45 milyar varillik ham petrol ve 3-6 trilyon metreküplük doğalgazı kaynaklarının Türkiye’nin enerji arz güvenliği bakımından büyük önem taşıdığına dikkat çeken Davutoğlu, Türkiye ile Irak arasındaki siyasi ve ekonomik ilişkilerle ilgili sorularımıza, şu yanıtları verdi: n Türkiye ile Irak arasındaki siyasi ilişkilerin yakın gelecekteki şekillenmesiyle ilgili öngörüleriniz nedir? Irak’ın bugün Türkiye’nin en büyük ikinci ticaret ortağı konumuna yükselmesi, Basra, Erbil ve Musul’da başkonsolosluklar açmamız, Irak’la ve Irak halkının tüm kesimleriyle ilişkilerimizin her alanda süratle geliştiğinin göstergeleridir. Bu ülkeyle işbirliğimizin siyasi, güvenlik, savunma, enerji, ekonomi ve kültür başta olmak üzere tüm alanlarda daha da geliştirilmesini arzuluyoruz. Hedefimiz, Irak’la ilişkilerimizi karşılıklı yarar temelinde stratejik bir perspektif temelinde yeniden yapılandırmak ve bölgemize de olumlu etki sağlayacak şekilde kapsamlı bir iktisadi bütünleşmeye gitmektir. Bunun için gerekli siyasi irade taraflar arasında mevcut olup bu irade 2008’de iki ülke arasında Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi’nin (YDSK) ihdas edilmesini sağlamıştır. YDSK’nın 2009’da Bağdat’ta gerçekleştirilen ilk toplantısında, muhtelif alanlarda işbirliğini öngören toplam 48 mutabakat muhtırası imzalanmıştır. Irak’la ilişkilerimizin, YDSK mekanizmasından da yararlanmak suretiyle, her alanda daha da gelişip çeşitlenmesi gerektigine inanıyorum. Ancak bunun gerçekleşebilmesi için Irak’taki siyasi sorunların aşılması gerekiyor.

Dengeli ve ilkeli politikalar izliyoruz

Irak’ta şu anda mevcut olan siyasi istikrar sorununun ekonomik ilişkilere yansıması nedir?
Irak’taki mevcut siyasi sorunların ekonomik ilişkilerimize olumsuz yansımaları olacağını tahmin etmiyorum. Zira Irak’taki mevcut siyasi sorunlar, Türkiye’yle ilgili olmayıp Iraklı hükümet ortakları ve siyasi liderler arasındadır. Sorunların kökeninde Irak’taki farklı kesimler arasında Irak Anayasası’nda öngörülmüş olmasına rağmen adil ve dengeli bir güç paylaşımının sağlanamaması ve hükümet ortakları arasında bir güven ve işbirliği ortamının tesis edilememesi yatmaktadır.
Ülkemiz Irak’a yönelik olarak her zaman dengeli ve ilkeli politikalar izlemiş; Irak’ın egemenliğine, siyasi birliğine, toprak bütünlüğüne saygı göstermiştir. Irak’taki tüm kesimlerle dostluk ilişkilerimiz mevcut olup ülkedeki tüm etnik ve mezhep gruplarına her zaman yakın ve eşit mesafede bulunmaya özen göstermişizdir.
Irak’ın demokratik, müreffeh, hem kendisi hem de bölgemiz açısından güvenlik ve istikrar üreten, gerek kendi halkıyla gerek komşularıyla iyi ilişkiler tesis etmiş ve uluslararası toplumla bütünleşmiş bir ülke olmasını arzuluyoruz. Bu gerçekleştirilebildiği takdirde, ekonomik işbirliğimizin daha da güçlendirilmesi mümkün olabilecektir.

Türkiye ile Irak arasındaki ekonomik ilişkilerin potansiyeli nedir? Şu anda bu potansiyelin ne kadarı yaşama geçmektedir?

Tarihsel ve kültürel bağlar, coğrafi yakınlık, Türk işadamlarının Irak’taki uzun geçmişi, Irak’ta Türk ürünlerinin tanınması ve kalitelerinin kanıtlanmış olması iki ülke arasındaki ilişkilerin gelişmesini sağlamaktadır. Irak en çok ihracat yaptığımız ikinci ülke konumundadır. Küresel krizin etkisiyle ülkemizin ihracatında 2009’da yüzde 22.6’lık bir gerileme yaşanırken aynı dönemde Irak’a ihracatımız yüzde 30.86 artış göstermiştir. Son 10 yılda ticaretimizin en fazla arttığı ülke Irak’tır. 2011’de ihracatımız bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 37 oranında artarak 8.3 milyar dolara ulaşmıştır. 2012 ihracatımızın 10 milyar doları geçmesi beklenmektedir. İhracatımızin ilk üç aylık dönemdeki seyri bu beklentiyi desteklemektedir.
Irak’ta sorunlara rağmen kalkınma yatırımları ve ticari faaliyetler hızla devam etmektedir. Irak, petrol ve doğalgaz rezervleri ile ihracatı açısından önemli bir arz ülkesidir. OPEC üyesi olan Irak’ın tespit edilmiş petrol rezervi 143 milyar varildir. Irak, rezervi itibariyla, Venezuela, Suudi Arabistan ve İran’ın ardından, dünyanın dördüncü büyük petrol ülkesidir. Ayrıca, 3.1 trilyon metreküp doğalgaz rezervi bulunmaktadır. İki ülke arasındaki ekonomik ilişkiler son yıllarda sürekli gelişim göstermekle birlikte, potansiyeller, ticaretin ve yatırımların daha da arttırılmasına elverişlidir. Ülkemiz açısından tüm bu yatırım fırsatlarının değerlendirilmesi ve Türk firmalarının Irak’ın tüm bölgelerinde yatırım yapabilmeleri için çalışmalarımız sürdürülmektedir.

Hidrokarbonda en uygun ülke Türkiye

Enerji alanında Irak ile nasıl bir işbirliği öngörülüyor?

Yaklaşık 143 milyar varil ham petrol, 3.17 trilyon metreküp doğalgaz rezervleri ile dünyanın sayılı hidrokarbon zengini ülkelerinden olan Irak’ta halihazırda toplam kaynakların sadece yüzde 8’i geliştirilebilmektedir. Rezervleri itibariyle dünyanın dördüncü büyük ülkesi olmasına rağmen, ülke, yıllık 2.5 milyon varil petrol üretimiyle dünya sıralamasında 11. sırada yer almaktadır. Petrol üretiminde dünyada önemli bir yeri olan Irak’ın doğalgaz üretimi, rezervlerine göre oldukça düşüktür.
Ülkemiz, Irak’ın petrol ve doğalgaz sahalarının geliştirilmesi ve üretimin mümkün olan en kısa sürede arttırılmasına yönelik hedef ve çabaları desteklemektedir. Irak’ın hidrokarbon kaynaklarının pazarlanabileceği en uygun ülke Türkiye’dir. Ayrıca, bu kaynakların uluslararası piyasalara ihracında Türkiye güzergahı en önemli alternatiflerden bir olarak ortaya çıkmaktadır.

Enerji alanında Kuzey Irak’taki bölgesel yönetimle nasıl bir işbirliği düşünülüyor? Kuzey Irak’a elektrik satılması ve petrokimyada atılacak adımlar için bilgi verir misiniz?

Türkiye enerji stratejisini, enerji arz güvenliğini önümüzdeki dönemde güvenceye alacak biçimde şekillendirmektedir. Ayrıca, Türkiye coğrafi konumuyla da Avrupa’nın enerji arz güvenliğinin sağlanmasında da önemli bir rol oynaması beklenmektedir.
IKB’deki enerji kaynakları Türkiye’nin enerji arz güvenliği bakımından büyük önem taşımaktadır. IKB’de 45 milyar varil ham petrol ve 3-6 trilyon metreküp doğalgaz olduğu tahmin edilmektedir. IKB’nin petrol rezervlerinin Libya’nınkilerle eşit seviyede, doğalgaz rezervlerinin ise Norveç, Hollanda, Kazakistan gibi ülkelerin üzerinde olduğu değerlendirilmektedir.
Irak’ta elektrik üretiminin yetersizliği kronik bir sorundur. Irak’ın genelinde halihazırda günde ortalama 8 saat elektrik verilebilmektedir. Özel sektör destekli yeni elektrik santrallerinin kurulması hedeflenmiştir. 2015’te 20 bin MW yeni kapasiteye ihtiyaç vardır. 15 yeni santralin tesisi için sözleşmeler imzalanmıştır. 2013’de 24 saat elektrik verilmesi amaçlanmaktadır. Elektrik üretiminde doğalgaza dayalı sistemin geliştirilmesi gereklidir. Kombine çevrim santrallerine geçiş önem taşımaktadır. Elektrik üretiminin yanı sıra iletim ve dağıtım sistemlerine de yatırım ihtiyacı bulunmaktadır.
IKB’de 2007’den bu yana yapılan özel sektör yatırımlarıyla halihazırda 2 bin 250 MW üretim kapasitesine erişilmiş olup günde 24 saat elektrik temini sağlanmıştır. Öte yandan Irak’ta kuzey bölgesi de dahil olmak üzere, petrol ürünlerine yoğun bir ihtiyaç bulunmaktadır. Bu bağlamda, ilgili makamlarla temaslarımız devam etmektedir.

SINIRA İKİ KAPI İÇİN MUTABAKAT SAĞLADIK

Sınır ticaretine yeni bir şekil verme konusunda çalışmalar var mıdır?
Irak ile ülkemiz arasında 384 kilometre uzunluğunda kara sınırı mevcuttur. Halihazırda yalnızca Habur İbrahim Halil Kara Hudut Kapısı faal bulunmaktadır. Habur, araç trafiği bakımından ülkemizin ikinci büyük hudut kapısı olma özelliğini taşımaktadır. Ekonomik ve ticari ilişkilerin gelişmes paralelinde Habur Hudut Kapısı’nda da yoğunluk artmıştır. Kapı ihtiyaca yanıt veremez noktaya gelmek üzeredir. Habur’daki yoğunluğun inşa edilecek üçüncü bir köprüyle azaltılmasına yönelik çalışmalarımız sürdürülmektedir. Ayrıca, Irak’la gerçekleştirilen temaslarda iki yeni hudut kapısı açılması hususunda mutabakat sağlanmıştır. Bu çalışmalar sonuçlandığında ikili ticaretimiz de artacak ve özellikle sınır bölgelerimizin kalkınmasına katkı sağlayacaktır.

BU HAVZA REFAH VE İSTİKRARA İLERLİYOR

Irak ile daha önce Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi oluşturulmuştu. Bu mekanizmanın gelecekte nasıl işlemesi planlanıyor? 2008’de kurulan YDSK doğrultusunda enerjiden ticarete, sağlıktan bayındırlığa, su kaynaklarından ulaştırmaya kadar olan geniş bir yelpazede uygulayacağımız projelerle Mezopotamya havzasının ortak bir istikrar ve refah alanı haline getirilmesi amaçlanmaktadır. Sayın Başbakanımızın 2009 Ekim ayında Bağdat’ı ziyareti sırasında düzenlenen ilk YDSK toplantısı münasebetiyle iki ülke arasında siyasi, güvenlik, savunma, enerji, ekonomi ve kültür başta olmak üzere birçok alanda somut işbirliğine yönelik 48 Mutabakat Muhtırası imzalanmıştır. Bu muhtıralarla siyasi atmosfere bağlı olarak YDSK çerçevesinde Irak ile ilişkilerimizi daha da geliştirip çeşitlendirmek suretiyle, kapsamlı ekonomik entegrasyon hedefi doğrultusunda mesafe almaya devam etmeyi amaçlıyoruz.

TECRÜBELERİMİZİ IRAK’A AKTARIYOR PEK ÇOK KONUDA EĞİTİM VERİYORUZ

 İşadamlarının, Irak’ta sıkıntılar yaşadığı dile getiriliyor. Bu arada PKK ve diğer terör gruplarının ekonomik ilişkileri etkilediği de ifade ediliyor. Bu sorunları azaltmak ve ekonomik ilişkileri artırmak için hangi çalışmaları yapıyorsunuz?
Irak’ta 2003 sonrasında oluşturulan yeni yapıların kurumsallaşması sürecinde geçmiş dönemden kalan bazı alışkanlıkların bir süre daha etkilerini sürdürmesi beklenmelidir. Ancak, Irak’ta güvenlik ve kamu düzeni koşullarında geçtiğimiz yıllara göre iyileşme olduğu da gözlemlenmektedir. Tabiatıyla yeni bir düzenin kurulmakta olduğu ülkede bir süre daha istikrarsızlıkların olması beklenebilir.
Türkiye, serbest piyasa ekonomisini bütün kurum ve kurallarıyla işletme konusundaki tecrübe ve başarılı uygulamalarını Irak tarafına aktarmayı arzulamaktadır. Bu anlayışla sağlıktan, tarıma, kamu yönetiminden ulaştırmaya kadar pek çok alanda Iraklı uzmanlar için eğitim programları düzenlenmektedir.
Bununla beraber, şirketlerimizin ve işadamlarımızın ülkedeki varlıkları, istikrarın sağlanmasına da yardımcı olmaktadır. Yurtdışında zor koşullarda başarıyla faaliyet gösteren Türk şirketlerinin bu birikimlerinden Irak da faydalanmaktadır. Güvenlik kaygılarının tamamen ortadan kaldırılmasını müteakip yatırımcılarımız iki ülke arasındaki gerçek işbirliği potansiyelini ortaya çıkarabilecek güce ve kalıcılığa sahip olacaktır.

Bir önceki yazımız olan ‘Obama’nın istediği karar çıkar’ başlıklı makalemizde cemil çiçek, feyzioğlu ve metin feyzioğlu hakkında bilgiler verilmektedir.

Yorum yazın...

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz